Introduction: SARS-CoV-2 requires angiotensin-converting enzyme 2 (ACE2) to enter the cell. In our study, we aimed to investigate the role of angiotensin-converting enzyme 2 and angiotensin II plas...
21 October 2023 in The American Journal of Emergency Medicine
Objective To investigate the usefulness of copeptin and S100B levels in the differentiation of central and peripheral vertigo. Methods Ninety patients were included in the study. Copeptin and S100B levels were measured using the enzyme-linked immunosorbent assay method. Results The time between symptom onset and presentation to the emergency department was longer in the patients diagnosed with central vertigo. S100B and copeptin levels were significantly higher in central vertigo patients. The confirmed cut-off value was 17 for the S100B level and 1.65 for the copeptin level. Conclusion Quick and reliable differentiation between central and peripheral vertigo is important to reduce the length of hospital stay of patients in the emergency department, and for patient comfort. S100B and copeptin levels are potential biomarkers in the differential diagnosis of central vertigo and peripheral vertigo for patients whose aetiology of vertigo cannot be differentially diagnosed with history-taking and physical examination.
Amaç: Acil hemodiyaliz akut böbrek yetmezliği oluşan hastalarda hayat kurtarıcı bir tedavidir. Çalışmamızda acil serviste ilk kez hemodiyaliz tedavisi gören hastaların demografik ve klinik özellikleri ile beraber mortalitelerini etkileyen faktörlerin incelenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Retrospektif olarak yapılan bu çalışmaya hastanemiz acil servisine başvuran ve hemodiyaliz ünitesinde, 1.1.2017 ile 1.1.2018 tarihleri arasında ilk kez hemodiyalize alınan 95 hasta alındı. Hastalar demografik, klinik ve laboratuvar verileri, diyaliz endikasyonları, 30 günlük sağ kalımları, yaşayan hastaların renal durumları, ölen hastaların ölüm sebepleri açısından değerlendirildi. Bulgular: Hastaların %62.1’i erkek, %37.9’u kadın, yaş ortalaması 62.28 yıl saptandı. Hastaların en sık diyalize alınma sebepleri metabolik asidoz ve kreatinin yüksekliği (%75) idi. Hastaların %41.1’ inin 30 gün içerisinde öldüğü görüldü. En sık ölüm sebebinin %64.1 malignite gibi altta yatan hastalıklara bağlı komplikasyonlar olduğu görüldü. Hastaların %7.4 ü tam iyileşme, %28.4 ü diyalize ihtiyaç duymayan kronik böbrek hastalığı, %64.2’si diyaliz hastası olarak taburcu olmuştur. Sonuç: Acil servise başvuran ve akut böbrek hasarı saptanan pek çok hasta anüri, hipervolemi, hiperpotasemi ve üremik bulgular nedeniyle hemodiyalize alınmaktadır. Bu hastaların otuz günlük mortalite oranları yüksektir ve en sık mortalite sebebi malignite gibi altta yatan hastalıklara bağlı komplikasyonlardır.
Amaç: Pulmoner tromboemboli öntanısı non spesifiktir ve Toraks Bilgisayarlı Tomografi Anjiografisi ülkemizde sık kullandığımız bir tanı yöntemidir. Ancak gereksiz kullanımı subsegmental emboli tanılarını arttırmakta, hastaları fazladan radyasyona maruz bırakmakta ve kontrast nefropatisine yol açabilmektedir. Bu çalışmada acil serviste pulmoner emboliden şüphelendiğimiz hastalar üzerinde YEARS ve Wells tanı kriterlerinin etkinliğini inceleyip karşılaştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma acil serviste pulmoner emboliden şüphelenilen hastaların YEARS ve Wells tanı kriterlerine göre skorlaması yapılarak, en az bir algoritmaya göre Toraks Bilgisayarlı Tomografi Anjiografi çekilmesi önerilen hastalar üzerinde prospektif olarak yapıldı. Bu hastaların YEARS ve Wells tanı kriterlerine göre puanları, D-dimer değerleri ve anjiyografi sonuçları değerlendirildi. Bulgular: Hastaların % 55.74’ü erkek, % 44.26’sı kadınlardan oluşmaktadır. Hastaların yaş ortalaması 59.77±16.07 yıldır. En sık komorbidite %44.26 ile malignitelerdir. Emboli saptanan ve saptanmayan grupların d-dimer değerleri arasında anlamlı fark saptanmamıştır. Wells algoritmasına göre pulmoner tromboemboli olasılığı olan ve olmayan hastaların D-dimer değerleri arasında anlamlı fark saptanmamıştır. YEARS algoritmasının sensitivitesi % 93.75, spesifitesi % 24.44 olarak tespit edilmiştir. Pozitif prediktif değer % 30.61, negatif prediktif değer % 91.66 olarak hesaplanmıştır. Wells algoritmasının duyarlılığı % 62.50, özgüllüğü % 80 olarak hesaplanmıştır. Pozitif prediktif değer % 52.63, negatif prediktif değer % 85.71 olarak tespit edilmiştir. Sonuç: Çalışmamızın sonucuna göre acil serviste pulmoner tromboemboli tanısı koymada en özgül Wells algoritması, en duyarlı YEARS algoritmasıdır. Hastalığı dışlamada ise YEARS biraz daha güçlü olmakla beraber her iki algoritma da etkilidir ancak tanı koydurmakta etkileri zayıftır.