Duchenne müsküler distrofi (DMD), distrofin genindeki mutasyonların açık okuma çerçevesini bozması ve bunun sonucunda işlevsel protein üretilememesi nedeniyle ortaya çıkan, ilerleyici kas yıkımıyla karakterize ölümcül bir genetik hastalıktır. Günümüzde hastalığın kesin bir tedavisi bulunmamakla birlikte, pre-mRNA üzerinde splicing sürecini modüle ederek okuma çerçevesini yeniden kurmayı amaçlayan ekson atlama yaklaşımları en umut verici primer tedavi yöntemi olarak öne çıkmaktadır. Bu doğrultuda FDA; Eteplirsen, Golodirsen ve Casimersen gibi fosforodiamidat morfolino oligomeri (PMO) tabanlı antisens oligonükleotitlerin (ASO) kullanımına şartlı onay vermiştir. Ancak, bu moleküllerin klinik denemelerde sağladığı distrofin restorasyon seviyeleri, anlamlı bir kas iyileşmesi için gereken en az %10'luk eşiğin oldukça altındadır ve kas dokusu genelinde yamalı bir dağılım sergilemektedir. Buna karşın, klinik öncesi hayvan modellerinde çok daha yüksek PMO dozları güvenle kullanılmış ve doza bağlı olarak başarılı, terapötik düzeyde ve daha homojen bir distrofin restorasyonu elde edilmiştir. İnsan klinik denemelerinde yüksek dozların tercih edilmesini kısıtlayan en temel engel ise PMO üretim süreçlerinin oldukça yüksek maliyetli olmasıdır. Bu maliyet baskısını azaltmak adına Eteplirsen ile aynı bölgeyi hedefleyen daha kısa alternatif PMO tasarımları geliştirilmiş; yapılan in vitro ve in vivo analizlerde, hücre ve dokulara doygunluk seviyesinde ulaştırıldıklarında bu kısa izoformların etkinliğinin uzun olanlarla özdeş olduğu kanıtlanmıştır. Bu durum, yeni klinik deneme tasarımlarında dokunun maksimum PMO kapasitesini ifade eden doygunluk seviyesinin belirlenmesinin önemini ve daha ekonomik tedavi alternatiflerinin varlığını açıkça ortaya koymaktadır. Duchenne muscular dystrophy (DMD) is a fatal genetic disorder characterized by progressive muscle wasting and destruction caused by mutations that disrupt the open reading frame of the dystrophin gene. Currently, there is no curative treatment for DMD; however, exon skipping approaches, which aim to re-establish the open reading frame by modulating the pre-mRNA during splicing using antisense oligonucleotides, stand out as the most promising primary therapeutic method. Accordingly, the FDA has granted conditional approval for phosphorodiamidate morpholino oligomer (PMO) based antisense oligonucleotides (ASOs) such as Eteplirsen, Golodirsen, and Casimersen. Nevertheless, the dystrophin restoration levels achieved by these molecules in clinical trials remain well below the minimum 10% threshold required for meaningful functional recovery and display a patchy distribution across muscle tissues. Conversely, preclinical animal models safely utilized significantly higher PMO doses, resulting in successful, dose-dependent, therapeutic-level, and more homogeneous dystrophin restoration. The primary constraint limiting the adoption of higher doses in human clinical trials is the exceptionally high cost associated with PMO manufacturing processes. To alleviate this financial pressure, shorter alternative PMO designs targeting the exact same region as Eteplirsen were developed; in vitro and in vivo analyses demonstrated that when delivered to cells and tissues at saturation levels, the efficiency of these shorter isoforms is identical to the longer ones. These findings clearly underscore the necessity of determining the PMO saturation level, which represents the maximum PMO capacity of a muscle tissue, in designing new clinical trials and highlight the existence of more economically viable therapeutic alternatives.