Amaç: İki farklı hemşirelik uygulama programındaki son sınıf hemşirelik öğrencilerinin eğitim stresi, geleceğe yönelik tutumları ve bunları etkileyen faktörlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışma A Üniversitesinden (intörn uygulaması olan) ve B Üniversitesinden (intörn uygulaması olmayan) 258 son sınıf hemşirelik öğrencileri ile Mayıs-Haziran 2022 tarihlerinde kesitsel tasarımla yürütülmüştür. Çalışma verileri “Tanıtıcı Özellik Formu, Hemşirelik Eğitimi Stres Ölçeği, Geleceğe Yönelik Tutum Ölçeği” ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Mann Whitney U test, Kruskal Wallis Test, Spearman Korelasyon Analizi uygulanmıştır. Bulgular: A Üniversitesi hemşirelik öğrencilerinin hemşirelik eğitim stresi puanlarının, B Üniversitesi öğrencilerinden anlamlı şekilde düşük (Z=6639, p=0.013) ve geleceğe yönelik tutum ölçeği puanlarının B Üniversitesi hemşirelik öğrencilerine göre anlamlı şekilde yüksek olduğu belirlenmiştir (Z=6651, p=0.014). Akademik stres iyimserlik ile negatif ilişkilidir (r= -.145, p=.020). Öğrencilerin mesleğe ilişkin görüş ve algılarına göre eğitim stresi ve geleceğe yönelik tutumlarında farklılıklar belirlenmiştir (p< 0.05). Sonuç: İntörn uygulaması olan hemşirelik programındaki hemşirelik öğrencilerinin eğitim stresi ve geleceğe yönelik tutumlarının intörn uygulaması olmayan hemşirelik öğrencilerinden daha iyi düzeyde olduğu görülmüştür. Hemşirelik öğrencilerinin mesleki tutumlarının iyileştirilmesi, eğitim stresi ve gelecek tutumunu olumlu etkileyebilir.
The COVID-19 pandemic has led to a global health crisis that has deeply affected the healthcare systems. Although numerous studies have focused on the experiences of frontline healthcare workers, there remains a gap in the understanding of how nurse managers in intensive care units (ICUs) navigate this crisis. This study aims to explore the crisis management processes of ICU nurse managers during the pandemic. This study used a qualitative descriptive approach. Using purposive sampling, 14 nurses who served as ICU nurse managers during the pandemic were recruited from public hospitals across Antalya, Türkiye. Semi-structured interviews were conducted between January and June 2022. The data were analysed using thematic analysis. Manual coding was independently conducted by two researchers to enhance the reliability. Thematic analysis identified three main themes and nine subthemes. The first theme, “burdens carried on shoulders”, encompassed nurse managers’ experiences of being advocates for care, compensating for the shortcomings of the system, and bearing the emotional and professional traces of being at the last stop in the care chain. The second theme, “being a facilitator as a manager during the crisis”, reflected their efforts to lead through a collaborative team approach, showed sensitivity to staff and patient needs, and managed the chaos and uncertainty of the pandemic environment. The third theme, “needs to be empowered for the future”, emphasized structural and professional expectations, including the optimization of the nursing profession, increased visibility of nurse managers, and the necessity of considering global dynamics in healthcare systems. The experiences of intensive care nurse managers provide a comprehensive framework for understanding investments such as optimizations in the profession and visibility to prepare nurses for future crises. The leadership of intensive care nurse managers should be strengthened, and their requirements should be considered in future crises. Investments should be made in leadership models that are competency-oriented to ensure nurse satisfaction and motivation for intensive care nurse managers. Not applicable.
25 March 2024 in Ordu Üniversitesi Hemşirelik Çalışmaları Dergisi
Amaç: Bu çalışmada hibrit eğitim alan hemşirelik öğrencilerinin COVID-19 pandemisi sırasındaki ilk klinik deneyimleri öncesi ve sonrasında anksiyete ve öz yeterliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu çalışma Kasım-Aralık 2021 tarihleri arasında bir devlet üniversitesinde kesitsel desende gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemini ilk kez klinik uygulamaya başlayan 106 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma verileri, klinik uygulamanın ilk ve son haftasında "Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği" ve "Genel Öz Yeterlik Ölçeği" ile çevrimiçi anket yöntemiyle toplanmıştır. Verilerin analizinde Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, Kruskall Wallis Testi, Mann Withney U Testi ve Spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Hibrit eğitim alan hemşirelik öğrencilerinin klinik uygulamanın ilk haftasında anksiyete ve öz yeterliklerinin orta düzeyde olduğu ve klinik uygulama sonunda durumluk anksiyetelerinin azalmadığı (p>0.05); ancak genel öz yeterlikleri ile dayanıklılık ve sürdürme alt boyut puanlarının azaldığı (sırasıyla p=.024, p=.002, p=.000) belirlenmiştir. Bu çalışmada öz yeterlik ve akademik başarı değişkenleri ile durumluk kaygı değişkeni arasında negatif ilişki bulunmuştur. Bununla birlikte kız öğrencilerin klinik uygulamanın başında daha yüksek öz yeterliğe sahip olduğu saptanmıştır (p=.001). Sonuç: COVID-19 pandemisinde hemşirelik öğrencilerinin ilk klinik uygulamada anksiyeteleri orta düzeydeydi ve öz yeterlik algıları azaldı. Özellikle ilk klinik uygulamasına çıkan hemşirelik öğrencilerinde anksiyeteyi azaltıcı ve öz yeterlik algısını geliştirici eğitim ve uygulamaların klinik ve üniversite iş birliği ile yürütülmesi önerilmektedir.
Hemşirelik bilimi, bilginin doğasına, gerçekliğin doğasına ve metodolojiye ilişkin felsefi varsayımları destekleyen çerçeveler ve paradigmalar içinde gelişimini sürdürmektedir. Hemşirelik disiplininin gelişim sürecinde hemşireliğin bilim olup olmadığının sorgulanması, biyomedikal modelden biyopsikososyal modele geçiş süreçleri, hemşireliğin değer, inanç ve sahip olduğu felsefeyi bütün bir şekilde kapsayıcı bir paradigma gerekliliği, hemşirelikte paradigma değişimini gündeme getirmiştir. Bu derlemede hemşirelikte paradigma kavramı, bir disiplinin üyelerinin araştırma aktiviteleri için yol gösterici ve sınır koyucu olarak paylaştığı değer, inanç, metot, model ve kapsayıcı dünya görüşü kapsamında değerlendirilmiştir. Bu derlemede, hemşirelikte paradigma kavramı, hemşireliğin hâkim paradigmaları, bunlar arasındaki geçişler ve hemşirelik için çoklu paradigma kullanımının literatür çerçevesinde incelenmesi amaçlanmıştır. Hemşirelik uygulama, araştırma ve eğitiminde bilimsel bilginin geliştirilmesinde problemlerin doğru tanımlanması, ölçümlerin uygunluğu ve mantıksal sürecin sağlanması için hemşirelik paradigmalarının anlaşılması ve felsefi temellerinin bilinmesi önemlidir. Bu bağlamda hemşirelikte paradigmaların felsefesini ve ideolojilerini sağlayan çoklu paradigmanın göz önünde bulundurulması önerilmektedir.