Bu çalışmanın temel amacı, öğretmenlerin toplumsal saygınlığına, mesleki kimliğine ve imajına olumsuz etkisi olan, pejoratif yönü bulunan faktörlerin öğretmenlerin görüşlerine göre incelenmesidir. Öğretmen kimliği, Türk toplumunun hafızasında ve kadim geleneğinde saygın ve entelektüel arka planı sağlam bir yapıya sahipken zaman içerisinde ortaya çıkan çeşitli faktörlerin etkisi ile güç kaybına uğramış durumdadır. Bu faktörlerin, toplum nazarında kabul görmüş öğretmen kimliğini ve imajını zedeleyici, öğretmenin itibarına zarar verici yönleri bulunmaktadır. Araştırmanın temel eksenini farklı mesleki kıdem, dünya görüşü, pedagojik anlayış ve branşlarda görev yapan öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda kendi mesleki kimliklerinin ve toplumsal imajlarının hangi faktörlerin etkisi ile bulunduğunu ya da bulunması gereken yerden uzaklaştığını ortaya koymak oluşturmaktadır. Çalışma betimsel tarama modelinde nitel bir araştırmadır. Bu bağlamda toplamda 10 öğretmenle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın verileri içerik analizi ile çözümlenmiştir. Temaların oluşturulmasında NVIVO 12 programından yararlanılmıştır. Araştırma bulguları öğretmenlerin görüşlerine göre en çok profesyonellikten yoksun olmanın, özlük haklarında görülen düşüşün, medyaya yansıyan olumsuz haberlerin, olumsuz siyasi söylemlerin öğretmen kimliğini örselediğini ve toplumun imgeleminde olması gereken konumdan uzaklaştırdığını göstermektedir.
6 March 2020 in Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi
Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin kişilik tipleri ile mesleğe yabancılaşmaları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. İlişkisel tarama desenine göre yürütülen araştırmada Düzce ilinde görev yapan 663 öğretmenden elde edilen veriler çözümlenmiştir. Öğretmenlerin kişilik tipleri Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi ile belirlenmiştir. Bunun yanında kullanılan mesleğe yabancılaşma ölçeği ile de öğretmenlerin mesleğe yabancılaşma düzeyleri değerlendirilmiştir. Ayrıca, öğretmenlerin kişilik tipleri ile yabancılaşma arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre en fazla görülen kişilik tipleri sırasıyla yumuşak başlılık, dışa dönüklük, deneyime açıklık, sorumluluktur. En az görülen kişilik tipi ise nevrotikliktir. Öğretmenlerin çalıştıkları okulun kademesi ile yabancılaşma arasında anlamlı fark vardır ve en yüksek düzey yabancılaşma lise öğretmenlerindedir. Mesleği severek yapmayan öğretmenlerin de yabancılaşma düzeylerinin anlamlı farklılık gösterdiği görülmektedir ve mesleğini severek yapanlara göre daha yüksektir. Öğretmenlerin cinsiyeti, öğrenim durumu, eğitim fakültesi mezunu olup olmama, kadro türü, mesleki kıdem, yaş aralığı bakımından ise anlamlı farklılık yoktur. Nevrotik kişilik tipi baskın öğretmenler daha fazla mesleki yabancılaşma içindedir. Öğretmenlerin kişilik tiplerinden dışa dönüklük, yumuşak başlılık, sorumluluk ve deneyime açıklı mesleğe yabancılaşma ile negatif ve anlamlı korelasyon içindedir. Bunun yanında nevrotik kişilik tipi ile mesleğe yabancılaşma arasında pozitif ve anlamlı korelasyon vardır.
Bu araştırmanın amacı, öğretmen öz yeterliği, bireysel akademik iyimserlik ve öğretmen mesleki öğrenmesi arasındaki ilişkilerin ortaya konmasıdır. İlişkisel tarama modelinde kurgulanan bu araştırmaya Karabük ili merkezinde bulunan ilk ve ortaokullarda görev yapan toplam 300 öğretmen katılmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında, “Öğretmen Mesleki Öğrenme Ölçeği”, “Öğretmen Öz Yeterlik Ölçeği” ve “Bireysel Akademik İyimserlik Ölçeği” kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı hesaplanmış; öğretmen öz yeterliğinin ve bireysel akademik iyimserliğin öğretmen mesleki öğrenmesi üzerindeki doğrudan yordayıcılık gücü ile öğretmen öz yeterliğinin bireysel akademik iyimserlik üzerinden öğretmen mesleki öğrenmesi üzerindeki dolaylı yordayıcılık gücünü sınamak için de yol (path) analizi kullanılmıştır. Sonuçlar, araştırmanın bağımlı ve bağımsız değişkenleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişkilerin bulunduğunu, öğretmen öz yeterliğinin bireysel akademik iyimserliği ve öğretmen mesleki öğrenmesini pozitif yönde ve anlamlı bir biçimde yordadığını, bireysel akademik iyimserliğin öğretmen mesleki öğrenmesini pozitif yönde ve anlamlı bir biçimde yordadığını göstermektedir. Bununla birlikte mevcut araştırmada, öğretmen öz yeterliğinin bireysel akademik iyimserlik üzerinden öğretmen mesleki öğrenmesi üzerinde dolaylı yordayıcılık gücüne sahip olduğu belirlenmiştir. Mevcut araştırmanın sonuçları, öğretmenlerin gelişiminde önemli değişkenler arasında yer alan öğretmen mesleki öğrenmesi, öğretmen öz yeterliği ve bireysel akademik iyimserlik ilişkilerine yönelik kurulan teorik modeli istatistiksel olarak desteklemiştir.
This research study aims at investigating at which level the variables of academic and recreational digital reading attitude, technology attitude, and possession of social media account and mobile devices predict the classification of students as those who perform more academic digital reading and who perform less academic digital reading. The participants of the research are 259 students (120 male, 139 female) within the age range of 13-15 who were attending the 8th-grade of 3 state secondary schools in the city center of Düzce. In accordance with the purpose, the Logistic Regression Analysis (LRA) was preferred. It was seen in the regression model that variables of academic digital reading attitude and technology tendency are significant predictive variables in estimating the academic digital reading group membership of the students of 13-15 age group. It was also found in the model that recreational digital reading attitude, negativity of technology, contribution and importance of technology, technology for all, possession of online mobile devices, possession of an active social media account and gender variables are not significant predictors of students performing less or more digital reading. It can be argued based on the research results that supporting the academic digital reading attitude and technology tendency together may provide more qualified attainments regarding the purpose of online reading for learning.
8 May 2025 in Globalisation, Societies and Education
Bu çalışmada ortaöğretim öğrencilerinin okul tükenmişliği üzerinde eğitim-öğretim süreçleri için büyük risk oluşturan akademik stres ve ebeveyn başarı baskısının rolü incelenmiştir. Araştırmanın yürütülmesinde, nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Düzce il merkezindeki sınavla öğrenci alan 3 okulda 2022-2023 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören 983 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma verileri, Ebeveyn Akademik Başarı Baskısı ve Desteği Ölçeği, Akademik Beklentilere Yönelik Stres Envanteri Ölçeği ve Okul Tükenmişlik Ölçeği olmak üzere Likert tipi üç ölçek kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmadaki değişkenlerin birbirleriyle olan ilişkileri incelendiğinde ebeveyn başarı baskısı ile akademik stres arasında pozitif yönlü, istatistiksel olarak anlamlı ve düşük düzeyde, ebeveyn baskısı ile okul tükenmişliği arasında pozitif yönlü, istatistiksel olarak anlamlı ve orta düzeyde, akademik stres ile okul tükenmişliği arasında pozitif yönlü, düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Ebeveyn başarı baskısı ve akademik stresin okul tükenmişliğini yordama düzeyi %12,2 olarak tespit edilmiştir.