Bu çalışmanın amacı, online platformlarda yer alan içerik pazarlamasının yeşil ürün satın almaya niyeti üzerinde etkisinde e-wom’un aracı rolünü belirlemektir. Bu doğrultuda geliştirilen anket formu, Google Drive üzerinden online olarak uygulanmış ve 438 kulla-nılabilir anket elde edilmiştir. Araştırmanın amaçları doğrultusunda verilere uygun analiz yöntemleri uygulanmıştır. Bu analizler değişken-ler arası korelasyon, spss process’te regresyon analizi ve sobel testi-dir. Yapılan korelasyon analizine göre, değişkenlerin birbirleriyle orta düzeyde ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Regresyon sonuçlarına göre, öncelikli olarak içerik pazarlamasına yönelik tutumun hem e-wom hem de yeşil ürün satın alma üzerinde etkisi vardır. İçerik pazar-lamasına yönelik tutum ve e-wom birlikte yeşil ürün satın alma davra-nışını daha fazla açıklamaktadır. Nihai olarak içerik pazarlamasına yönelik tutumun yeşil ürün satın alma davranışı üzerinde etkisinde e-wom aracı etkisi bulunmaktadır. Bu sonuç, sobel testi ile onaylanmış ve kısmi aracılık etkisi olduğu saptanmıştır. Kısaca, yeşil ürün ve çevre ile ilgili oluşturulan içeriklerin online ortamda bir marka veya ürün ile ilişkilendirildiğinde yeşil ürün satın alma davranışını etkilemekle birlik-te, içerik pazarlaması e-wom ile desteklendiğinde bu etki daha fazla olmaktadır.
Background: Adolescence is a period in which beliefs about personal capability and expectations for the future develop alongside increasing academic and, for student-athletes, sporting demands. This study examined the associations among self-efficacy, future expectation, and perceived stress in high school student-athletes. Methods: This cross-sectional study included 425 high school student-athletes who completed measures of self-efficacy, future expectation, and perceived stress. Confirmatory factor analyses and multivariable regression models were used to examine domain- and component-level associations. Results: Self-efficacy dimensions were positively associated with several future-expectation domains, with social self-efficacy showing the most consistent pattern after FDR correction. Emotional self-efficacy was negatively associated with Perceived Distress, whereas no self-efficacy dimension remained significantly associated with Perceived Coping after FDR correction. Future-expectation domains were not significantly associated with either perceived-stress component in the adjusted models after FDR correction. Female gender and higher grade level were associated with greater Perceived Distress. Conclusion: Self-efficacy showed domain-specific associations with future expectation and perceived stress in high school student-athletes. Emotional self-efficacy was associated with lower Perceived Distress, whereas future-expectation domains showed no significant adjusted associations with either perceived-stress component after FDR correction. Given the cross-sectional design, these findings should be interpreted as contemporaneous associations rather than causal effects.
30 June 2025 in Pamukkale Üniversitesi İşletme Araştırmaları Dergisi
Omni kanal, online, mobil ve fiziksel kanalların birbirleriyle entegrasyon sağlanarak tek bir kanalmış gibi hareket etme yeteneği olarak ifade edilebilir. Omni kanal stratejileri ile kanallar arası entegrasyon sağlanarak müşteri deneyimi optimize edilmekte ve bu durum tüketici davranışını olumlu yönde etkilemektedir. Yapılan çalışmalar incelendiğinde omni kanal stratejilerini müşterilerin deneyimi sonucunda marka imajı ve algılanan riskin etkilendiği ortaya koyulmuştur. Çalışmanın amacı, tüketicilerin omni kanal deneyimlerinin marka imajına etkisinin incelenmesi ve bu etkileşimde algılanan riskin aracılık rolünü belirlemektir. Konu ile ilgili geliştirilen anket, online ortamda uygulanmış ve 507 katılımcıdan veri elde edilmiştir. Araştırma amaçları ve hipotezleri doğrultusunda, elde edilen verilere açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi, korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Aracı etkisini belirlemek amacıyla bootstrap yöntemi kullanılmıştır. Analizler sonucu, omni kanal müşteri deneyiminin algılanan risk ve marka imajı üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu ve bu etkileşimde algılanan riskin düşük düzeyde aracılık etkisi olduğu saptanmıştır.
Dijitalleşmenin gelişmesiyle birlikte yapay zekâ teknolojileri, dijital pazarlama ve reklamcılık alanlarında işletmelerin rekabet avantajı elde etmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmanın amacı, yapay zekâ teknolojilerinin dijital pazarlamaya entegrasyonunun işletmeler ve tüketici davranışları üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş ve çalışma kapsamında literatür taraması yöntemi kullanılmıştır. Bu doğrultuda konu ile ilgili güncel akademik çalışmalar sistematik biçimde incelenmiştir. Araştırma kapsamında üretken yapay zekâ uygulamalarının içerik üretimi, arama motoru optimizasyonu (SEO), sistematik reklamcılık, müşteri yolculuğu yönetimi ve tüketici davranışları üzerindeki etkileri dijital pazarlama stratejileri çerçevesinde ele alınmıştır. İncelenen çalışmalar, yapay zekâ destekli pazarlama uygulamalarının kişiselleştirme, tahmine dayalı analizler ve otomasyon aracılığıyla pazarlama kampanyalarının etkinliğini artırdığını göstermektedir. Ayrıca bu uygulamaların müşteri memnuniyeti, satın alma davranışı, marka imajı ve marka sadakati üzerinde olumlu etkiler yarattığı belirlenmiştir. Sonuç olarak çalışma, yapay zekânın dijital pazarlama alanında yalnızca operasyonel bir araç değil, aynı zamanda sürdürülebilir ve stratejik bir rekabet unsuru olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte işletmelerin bu teknolojileri etik ilkeler ve insan–yapay zekâ iş birliği çerçevesinde kullanmalarının önemine vurgu yapılmaktadır.
30 June 2026 in Pamukkale University Journal of Business Research
Reklamlarda kadın imgesinin kullanımı etik olarak tartışılsada, işletmeler rekabet avantajı sağlamak amacıyla özellikle televizyon reklamlarında kadın imgesine yer vermektedir. İşletmelerin asıl amacı, tüketicilerin dikkatini çekmek ve tanıtılan ürünlerin satın alınmasını sağlamaktır. Reklamı yapılan üründe kadınların farklı rollerde tasvir edilmesinin, tüketicilerin satın alma niyetini etkilediği düşünülmektedir. Bu temel düşünce çerçevesinde çalışmanın amacı, televizyon reklamlarında yer alan kadın imajına yönelik tüketici tutumlarının satın alma niyeti üzerindeki etkisini ve demografik farklılıkları incelemektir. Araştırmada çevrimiçi kolayda örnekleme yöntemi kullanarak 467 geçerli veri elde edilmiştir. Bu verilere nicel yöntem uygulanmış ve veriler SPSS ile korelasyon, regresyon, t-testi ve ANOVA analizleri ile değerlendirilmiştir. Bulgular, kadın imajına yönelik tutum ile satın alma niyeti arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir (r=0.221; p