Bu araştırma, Sağlık hizmetleri meslek yüksekokulu öğrencilerinin sağlık algısı ile sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı tipteki bu çalışmanın evrenini Mart-Haziran 2019 tarih aralığında Gölhisar Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulunda eğitim ve öğretime devam eden tüm öğrenciler (890 öğrenci), örneklemi ise çalışmaya katılım sağlayan 600 öğrenci oluşturmuştur. Veriler, araştırmacılar tarafından geliştirilen “Kişisel Bilgi Formu”, “Sağlık Algısı Ölçeği (SAÖ)” ve “Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği (SYBDÖ)” ile elde edilmiştir. Veriler; tanımlayıcı istatistikler, Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis testi ve Spearman korelasyon analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada yer alan öğrencilerin %88.5’i 18-21 yaş aralığında, %70.8’i kadın ve %39.5’i tıbbi sekreterlik ve dokümantasyon bölümünde okumaktaydı. Öğrencilerin SAÖ toplam puan ortalaması 50.61±6.61 ve SYBDÖ toplam puan ortalaması ise 123.05±19.93 idi. Öğrencilerin okuduğu bölüm, sınıf ve genel sağlık durumu değişkenleriyle SAÖ ve SYBDÖ arasında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmiştir. Öğrencilerin SAÖ toplam puanı ile SYBDÖ toplam puanı arasında ise pozitif yönde zayıf bir ilişki belirlenmiştir (p=0.000, r=0.196). Meslek yüksekokulu öğrencilerinin sağlık algısı arttıkça sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının da arttığı belirlenmiş olup sağlık algısı ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını arttırmak için ders müfredatlarına seçmeli derslerin eklenmesi, kurs ve seminerlerin düzenlenmesi önerilebilir.
30 April 2025 in Current Perspectives on Health Sciences
Bibliyometrik analiz ve bibliyometrik haritalama, nicel ve nitel verileri ortaya koymak adına istatistiksel araçlar ve matematiksel yöntemler kullanarak araştırmaların çalışma yılı, kullanılan anahtar sözcükler, atıf sayısı, konular, yazarlar, ülkeler ve kuruluşlara yönelik verilerin belirli değişkenler etrafında incelenmesi ve değerlendirilmesini sağlamaktadır. Farklı çalışma tasarımlarının bulgularını sunmak adına mevcut kılavuzlar araştırmacılara rehberlik etmektedir. Sağlık araştırmalarının kalite ve şeffaflığını artırmak için EQUATOR kılavuz listesinde kontrol listeleri (Enhancing the Quality and Transparency of Health Research) yer almaktadır. Son zamanlarda sağlık alanında da hızla bibliyometrik analizlerin arttığı gözlemlenmektedir. Bu çalışma, EQUATOR’a eklenmiş BIBLIO kontrol listesinin Türk diline kazandırılması, bibliyometrik çalışmalarda araştırmacılar için daha anlaşılır bir hale getirilmesi ve yapılacak olan bibliyometrik çalışmaların raporlanmasının güçlendirilmesi amacıyla yapıldı.
Thirst is a common symptom among surgical patients and an important symptom affecting patient comfort. Thirst in the perioperative period is often described by patients as a more uncomfortable experience than pain or hunger. This study was conducted to determine the thirst experiences of surgical patients in the perioperative period. In this study, the phenomenological design within the qualitative research model was used. The study was conducted in the general surgery clinic of a university hospital between January 01, 2025 and April 01, 2025. The sample of the study consisted of 13 patients who underwent surgical intervention and the participants were selected by purposive sampling method. The research data were collected using the Patient Introduction Form, Data Collection Form for the Surgical Period and Semi-structured Interview Form. Qualitative data were analyzed using Colaizzi's seven-step method. As a result of the study, five main themes and a total of 12 sub-themes were identified: “thirst feeling”, “thirst effect”, “reaction to thirst”, “thirst period” and “severity of thirst”. In the individual interviews with the patients, it was found that the patients generally expressed that they physically experienced dry mouth, lips, palate and throat, and emotionally they felt stress, anxiety and restlessness. Thirst in the perioperative period caused patients to experience not only physiologic but also emotional discomfort and negatively affected their overall experience of the surgical process. Accordingly, it is recommended that healthcare professionals adopt an approach that is sensitive to both physiological symptoms and emotional needs.
Giriş: Kovid-19 hastalığı küresel bir salgındır ve 2019 yılında Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkmıştır. Salgın hastalıklar halk sağlığı üzerinde etkili olurken sağlık çalışanlarını da olumsuz etkilemektedir. Bu araştırma, kovid-19 döneminde cerrahi hemşirelerinin anksiyete, psikolojik dayanıklılık ve algılanan sosyal destek düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapıldı. Yöntem: Bu çalışma tanımlayıcı kesitsel bir araştırmadır. Çalışma Türkiye’nin Ege bölgesinde iki farklı ilde yer alan bir üniversite hastanesi ve üç devlet hastanesinde çalışan 300 cerrahisi hemşiresi üzerinde yürütüldü. Araştırmanın verileri, Aralık 2021 ile Mayıs 2022 arasında Birey Tanılama Formu, Koronavirüs Anksiyete Ölçeği Kısa Formu, Kısa Psikolojik Dayanıklık Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği kullanılarak çevrimiçi toplandı. Bulgular: Araştırma katılan hemşirelerin yaş ortalamasının 33.02±7.33 yıl olduğu saptandı. Hemşirelerin ortalama 101.49±98.88 ay olduğu bulundu. Araştırmada cerrahi hemşirelerin koronavirüs anksiyete düzeyinin 2.10±2.95, algılanan sosyal destek ölçek toplam puan ortalamasının 68.20±12.06 olduğu bulundu. Ayrıca hemşirelerin kısa psikolojik dayanıklılık ölçeği puan ortalaması 19.34±3.49 puandı. Sonuç: Bu araştırma da cerrahi hemşirelerinin koronavirüs anksiyete düzeyinin düşük, algılanan sosyal destek ve psikolojik dayanıklılık düzeylerinin yüksek olduğu bulundu. Cerrahi hemşirelerinin algılanan sosyal destek ve psikolojik dayanıklılık düzeyleri arttıkça koronavirüs anksiyete düzeylerinin azaldığı saptandı.