Ömer Emgin

Dr. Ömer Emgin

orcid

Research Focus & Metrics

Academic Career Length

7Years (2020-Present)

(Calculated once Scilit publication data is synced: current year − year of first publication + 1)

Representative Publications

View All Publications
18 November 2024 in Journal of Clinical Medicine
Verified
Journal Article
Open access
PDF file
ÖEÖmer Emgin
Ömer Emgin
MYMehmet Yavuz
Mehmet Yavuz
AŞAdem Şahin
Adem Şahin
MGMurat Güneş
Murat Güneş
MEMustafa Eser
Mustafa Eser
MCMensure Cakirgoz
Mensure Cakirgoz
Background: Glycemic variability (GV) is a prevalent and significant condition observed in critically ill patients. This study aimed to investigate the relationship between early glycemic variability parameters and 28-day mortality in critically ill patients. Methods: A multicenter, prospective, and observational study was performed at five tertiary intensive care units (ICUs) in Turkey. All patients who had more than six blood glucose level (BGL) measures per 24 h were included. The parameters of GV including the SD, MGL, MGD (the difference between the maximal and minimal glucose level), and the CV (the percentage of SD to the MGL) in the first 24 h were recorded. Results: A total of 578 eligible patients were enrolled in the study, of whom 43.6% were women. The mean age of the patients was 68.09 ± 16.62 years. Overall mortality was 31.5% (n = 182). The glycemic parameters of the CV, SD, and MGD were significantly higher in the non-survivor group than in the survivor group (p = 0.040, 0.006, and 0.002, respectively). The multivariate logistic regression analysis revealed that the CV (OR 1.023; 95% CI 1.004–1.042; p = 0.017) was an independent factor that increased mortality. Spearman’s rho correlation analysis revealed a strong (r:0.871) and statistically significant correlation (p < 0.001) between the CV and MGD. Conclusions: The CV calculated within the first 24 h of ICU admission is independently associated with 28-day mortality. The MGD is correlated with the CV and is maybe a practical tool to predict increased risk of mortality at the bedside. However, further studies are needed to establish the independent association of the MGD with mortality.

8 July 2025 in Biomedicines
Verified
Journal Article
Open access
PDF file
ÖEÖmer Emgin
Ömer Emgin
EKElif Rana Kılıç
Elif Rana Kılıç
İTİmren Taşkıran
İmren Taşkıran
EHEngin Haftacı
Engin Haftacı
AAAdnan Ata
Adnan Ata
MYMehmet Yılmaz
Mehmet Yılmaz
Background: The Systemic Inflammation Index (SII), associated with increased systemic inflammation and adverse outcomes, has been demonstrated to be efficacious and a significant biomarker in different patient populations. This investigation aims to examine the correlation between the admission SII, a relatively new biomarker, and 28-day mortality outcomes in intensive care units (ICUs). Methods: This retrospective cohort analysis was undertaken in a tertiary-level ICU in Turkey from 3 April 2024 through 31 December 2024. Baseline demographic data, clinical characteristics, and laboratory parameters were recorded. Inflammatory parameters such as SII, NLR, and PLR were calculated at the time of ICU admission. SII = neutrophil count (103/ill) × PLT count (103/μL)/lymphocyte count, NLR = neutrophil count (103/μL)/lymphocyte count (103/μL), and PLR = PLT (103/μL)/lymphocyte count (103/μL). Results: In this study, a total of 702 patients who met the eligibility criteria were recruited. The study’s overall mortality rate for 28 days was 36.9% with 259 deaths. The median age of the cohort was 70 years (57–80), with 41.6% of the participants being female. The SII was markedly elevated in non-survivors compared to survivors (p = 0.010). The analysis revealed that the SII/1000 was an independent predictor of elevated mortality risk (OR 1.029, 95% CI 1.001–1.057, p = 0.042). Conclusions: The identification of the Systemic Inflammation Index on admission to the ICUs is of critical importance. The SII has been demonstrated to serve as a significant and independent predictor of mortality. There is a need for prospective and large-scale studies to generalize this finding to other populations or for more widespread use in clinical practice.

1 January 2023 in Revista da Associação Médica Brasileira
Verified
Journal Article
Open access
PDF file
ÖEÖmer Emgin
Ömer Emgin
KRKazım Rollas
Kazım Rollas
HYHİCRET YENİAY
HİCRET YENİAY
RERengin Elve
Rengin Elve
IGIşıl Köse Güldoğan
Işıl Köse Güldoğan
This study aimed to assess the effect of prone position on oxygenation and lung recruitability in patients with acute respiratory distress syndrome due to COVID-19 receiving invasive mechanical ventilation.

29 May 2024 in Anadolu Kliniği Tıp Bilimleri Dergisi
Verified
Journal Article
Open access
ÖEÖmer Emgin
Ömer Emgin
BEBişar Ergün
Bişar Ergün
Aim: Peri-intubation cardiovascular collapse is a common side effect of tracheal intubation and is associated with increased mortality in critically ill patients. We aimed to determine the potential risk factors associated with peri-intubation cardiovascular collapse. Methods: This is a prospective observational study of patients who were critically ill and undergoing tracheal intubation from August 1, 2022 to February 28, 2023. The primary outcome was peri-intubation cardiovascular collapse. Peri-intubation cardiovascular collapse was defined as systolic blood pressure

10 February 2022
Verified
Book
Open access
PDF file
MEMehmet Erat
Mehmet Erat
ZLZakir Lazoğlu
Zakir Lazoğlu
YBYasin Bilgin
Yasin Bilgin
ATAhmet Burak Tatlı
Ahmet Burak Tatlı
MTMurat Tuğcu
Murat Tuğcu
ÖSÖzlem Saraç Sandal
Özlem Saraç Sandal
Bu eserimizde; hipertansiyon ile gelen hastalardan yola çıkılarak multidisipliner yaklaşım ile olası patolojiler ve güncel tanı ile tedavi yöntemleri ele alınmaktadır. Hipertansiyona sebep olabilecek patolojiler farklı branşları kapsamakla birlikte çeşitlilik göstermektedir. Hipertansiyon; hem yetişkin hem de çocuklarda kimi zaman bir hastalık belirtisi olurken, kimi zaman da geçici bir durum olabilmektedir. Kan basıncı yükselmesi nedeniyle organları besleyen damarlarda endotelyal disfonksiyon ve inflamatuvar sorunlar gelişmekte, bunun sonucunda da damarın bulunduğu organlarda ölümcül hasarlar oluşabilmektedir. Ailesel yatkınlık hipertansiyona en sık yol açan etken olarak belirtilmektedir. Günlük tuz tüketiminin fazla olması da hipertansiyona neden olan önemli etkenlerden biridir. Aşırı tuzlu beslenmek uzun dönemde hipertansiyona neden olmaktadır. Böbrek hastalıkları tansiyonu yükseltmekte, tansiyon yükseldikçe de böbrekte hasar oluşmaktadır. Bu zinciri kırmanın en önemli noktası ise öncelikle kan basıncını ilaç tedavisiyle kontrol altına almaktır. Kan basıncını yükselten problemlerden biri de çağımızın sorunu olan immobil yaşam ve obezitedir. Hatalı beslenme alışkanlıkları günümüzde hipertansiyonun görülme sıklığında yaşanan artışın en önemli sorunlarından biri diğeridir. Diyabetlilerde hipertansiyon gelişme riski normal popülasyona oranla daha fazladır. Uyku apnesi sorunu olan kişilerde hipertansiyon gelişme riski normal popülasyona göre 2 kat artmaktadır. Stres tek başına etken olmasada hipertansiyona meyil varsa kan basıncı değerini artıran ek bir risk faktörüdür. Sigara kullanımı tansiyonu doğrudan yükseltmese de uzun ve kısa vadede damar endotel disfonksiyonuna neden olmaktadır. Aşırı alkol kullanımı, endojen ve ekzojentoksinlere sekonder karaciğer tahribatı, aşırı yağlanma, gereksiz kalori artışı ve beslenme bozuklukları yaparak hipertansiyonu ikincil etken olarak artırabilen risk faktörleri arasında yer almaktadır. Tiroit hormonları, adrenalin, seratonin ve östrojenlerin yanı sıra böbrek üstü bezinden salgılanan renin, aldosteron ile kortizon gibi hormonların düzensiz ya da fazla salgılanmaları da kan basıncını doğrudan etkilemektedir. Bazı ağrı kesiciler ve hormonal ilaçlar, uzun dönem kullanılan bazı kortizon türevi ilaçlar, yine grip ve nezle için kullanılan bazı ilaçlar da kan basıncında geçici yükselmelere yol açabilmektedir.Bu sebeple de hipertansiyonasebep olan tüm bu patolojilerin geniş açıdan değerlendirilebilmesi için multidisipliner yaklaşım önem taşımaktadır.

17 April 2025
Verified
Book
Open access
PDF file
İTİmren Taşkıran
İmren Taşkıran
ÖEÖmer Emgin
Ömer Emgin
YÖYakup Özgüngör
Yakup Özgüngör
EHEngin Haftacı
Engin Haftacı
MGMurat Güneş
Murat Güneş
TATurgay Atay
Turgay Atay
Yoğun Bakımda Akciğer Tüberkülozu: Tanı, Tedavi ve İzolasyon İmren TAŞKIRAN Erişkin Yoğun Bakım Hasta Popülasyonunun Özellikleri ve Yoğun Bakımda Güncel Sorunlar Ömer EMGİN Yaşam Sonu Bakımı: Etik, Klinik ve Kişisel Perspektifler Yakup ÖZGÜNGÖR Yoğun Bakımda Enteral ve Parenteral Beslenme Engin HAFTACI Yoğun Bakımda Hasta ve Hasta Yakını İletişimi Murat GÜNEŞ Beyin Ölümü Tanısı-Güncel Konular Mehmet YAVUZ Yoğun Bakımda Tiroid Fonksiyon Bozuklukları Uğur AYDOĞAN Yoğun Bakımda Adrenal Yetmezlik Ebru AYDOĞAN Yoğun Bakımda Obstrüktif Uyku Apne Sendromu Engin KIRMIZIGÜL Donör Bakımı Ayşe ÇAPAR Yoğun Bakımda İnflamatuar Barsak Hastalıkları Adnan ATA Yoğun Bakımda Plevral Efüzyon ve Ultrasonografi Ömer KEKLİCEK Yoğun Bakım Hastalarında Venöz Tromboembolizm Turgay ATAY