The study aims to determine the secondary metabolites of Hypericum androsaemum L. extracts by liquid chromatography-high resolution mass spectrometry (LC-HRMS), and investigate the antioxidant and cytotoxic activities of the plant. Cytotoxic activity was evaluated by MTT assay, and apoptosis induction abilities on human prostate adenocarcinoma (PC-3), and hepatocellular carcinoma (Hep G2) cell lines. Accordingly, major secondary metabolites were found as hederagenin (762 ± 70.10 μg/g) in the leaves dichloromethane (LD), herniarin (167 ± 1.50 μg/g) in fruit dichloromethane (FD), (-)-epicatechin (6538 ± 235.36 μg/g) in the leaves methanol (LM), (-)-epigallocatechin gallate (758 ± 20.46 μg/g) in the fruit methanol (FM), and caffeic acid (370 ± 8.88 μg/g) in the fruit water (FW), and (3313 ± 79.51 μg/g) in the leaves water (LW) extracts. LM exerted strong antioxidant activity in DPPH free (IC50 10.94 ± 0.08 μg/mL), and ABTS cation radicals scavenging (IC50 9.09 ± 0.05 μg/mL) activities. FM exhibited cytotoxic activity with IC50 values of 73.23 ± 3.06 µg/mL and 31.64 ± 2.75 µg/mL on PC-3 and Hep G2 cell lines, respectively. Being the richest extract in terms of quillaic acid (630 ± 18.9 μg/g), which is a well-known cytotoxic triterpenoid with proven apoptosis induction ability on different cells, FM extract showed apoptosis induction activity with 64.75% on PC-3 cells at 50 μg/mL concentration. The study provides promising results about the potential of Hypericum androsaemum on cancer prevention.
Stachys macrantha (C. Koch) Stearn, Stachys sylvatica L. ve Stachys annua ssp. annua var. annua L. türlerine ait uçucu bileşenler Katı Faz Mikro Ekstraksiyon (SPME) metoduna ek olarak Alev İyonizasyon Dedektörü (GC-FID) ve Gaz Kromotografisi-Kütle Spektrometresi (GC-MS) ile analiz edildi. S. annua ssp. annua var. annua, S. sylvatica ve S. macrantha türlerinde sırasıyla toplam 38 (%99.2), 39 (%99.0) ve 33 (%98.8) uçucu bileşen tanımlandı. İncelenen bu üç türdeki major uçucu bileşenler S. macrantha türünde α-pinen (%11.2), p-simen (%18.2) ve karvakrol (%28.8), S. sylvatica’da γ-muurolen (%10.2), α-sedren (%11.2) ve limonen (%37.0) ve S. annua ssp. annua var. annua’da α-pinen (%11.4), β-pinen (%23.1) ve (Z)-β-osimen (%24.8) olarak bulundu. Türler üzerinde yapılan karşılaştırma çalışması S. annua ssp. annua var. annua ve S. sylvatica türlerinin ana monoterpen hidrokarbon yapısında olduğunu bileşenlerinin (sırasıyla %65.8 ve %49.8) ve S. macrantha’nın ana bileşenlerinin ise oksijenlenmiş monoterpenler (%42.1) olduğunu gösterdi.
Kenevir geçmişten beri değişik amaçlarla kullanılmış ve günümüzde de kenevire olan ilgi giderek artmasına karşın bir dönem boyunca kenevir bitkisinden uzak kalınmıştır. Tüketicinin kenevire karşı olumsuz düşüncesinin sebebi, bitkinin psikoaktif madde içeriğine sahip olmasıdır. Sanılanın aksine, endüstriyel amaçla ekilen kenevir, psikoaktif madde içeriği azaltılmış ve tüketimi destekleyici olarak yasal sınırları belirlenmiş kenevir çeşididir. Kenevir bünyesinde bulunan ve psikoaktif etkiden sorumlu trans-Δ9-tetrahidrokannabinol (THC), endüstriyel kenevir üretiminde dikkat edilmesi gereken sakıncalı bir bileşen olmasına karşın aynı molekül ağırlığına sahip olan kannabidiol (CBD) ise kronik ve nonkronik ağrılar için analjezik, antiepileptik, antibakteriyel, antiinflamatuar, antikanserojen, antidiyabetik, antidepresan özellik gösteren ve psikoaktif olmayan bir bileşiktir. Protein kaynağı amaçlı gıda olarak kullanılan kenevir tohumunda ise THC bileşenine rastlanmamaktadır. Bu çalışmada, aynı moleküler özelliğe sahip olan trans-Δ9-tetrahidrokannabinol (THC) ve kannabidiol (CBD) bileşiklerinin kimyasal özellikleri, sağlık üzerine etkileri, ilgili yasal sınırlar ve bileşikler üzerine yapılan araştırmalar incelenerek derlenmiştir.