Bu çalışmanın amacı, masa tenisi sporcularında sporcu öz yeterliliğin spora bağlılık düzeyine etkisi ile bazı demografik bilgiler açısından sporcu öz yeterlilik ve spora bağlılık düzeylerini incelemektir. Araştırmada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini masa tenisi sporcuları, örneklem grubunu ise bu sporcular arasından tesadüfi örneklem yöntemi ile seçilen 157 sporcu oluşturmaktadır. Araştırmada, Sporcu Öz Yeterlik Ölçeği ve Spora Bağlılık Ölçeği kullanılmıştır. Ölçek toplam puanlarının cinsiyet, milli sporcu olma durumu ve istediği ekipman ile oynama durumuna göre farklılık gösterip göstermediği Bağımsız Örneklem T-Testi ile, gelir düzeyine durumuna göre farklılık gösterip göstermediği ise Tek Yönlü Varyans Analizi ile belirlenmiştir. Sporcuların sporcu öz yeterliliği ve spora bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin derecesi ve yönü Pearson korelasyon katsayısı ile ilişkinin denklemi ise basit doğrusal regresyon analizi ile belirlenmiştir. Araştırma bulguları, masa tenisi sporunu istediği ekipman ile oynama fırsatı bulan ve milli sporcularının profesyonel düşünce yeterliğinin daha yüksek olduğunu, sporcu öz yeterliğindeki artışın spora bağlılığını pozitif yönde etkileyeceğini göstermiştir. Sporda öz yeterlik, insanların olaylar karşısında düşünce ve davranışlarını önemli ölçüde etkileyen bir unsurdur. Sportif başarının, aile, antrenör veya arkadaşları tarafından sağlanan sosyal desteğin, mental dayanıklılığın arttırılması ve ulaşılabilir hedeflerin konulması sporcuların öz yeterlilik düzeyini arttıracak, buna bağlı olarak spora bağlılığın artması mümkün olacaktır. Dolayısıyla, uygun ekipman kullanımı, sporcuya rahat bir oyun ortamı sağlayarak daha fazla hareket özgürlüğü, daha iyi denge, daha az yaralanma riski ve daha fazla konfor oluşturabilmesi ve sportif performansı artırmak açısından önem arz etmektedir.
30 June 2025 in Nişantaşı Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılığı ve boş zaman yönetiminin psikolojik iyi oluş düzeyine etkisini incelemektir. Çalışmada betimsel nitelik taşıyan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Ondokuz Mayıs Üniversitesi öğrencileri örneklemini ise bu öğrenciler içerisinden tesadüfi örneklem yöntemi ile seçilen 438 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, kişisel bilgi formu, sosyal medya bağımlılığı ölçeği, boş zaman yönetimi ölçeği ve psikolojik iyi oluş ölçeği kullanılmıştır. Ölçek puanlarının cinsiyete göre farklılığı Student t testi, sınıf, fakülte ve gelir düzeyine göre farklılığı ise Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Tukey testi ile belirlenmiştir. Ölçekler arası ilişki Pearson korelasyon katsayısı, ilişki denklemi ise regresyon analizi ile incelenmiştir. Çalışma sonuçları sosyal medya bağımlılığı ve boş zaman yönetiminin bireylerin psikolojik iyi oluşunu doğrudan etkileyen önemli faktörler olduğu görülmektedir. Araştırmada, sosyal medya bağımlılığının psikolojik iyi oluşu olumsuz yönde etkileyebileceği, buna karşın etkili boş zaman yönetiminin psikolojik iyi oluşa olumlu katkı sağlayabileceği belirlenmiştir. Sosyal medya kullanımını dengeleyici bilinçlendirme kampanyaları ile boş zaman yönetimi becerilerini geliştiren müdahale programları, psikolojik iyi oluşu artırmada etkili bir strateji olarak kullanılabilir.
21 December 2025 in Spor ve Performans Araştırmaları Dergisi
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığı ile bilişsel davranışçı fiziksel aktivite düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmış, evren olarak üniversite öğrencileri belirlenmiş ve tesadüfi örneklem yöntemiyle seçilen 315 öğrenci çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama araçları olarak, sosyal medya bağımlılığı ölçeği ve bilişsel davranışçı fiziksel aktivite ölçeği kullanılmıştır. Bulgulara göre, sosyal medya bağımlılığı ve fiziksel aktivite düzeyleri cinsiyet, yaş ve gelir düzeyi gibi demografik değişkenlere göre anlamlı farklılıklar göstermektedir. Kadın katılımcıların sosyal medya bağımlılığı düzeylerinin erkeklerden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Buna karşılık erkek katılımcılar, fiziksel aktiviteye yönelik olumlu tutumlar ve daha yüksek öz-düzenleme becerileri sergilemiştir. Gelir düzeyi açısından düşük gelirli öğrencilerin daha yüksek sosyal medya bağımlılığı puanları ve daha düşük fiziksel aktivite puanlarına sahip olduğu görülmüştür. Yaş grupları incelendiğinde, yaş ilerledikçe sosyal medya bağımlılığı düzeylerinin azaldığı, buna karşılık fiziksel aktivite düzeylerinin arttığı gözlemlenmiştir. Ayrıca, beden kitle indeksi ile sosyal medya bağımlılığı arasında pozitif, fiziksel aktivite arasında ise negatif ilişki bulunmuştur. Sonuç olarak, sosyal medya bağımlılığı üniversite öğrencileri arasında fiziksel aktivite düzeylerini olumsuz etkileyen önemli bir faktör olarak belirlenmiştir. Bu doğrultuda, kadın öğrenciler için sosyal medya kullanımını azaltmaya yönelik bilgilendirme seminerleri, dijital detoks atölyeleri ve rehberlik hizmetleri sunulması önerilmektedir. Ayrıca, fiziksel aktivite düzeylerini artırmak amacıyla üniversite bünyesinde kadınlara özel yürüyüş kulüpleri gibi grup egzersiz seansları düzenlenebilir. Düşük gelirli öğrenciler için ise, spor salonlarına ücretsiz üyelik imkânı sağlanması ya da belediye iş birliğiyle açık alanlarda ücretsiz spor etkinlikleri (sabah sporu, halk koşuları) düzenlenmesi önerilmektedir.
Bu çalışmanın amacı, futbol taraftarının sportif başarıya hasret düzeylerini bazı sosyodemografik özellikler açısından incelemektir. Çalışmada betimsel nitelik taşıyan tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Fenerbahçe futbol taraftarları, örneklemini ise, taraftarlar içerisinden tesadüfi örneklem yöntemi ile seçilmiş 310 birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ve Çankaya ve ark., (2023) tarafından geliştirilmiş olan, “Sportif Başarıya Hasret Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen ölçek ve alt boyut ölçek toplam puanlarının cinsiyet, medeni durum, deplasmana gitme durumuna göre farklılık gösterip göstermediği Student t test; yaş, gelir durumu, eğitim durumu, maçlara kiminle gidiyor olma ve maçları nereden izliyor olma durumuna göre farklılık gösterip göstermediği ise tek yönlü varyans analizi ve Tukey çoklu karşılaştırma testi ile belirlenmiştir. Bulgular, evli bireylerin dış faktörler toplam puanı yüksek çıkarken, bilgi toplam puanı bekar katılımcılara göre düşük çıkmıştır. Deplasmana giden bireylerin bilgi ve iç faktörler toplam puanları gitmeyen katılımcılara göre yüksek olduğu belirlenmiştir. Maçları statta takip eden taraftarların ölçek toplam puanı, dış faktörler, bilgi ve şiddet toplam puanları maçları tv ve internetten takip edenlere oranla yüksek olduğu tespit edilmiştir. Maçları tek başına izleyen taraftarların hasretlik toplam puanları ve dış faktörler toplam puanı diğer taraftarlara göre daha yüksek olduğu tespit edilmişken, bilgi ve şiddet boyutlarında ise maçları tek izleyen taraftarların diğer taraftarlara toplam puanlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Evli taraftarların spor etkinliklerine katılımını desteklemek adına aile dostu politikalar geliştirebilir. Tek izleyen taraftarların bireysel deneyimlerine odaklanarak, onları kulüple daha yakın bir ilişkiye çekmek için özel içerikler ve etkinlikler düzenlenebilir.
19 May 2025 in Journal of Optimal Zenith Sport Sciences
Bu araştırmanın amacı, spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin kariyer uyum yeteneklerinin belirlemek ve bu yeteneklerin cinsiyet, sınıf, akademik bölüm ve gelir düzeyi gibi sosyo-demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini incelemektir. Araştırmanın evrenini Ondokuz Mayıs Üniversitesi Yaşar Doğu Spor Bilimleri Fakültesi öğrencileri oluşturmakta, örneklemini ise bu evrenden tesadüfi örneklem yöntemiyle seçilen 170 öğrenci meydana getirmektedir. Veriler; kişisel bilgi formu, Savickas ve Porfeli (2012) tarafından geliştirilen, Türkçeye Işık ve arkadaşları (2018) tarafından uyarlanan ve dört alt boyuttan (ilgi, kontrol, merak, güven) oluşan Kariyer Uyum Yetenekleri Ölçeği – Kısa Form (CAAS-SF) aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde normallik varsayımı Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk testleri ile test edilmiş, ikili gruplarda farklılıklar Student t-testi ile, üç ve daha fazla grup içeren değişkenlerde ise Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Tukey çoklu karşılaştırma testi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon katsayısı ile incelenmiş, yordayıcı değişkenlerin etkisini belirlemek amacıyla regresyon analizi uygulanmıştır. Tüm istatistiksel işlemler SPSS 26.0 paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, kadın öğrenciler kariyer uyum yeteneklerinde erkek öğrencilere kıyasla daha yüksek puanlar alırken; sınıf, bölüm ve gelir düzeyine göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Bu doğrultuda, kariyer uyum yeteneklerinin geliştirilmesine yönelik planlanan rehberlik ve danışmanlık uygulamalarının özellikle erkek öğrencilerin farkındalık ve beceri düzeylerini artıracak şekilde yapılandırılması önerilmektedir.
31 December 2025 in Dede Korkut Spor Bilimleri Dergisi
Bu araştırmanın amacı, bocce ve bowling branşlarında aktif olarak spor yapan bireylerin antrenör–sporcu ilişkisi ile akılcı ve sezgisel karar verme stilleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışma grubunu, aktif olarak bocce ve bowling sporu yapan 420 sporcu oluşturmuştur. Veriler, kişisel bilgi formu, antrenör–sporcu ilişkisi ölçeği ve akılcı ve sezgisel karar verme stilleri ölçeği ile toplanmıştır. Cinsiyet, milli sporcu olma ve gelir düzeyi değişkenlerine göre ölçek puanları arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Branş değişkenine göre yapılan analizlerde, bowling sporcularının antrenör–sporcu ilişkisi uyumlu çalışma ve yakınlık alt boyutlarında bocce sporcularına göre daha yüksek puanlara sahip oldukları saptanmıştır. Korelasyon analizinde, antrenör–sporcu ilişkisi ölçeği alt boyutları ve toplam puanları arasında yüksek düzeyde, pozitif ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Uyumlu çalışma, karşılıklı anlayış ve ortak hedef, yakınlık ve güven boyutları birbirleriyle ve toplam puanla aralığında güçlü pozitif korelasyonlar göstermiştir. Ayrıca antrenör–sporcu ilişkisi toplam puanı ile akılcı ve sezgisel karar verme alt boyutları arasında da orta düzeyde pozitif ilişkiler tespit edilmiştir. Bu bulgular, sporcuların antrenörleriyle kurdukları ilişkinin güçlendikçe karar verme becerilerinin de geliştiğini göstermektedir. Sonuç olarak, bocce ve bowling sporcularının genel ilişki düzeyleri benzer olsa da bowling sporcularının iletişim ve güven boyutlarında daha olumlu ilişkiler sergiledikleri; ayrıca güçlü antrenör–sporcu ilişkilerinin sporcuların karar verme süreçlerini desteklediği belirlenmiştir.