Muhammet Rasit Ozer

Dr. Muhammet Rasit Ozer

orcid

Research Focus & Metrics

Academic Career Length

6Years (2021-Present)

(Calculated once Scilit publication data is synced: current year − year of first publication + 1)

Representative Publications

View All Publications
30 June 2021 in Clinical and Experimental Health Sciences
Verified
Journal Article
Closed access
KKKadir Küçükceran
Kadir Küçükceran
MAMustafa Kürşat Ayranci
Mustafa Kürşat Ayranci
MOMuhammet Rasit Ozer
Muhammet Rasit Ozer
Objective: The purpose of this study is to assess the impact of body mass index (BMI) on the quality of cardiopulmonary resuscitation (CPR) by using a manikin. Methods: 50 people composed of research assistants, intern doctors, emergency medical technicians and nurses who had previous cardiopulmonary resuscitation experience performed CPR on Laerdal Skillmeter Resusci-Anne® with SimPad manikin during the study. BMI data of participants were recorded and then the participanst were categorised as BMI 21. Compression data obtained from the summary section of SimPAD QCPR were compared with the participants BMI values. Results: 18 (36%) out of 50 participants were male, while 32 (64%) were female. 16 (32%) out of 50 participants were in the slim group, while 34 (68%) were in the normal group. Mean age of participants was calculated as 26.8±4.2, and mean BMI as 22.56±3.32. Mean compression depth in the slim group was significantly lower in comparison to the normal group (slim51.94±4.64, normal 55.79±4.35, p=0.006). Compression ratiowith sufficient depth in the slim group was statistically lower than the normal group (slim 66.19±25.79, normal 87.29±19.36, p=0.002). A statistically significant positive correlation was found in the lineer regression analysis conducted between mean compression depth and BMI (r2:0.179, p=0.002). Moreover, a significant positive correlation was observed in the pearson correlation analysis of mean compression depth and BMI (r: 0.423, p= 0.002). Conclusion: As a result, it was found out that low BMI values are associated with low mean compression depth.

1 June 2022 in Selcuk Tip Dergisi
Verified
Journal Article
Closed access
MOMuhammet Rasit Ozer
Muhammet Rasit Ozer
AAAli Avcı
Ali Avcı
IBIsmail Baloglu
Ismail Baloglu
KAKader Zeybek Aydogan
Kader Zeybek Aydogan
Amaç: Bu çalışmada biyokimyasal parametreler, vital bulgular ve nötrofil-lenfosit oranı (NLR) değerlerinin COVID-19 hastalarında yoğun bakım yatış endikasyonunun belirlenmesinde kullanılabilir olup olmadığı amaçlandı. Hastalar ve Yöntem: Bu retrospektif gözlemsel çalışma, bir üniversite hastanesinin acil servisinde gerçekleştirildi. 1-31 Temmuz 2020 tarihinde hastanemize başvurmuş SARS-CoV-2 PCR testi pozitif olan hastalar çalışmaya dahil edildi. Elektronik ortamda hastaların laboratuvar sonuçları, demografik bulguları ve klinik sonuçları toplandı. Hastalar taburcu edilmiş, servise veya yoğun bakıma yatışı yapılmış olarak 3 gruba ayrıldı. Gruplar arasında semptomların görülme sıklığı, şiddeti, ek hastalıklar, laboratuvar değerleri, NLR değerleri kıyaslandı. Bulgular: Çalışmaya toplam 489 hasta dahil edildi. Dahil edilen hastaların ortalama yaşı 48.69 + 17.25 yıl iken bunların 260’ı (%53,16) kadındı. Bu hastaların 248’i (%50,9) taburcu edilirken, 207’si (%42,3) servislere, 33 (%6,7)’ü de yoğun bakım ünitelerine alındı. Yoğun bakıma yatış yapılan hastaların yaş, kalp hızı, üre, kreatinin, CRP, D-dimer ve NLR değerleri diğer gruplara kıyasla yüksekken, bu grupta oksijen saturasyonu ise istatiksel olarak anlamlı derecede düşüktü. Yoğun bakımı yatışı olanlarda Diabetes Mellitus, Esansiyel Hipertansiyon, Kronik Obstrüktif Akciğer hastalığı gibi eşlik eden sistemik rahatsızlıklar daha fazlaydı. Çok değişkenli analizde oksijen satürasyonu (OR:0.803) ve nötrofil-lenfosit oranı (OR:1.09) yoğun bakım ünitesinde yatış endikasyonunun bağımsız öngördürücüsü olarak bulundu. Sonuç: Çalışmamızın sonucunda acil servise COVID-19 nedeni ile başvuran hastalarda özellikle düşük oksijen satürasyonu ve yüksek nötrofil-lenfosit oranının yoğun bakım yatış endikasyonun belirlenmesinde kullanılabileceklerini düşünüyoruz.

30 April 2022 in Geriatrik Bilimler Dergisi
Verified
Journal Article
Open access
PDF file
AAAli Avcı
Ali Avcı
MYMehmet Serkan Yurdakul
Mehmet Serkan Yurdakul
BDBurçin Durmuş
Burçin Durmuş
SDSinan Durmuş
Sinan Durmuş
MOMuhammet Rasit Ozer
Muhammet Rasit Ozer
Amaç: COVID-19 hastalığının etkileri yaşlı hastalarda daha ağır seyretmektedir. Yapılan gözlemler ve analizler sonucunda yaşlı hastalarda daha ölümcül seyredebileceği daha önce bildirilmiştir. Bakımevlerinde kalan yaşlı hastalarda mortalite ve morbiditenin azaltılmasında, erken tanı koymak kadar, hastane yatış ihtiyacı olan hastayı da erken saptayıp sağlık hizmetine uygun zamanda ulaştırmak önem arz etmektedir. Karaman ilinde ileri yaş ve bakıma muhtaç popülasyonda, COVID-19 enfeksiyonunun hastane dışı bakımevinde optimal tespit ve tedavisinin sağlanması açısından yapılabilecekleri belirlemek amacıyla çalışmamızı planladık. Yapılan analizler sonucunda retrospektif olarak incelediğimiz verilerle beraber, bakımevinde kalan hastaların hastane başvurusu olmadan yerinde muayene deneyimimizi paylaşmayı amaçladık.Gereç ve Yöntemler: Çalışmamız tek merkezli, retrospektif, gözlemsel bir çalışmadır. Bu çalışma, Yollarbaşı Bakımevinde daha önce ters-transkriptaz-polimeraz zincir reaksiyonu (rRT-PCR) ile COVID-19 tanısı konmuş 55 tane hastanın verileri ile yapılmıştır. Bütün hastaların yaşı, cinsiyeti, komorbid hastalıkları, şikâyeti, muayene ve vital bulguları kaydedildi. Hastaların hepsinin kan numuneleri alındı. Bulgular: Hastaların 27’si erkek (%49,1), 28’i (%50,9) kadındı. Grubun yaş ortalaması 47,91 saptandı. En sık saptanan semptom öksürük (%25,5) ve onu takiben ateşti (%14,5). En düşük oksijen saturasyonu %52 saptandı. Ortalama lenfosit değeri 1590 µl (mikrolitre) olarak tespit edildi. Hastaneye sevk ettiğimiz 3 hastanın da yatışı olmuştur ve %100 oranında doğru sevk yapılmıştır. Ayrıca ilk bakıda bakımevinde bıraktığımız 52 hastadan sadece 3 tanesine sonradan yatış ihtiyacı olmuştur.Sonuç: Bulaşı azaltmak ve kritik hastaları erken saptamak amaçlı yerinde muayene edilmesinin hem hastanelerin acil servis yükünü azaltacağı hem de bu özel popülasyonun daha az ortam değişikliği ile enfekte olma riskinin azalacağı kanaatine vararak bu konudaki deneyimimizi paylaşmak istedik.

27 April 2026 in European Journal of Trauma and Emergency Surgery
Verified
Journal Article
Closed access
EBEnes Bayindir
Enes Bayindir
KKKadir Küçükceran
Kadir Küçükceran
MOMuhammet Rasit Ozer
Muhammet Rasit Ozer
MAMustafa Kürşat Ayranci
Mustafa Kürşat Ayranci
IKİbRahim Kilinç
İbRahim Kilinç
GBGamze Kaygisiz Bayindir
Gamze Kaygisiz Bayindir

29 January 2024 in Turkish Journal of Internal Medicine
Verified
Journal Article
Open access
PDF file
AAAli Avcı
Ali Avcı
MOMuhammet Rasit Ozer
Muhammet Rasit Ozer
MYMehmet Serkan Yurdakul
Mehmet Serkan Yurdakul
HOHakan Ozer
Hakan Ozer
IBİsmail Baloğlu
İsmail Baloğlu
Background Currently, the most effective method to combat the COVID-19 pandemic is vaccination. This study investigated whether the combined use of vaccines obtained by different methods affected the side-effect profile. Methods This cross-sectional study evaluated 437 people (265 females, 172 males; mean age, 42.04±14.49 years) who applied to the emergency department due to side effects among 26,974 vaccinated people (13,460 females, 13,514 males). The complaints and outcomes of the patients who applied to the emergency department were recorded. Results While the rate of admission to the emergency department due to post-vaccination side effects was 1.6% among all vaccinated participants, this rate was 3% in the mixed vaccination group. It was observed that hospitalization was required in only two patients due to side effects. When vaccination methods were compared, the frequency of admission to the emergency department due to side effects was higher in the patients in the group in which the mRNA vaccine was mixed with the booster shot. However, it was not statistically significant (p=0.113). Conclusion Different vaccine methods did not change the side effect profile, so different vaccine combinations could be used together if necessary.

14 September 2023
Verified
Book Chapter
Closed access
MOMuhammet Rasit Ozer
Muhammet Rasit Ozer
Management of hyperglycemia in the emergency department (ED) requires a systematic approach to stabilize patients and address the underlying causes. Initial assessment includes evaluating vital signs, mental status, and symptoms that may indicate complications such as diabetic ketoacidosis (DKA) or hyperosmolar hyperglycemic state (HHS). Laboratory tests, including blood glucose levels, electrolytes, renal function, and arterial blood gases, are crucial to determine severity and guide treatment. Prompt initiation of intravenous fluids, typically isotonic saline, corrects dehydration and improves tissue perfusion. Insulin therapy is essential and administered intravenously as a continuous infusion or subcutaneously based on the severity of hyperglycemia. Regular monitoring of blood glucose levels ensures effective insulin dosing and prevents hypoglycemia. Addressing underlying triggers like infections or medication-related causes complements pharmacological treatment. Collaborative care involving specialists and diabetes educators optimizes management and facilitates patient transition to ongoing care after ED discharge, emphasizing education on medication adherence and lifestyle modifications to prevent the recurrence of hyperglycemic crises.