Kanser tedavilerindeki teknolojik gelişmeler hastaların sağ kalım oranlarını artırırken, radyoterapi sonrası uzun vadede sekonder bir komplikasyon olarak gelişen "radyasyon ilişkili sarkomlar" (RİS) literatürde önem kazanmıştır. Vücudun mezenkimal dokularından köken alan bu malign tümörlerin, genel sarkom vakalarının %3-5'ini oluşturduğu tahmin edilmektedir. RİS'lerin yaklaşık %20-30'u kemik kaynaklı olup en sık osteosarkom şeklinde izlenmektedir. Risk faktörleri arasında yüksek radyasyon dozu (özellikle 15 Gy üzeri), genç maruziyet yaşı, alkilleyici kemoterapi ajanlarının kullanımı ve Li-Fraumeni gibi genetik sendromlar yer almaktadır. Tanısal süreçte, radyasyon hasarlı dokuların varlığı fizik muayeneyi zorlaştırdığı için düz radyografiler, MR ve BT görüntülemeleri ile kapalı iğne biyopsileri kritik rol oynar. Cahan kriterlerine göre, sarkomun eski ışınlama alanında çıkması, primer tümörden farklı histolojide olması ve genetik yatkınlığın dışlanması gerekir. Santral yerleşim, tam cerrahi eksizyon zorluğu ve sınırlı adjuvan tedavi seçenekleri nedeniyle bu hastaların prognozu primer sarkomlara göre daha kötüdür. Tedavinin temelini agresif neoadjuvan/adjuvan kemoterapi ile geniş cerrahi rezeksiyon oluşturur. Advances in oncological treatments have significantly improved patient survival, yet "radiation-induced sarcomas" (RIS) arising as a secondary complication long after radiotherapy have increasingly been documented. These malignant tumors, originating from mesenchymal tissues, account for approximately 3-5% of all sarcoma cases. Bone-derived sarcomas represent about 20-30% of all RIS, with osteosarcoma being the most frequent histological subtype. Key risk factors include higher radiation doses (especially above 15 Gy), younger exposure age, concurrent alkylating chemotherapy agents, and genetic syndromes like Li-Fraumeni. Due to radiation-induced tissue alterations complicating physical examinations, diagnostic workflows rely heavily on plain radiographs, advanced MRI and CT imaging, and closed needle biopsies. According to Cahan's criteria, the sarcoma must arise within the previously irradiated field, exhibit a distinct histology from the primary tumor, and genetic predispositions must be excluded. The prognosis for RIS is markedly poorer than for sporadic sarcomas due to a higher prevalence of central localization, limits in achieving wide surgical margins, and restricted adjuvant therapeutic choices. Management demands aggressive multi-modal therapy consisting of intensive neoadjuvant/adjuvant chemotherapy combined with extensive surgical resection.