This study aims to investigate the effects of intraoral cold water spray on thirst, frequency of oral care and postoperative period pain at surgical incision site in patients having abdominal surgery. The study was carried out as a randomized controlled trial, registered under Clinical Trial Number: NCT05940818. The study involved 110 participants, divided equally into two groups (n = 55): the experimental group and the control group. Data were collected using patient information form, NRS, Intensive Care Oral Care Frequency Assessment Scale (ICOCFAS) and Visual Analog Scale (VAS). The severity of thirst at 1st, 8th, 16th h of post-operative period (p < 0.01) and the frequency of oral care application at 16th h were statistically significantly decreased in the experimental group when compared to the control group (p < 0.01).There wasn’t statistically significant difference between the patients in the experimental and control groups in terms of pain at surgical incision site (p > 0.05). The patient’s thirst and need for frequent oral care in the postoperative period were reduced by the application of a cold water spray. In patients undergoing abdominal surgery, the use of cold water spray application may be recommended to reduce thirst and the need for frequency of oral care application.
10 June 2023 in İnönü Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Dergisi
Bu araştırma farklı kültürlerle birlikte çalışması öngörülen ve ileride sağlık profesyoneli olacak sağlık alanındaki öğrencilerin kültürel zekâ ve zenofobi düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Farklı bölgelerde bulunan iki devlet üniversitesinin, İlk ve Acil Yardım ve Yaşlı Bakım programında öğrenim gören 570 öğrenciyle kesitsel ve tanımlayıcı tipte araştırma gerçekleştirilmiştir. Veriler ‘Tanıtıcı Bilgi Formu’, ‘Kültürel Zekâ Ölçeği’ ve ‘Zenofobi Ölçeği’ kullanılarak toplanmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin %71.2’sinin Akdeniz Bölgesi’ndeki üniversitede eğitim gördüğü, %76.7’ sinin kadın olduğu, %57.9'unun Yaşlı Bakım programında okuduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin, zenofobi ölçek puan ortalamaları 45.27±11.73, kültürel zekâ ölçeği toplam puan ortalamaları 71.1±13.91 olarak bulunmuştur. Öğrencilerin yurt dışında çalışma isteği (t=5.456, p=0.000), kültürel eğitim alma (t=3.608, p=0.000), sosyal medyadan yabancı ülkedeki insanlarla iletişim kurma (f=11.602, p=0.000) durumları ile kültürel zekâ ve zenofobi düzeyi arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Bu çalışmada öğrencilerin, kültürel zekâ ve zenofobi düzeyleri orta düzeyde bulunmuştur.
25 March 2021 in İnönü Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Dergisi
Bu çalışma, hemşirelik ve yaşlı bakımı öğrencilerinin yaşlı ayrımcılığına yönelik tutumlarını ve bu tutumları etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı tipte yapılan çalışmanın evrenini, bir üniversitenin hemşirelik bölümünde öğrenim gören 543 ve farklı bir üniversitenin yaşlı bakımı bölümünde öğrenim gören 256 öğrenci oluşturmuştur. Çalışmada örneklem seçimine gidilmemiştir. Çalışma, çalışmaya katılmayı kabul eden 559 öğrenci ile tamamlanmıştır. Veriler, “Öğrenci Bilgi Formu” ve “Yaşlı Ayrımcılığı Tutum Ölçeği” ile toplanmıştır. Çalışmaya katılan; tüm öğrencilerin, hemşirelik ve yaşlı bakımı öğrencilerinin Yaşlı Ayrımcılığı Ölçeği puan ortalamalarının sırası ile 83.31 ± 8.24; 83.65 ± 0.40 ve 82.76 ± 0.62 olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin okuduğu bölüm, cinsiyeti, gelir durumu, beraber yaşadığı yaşlı birey ve ebeveyni ile yaşamayı isteme durumları ile ölçek puan ortalamaları arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Öğrencilerin yaşlı ayrımcılığına ilişkin olumlu tutuma sahip oldukları belirlenmiştir.
Bu araştırmanın amacı yaşlı bakımı ve ilk ve acil yardım (paramedik) öğrencilerinin yaşlı ayrımcılığına yönelik tutumlarının belirlenmesidir. Bir devlet üniversitesine bağlı Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO)’nda 2020-2021 eğitim öğretim yılında öğrenim gören yaşlı bakımı ve paramedik programına kayıtlı ve araştırmaya katılmayı kabul eden 291 öğrenciyle tanımlayıcı tipte bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler “Öğrenci Bilgi Formu” ve “Pozitif ve Negatif Yaşlı Ayrımcılığı Ölçeği” ile toplanmıştır. Veriler SPSS 21.0 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmaya 291 öğrenci katılmıştır. Öğrencilerin %70.8’i kadın, %29.2’si erkek, yaş ortalaması 20.5±2.86 yıldır. Öğrencilerin %75.3’ü yaşlı bakımı programına, %24.7’si paramedik programına kayıtlıdır. Öğrencilerin yaşlı/yaşlılar ile yaşamaya yönelik deneyim ve görüşlerine baktığımızda %59.1’i 65 yaş ve üzeri yaşlı birey/bireyler ile aynı evde yaşamaktadır ve bu yaşlı bireylerinde %28.2’sini büyükanne-büyükbaba oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan öğrencilerin Pozitif Yaşlı Ayrımcılığı toplam puan ortalaması 50.12±7.04, Negatif Yaşlı Ayrımcılığı toplam puan ortalaması 40.19±16.16 olarak bulunmuştur. Öğrencilerin okudukları bölüm ile Pozitif ve Negatif Yaşlı Ayrımcılığı toplam puanı arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0.05). Sonuç olarak çalışmaya katılan yaşlı bakımı ve paramedik öğrencilerinin yaşlılara karşı pozitif tutumlarının yüksek, negatif tutumlarının ise düşük olduğu gözlenmiştir.
Giriş: Aşılar günümüzde bulaşıcı, toplumsal salgınları önlemede birincil ve en önemli silah olarak kullanılmaktadır. Amaç: Bu çalışmanın amacı ebeveynlerin çocuklarına aşı uygulanmasına karşı düşünce ve tutumlarının belirlenmesidir. Gereç ve Yöntemler: Araştırmanın örneklemini Mayıs 2018- Haziran 2018 tarihlerinde Kahramanmaraş Dulkadiroğlu ilçesi Doğu Kent mahallesinde araştırmaya katılmayı kabul eden 110 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacılar tarafından literatür doğrultusunda geliştirilen 20 soruluk anket formu ile toplanıldı. Veriler sayı, yüzdelikler, Ki kare testi (χ2) kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Araştırmaya katılan ebeveynlerin (n=110) çocuklarına sağlık bakanlığı tarafından belirlenen aşı takviminde bulunan aşıları yaptırmak isteme durumu sorgulandığında; %58.6’sının yaptırmak istediği, % 21.8’i çocuklarına aşı uygulaması yaptırmak istemediği, % 19.6’sı ise kararsız olduğu belirlenmiştir. Sonuç ve Öneriler: Araştırmanın sonucunda; ailenin gelir durumu ile çocuklarına uygulanan aşıların yan etkileri hakkındaki düşünceleri arasında ilişki bulunmuştur. Ebeveynlerin yaş grupları, eğitim seviyesi, aşılar hakkında bilgi aldıkları kaynaklar ile aşılara karşı düşünceleri arasında bir ilişki bulunmamıştır. Aileler için uygun aşı danışmanlık hizmetleri ve ebeveynlerin aşılar hakkında bilgi düzeylerini artırıcı eğitim programları hazırlanabilir.