Bruksizm, çiğneme ve öğütme gibi fonksiyonel bir amaç olmaksızın dişlerde gerçekleştirilen sıkma ve/veya gıcırdatma hareketinin adıdır. Etiyolojide genel olarak morfolojik, psikolojik ve parafonksiyonel faktörler suçlanmaktadır. Ancak subjektif olması yönüyle bruksizm tanısında dünya genelinde kabul görmüş ortak bir görüş bulunmamaktadır. Bruksizm uyku esnasında veya uyanıkken gerçekleşebilir. Uyku bruksizmi cinsiyete bağlı farklılık göstermezken, uyanıkken gerçekleşen bruksizm daha çok kadınlarda görülmektedir. Bruksizm, dişlerde fraktür ve aşınmalar, periodontal dokularda destek kaybı ve mobilite, çiğneme sisteminde ve orofasial bölgede ağrı ile temporomandibular eklem disfonksiyonu gibi problemlere yol açabilmektedir. Bruksizm tanısında temel olarak beş yöntem uygulanmaktadır. Bunlar; anket yöntemi, klinik gözlem, ağız içi apareyleri, çiğneme kaslarının elektromyografik analizi, polisomnografi (PSG)’dir. Bu yöntemlerin içinde PSG ile değerlendirme gold standart olarak kabul edilmesine rağmen belirli limitasyonları bulunmaktadır. Klinik gözlemde temel olarak diş aşınmaları ve yumuşak dokuda görülen değişiklikler izlenmektedir. Diş aşınmaları oluşumuna etki eden faktörlere göre abfraksiyon, atrizyon, korozyon ve abrazyon olarak adlandırılmaktadır. Aşınma derecesi fazla olan, dişin spesifik fonksiyonunu yapamadığı, ağrı ve hassasiyete sebep olduğu ve diş dokusundaki kaybın restorasyon gerektirecek seviyeye geldiği durumlar patolojik diş aşınması olarak adlandırılır. Bruksizmin etiyolojisindeki farklılıklar tedavilerinde de farklı yaklaşımlar gerektirir. Günümüzde bruksizm tedavi yaklaşımları; kişiye yönelik yaklaşımlar (bilişsel-davranışsal terapi), farmakolojik yaklaşımlar ve oklüzal yaklaşımlar olarak özetlenebilir. Bu çalışmanın amacı, bruksizmin güncel tanı ve tedavi prensiplerini sunmaktır. Anahtar Kelimeler: Bruksizm, etiyoloji, diş aşınmaları
Background: Long-term use of L-Thyroxine (LT4), the synthetic thyroxine hormone used for thyroid hormone replacement therapy, is an important risk factor for osteoporosis. The aim of this study was to investigate the differences between mandibular cortical index (MCI) and trabecular bone fractal dimension (FD) values on panoramic radiographs of patients using LT4 and control subjects. Methods: A total of 142 female patients, 71 cases and 71 controls, were analyzed in the study. Ages were matched in case and control groups and the mean age was 36.6 ± 8.2 (18 to 50) years. MCI consisting of C1 (Normal Mandibular Cortex), C2 (Moderately Resorbed Mandibular Cortex) and, C3 (Severely Resorbed Cortex) scores was determined for case and control groups. Fractal analysis was performed using ImageJ on selected regions of interest from the gonial and interdental regions. The box-count method was used to calculate FD values. Wilcoxon signed-rank test, Mann-Whitney U test, and Spearman correlation analysis were applied to compare the measurements. Statistical significance of differences was established at P < 0.05 level. Results: FD values did not show statistically significant differences between case and control groups (p > 0.05). The mean FD in the right gonial region was 1.38 ± 0.07 in the case group and 1.38 ± 0.08 in the control group (p = 0.715). The mean FD in the right interdental region was 1.37 ± 0.06 in the cases and 1.36 ± 0.06 in the control group (p = 0.373). The mean FD in the left gonial region was 1.39 ± 0.07 in the cases and 1.39 ± 0.07 in the control group (p = 0.865). The mean FD in the left interdental region is 1.37 ± 0.06 in the cases and 1.38 ± 0.05 in the control group (p = 0.369). The most common MCI score was C1, with 62% in the cases and 83.1% in the control group. MCI scores showed a statistically significant difference between cases and controls (p = 0.016, p < 0.05). While the C2 score was higher in the cases, the C1 score was higher in the controls. Conclusions: LT4 use was not associated with the FD of mandibular trabecular bone, but was associated with MCI values of cortical bone. Further studies on larger samples with different imaging modalities and image processing methods are needed.
This study aimed to examine the difference between the fractal dimension (FD) values of the mandibular trabecular bone and the panoramic mandibular index (PMI), mandibular cortical index (MCI) and mandibular cortical thickness (MCW) of patients with ankylosing spondylitis (AS) and healthy control group. A total of 184 individuals (92 cases, 92 controls), were examined in our study. PMI, MCI, and MCW values were calculated on panoramic images of all individuals. For FD values, the region of interest (ROI) was selected with the size of 100 × 100 pixels from the right-left gonial and interdental regions and 50 × 50 pixels from the condylar region. Degenerative changes in the temporomandibular joint (TMJ) region were recorded. PMI, MCI, and MCW values showed statistically significant differences between the groups (p = 0.000, p < 0.001). The radiological signs of mandibular cortical resorption were more severe in the case group than in the control group. PMI and MCW values were found to be lower in the case group than in the control group. It was determined that the number of C3 and C2 values, among the MCI values, was higher in the case group. Only the FD values of the ROI selected from the condyle region were found to be statistically significant and were lower in the case group (p = 0.026, p < 0.05). Degenerative changes in the TMJ region were significantly more frequent in the case groups (p = 0.000, p < 0.001). The fact that the mandibular cortex shows more resorptive features in individuals with AS may require further evaluation in terms of osteoporosis. Because of the low FD values of the condylar regions of these patients and the more frequent degenerative changes, the TMJ region should be followed carefully. Detailed examination of the mandibular cortex and condylar region is beneficial in patients with AS for screening and following osteoporotic changes in these individuals, which is essential for the patient’s life quality.
1 January 2024 in Turkiye Klinikleri Journal of Dental Sciences
Amaç: Bu çalışmanın amacı, yaklaşık olarak her on kişiden sekizinin sağlık ile ilgili probleminin internet ortamında araştırıldığı bir zaman diliminde, diş hekimliği fakülteleri resmî web sitelerinde bulunan radyoloji onam formlarının ulaşılabilirliğini ve okunabilirlik düzeyini araştırmaktır. Gereç ve Yöntemler: Hasta bakım hizmeti sunan 91 diş hekimliği fakültesinin resmî web sitelerinde bulunan arama butonu yardımıyla ''aydınlatılmış röntgen onam formu'', ''radyoloji onam formu'', ''bilgilendirilmiş röntgen rıza formu'' terimleri aratıldı. Sonuç elde edilen 24 diş hekimliği fakültesinin onam formlarının okunabilirlik düzeyinin tespit edilmesi için Ateşman okunabilirlik formülü kullanıldı. Tanımlayıcı istatistikler yardımıyla ortalama değerler, standart sapma, minimum ve maksimum değerler hesaplandı. Bulgular: Aydınlatılmış onam formu metinlerinin Ateşman okunabilirlik indeksine göre; %4,2'sinin (n=1) kolay, %37,5'inin (n=9) orta, %58,3'ünün (n=14) ise zor seviyede olduğu tespit edilmiştir. İncelenen metinlerin içeriklerine bakıldığında; %79'unun uygulanacak radyolojik tekniğin avantaj ile dezavantajları ve alternatifleri gibi genel konularda, %70'inin ise hamilelerde röntgen çekimi konusunda bilgilendirmelerde bulunduğu tespit edilmiştir. Metinlerin %60'ı röntgen çekimi konusunda onam isterken, %50'si ileri görüntüleme teknikleri konusunda da rıza istemektedir. Sonuç: Yasal sorumluluğu hekim üzerinde olan hasta onamı alınması uygulamasının, hekimler tarafından takip edilmesi, metinlerin içerik incelemesinin yapılması ve hastaya aktarılan bilgilerin okunabilirliğini artırmak amacıyla terimsel ifadelerden olabildiğince kaçınmaları, kısa ve öz bir anlatım biçimi kullanmaları tavsiye edilebilir.
Amaç: Endodontik tedavide, periapikal görüntülerden fraktal boyutun ve periapikal indeksin ölçülmesi, hem periapikal kemik değişikliklerinin belirlenmesinde hem de apikal periodontitisin değerlendirilmesinde önemli bir kanıttır. Bu çalışmanın amacı da, endodontik tedavi sonrası periapikal bölgede gözlenen değişiklikleri fraktal analiz yöntemi kullanarak ve periapikal indeksi ölçerek değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Çalışmaya periradiküler cerrahi endikasyonu olmayan dişlere sahip, 16-57 yaş arasında hastalar dahil edildi. Endodontik tedavi uygulanan hastaların başlangıç ve kontrol radyograflarına bakılarak klinik ve radyolojik verileri değerlendirildi. Kök kanal tedavisi öncesi ve 1 yıllık takip sonrası elde edilen periapikal görüntüler üzerinde lezyon merkezi ve çevre reaktif kemikten olacak şekilde 30x30 piksel boyutlarında ilgi alanı seçimi yapıldı. Sonrasında seçilen alanlar üzerinde fraktal boyut kutu sayma yöntemi kullanılarak ölçüldü. Aynı radyografiler üzerinde periapikal indeks değerleri, iyileşmiş (PAI