Erdinç Oğur

Erdinç Oğur

Auto-generated profile, based on publicly available information

Erdinç Oğur

İZMİR MENEMEN EGE TARIMSAL ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜ

Research Focus & Metrics

Academic Career Length

7Years (2020-Present)

(Calculated once Scilit publication data is synced: current year − year of first publication + 1)

Representative Publications

View All Publications
18 January 2022 in Phytotaxa
Verified
Journal Article
Closed access
PDF file
HYHasan Yildirim
Hasan Yildirim
TÖTuğkan Özdöl
Tuğkan Özdöl
CICan Ilgin
Can Ilgin
SESeval Erdem
Seval Erdem
EOErdi̇nÇ Oğur
Erdi̇nÇ Oğur
BÖBariş Özüdoğru
Bariş Özüdoğru
Knautia goecmenii, from Nif Mountain (İzmir) in western Anatolia (Turkey), is described as a new species based on morphological and molecular evidence. Its phylogenetic relationships within the genus are provided based on the nuclear-encoded ribosomal internal transcribed spacer (ITS) region. Bayesian and Maximum Likelihood analyses of the molecular data clearly showed that K. goecmenii falls into a clade together with morphologically irrelevant annual species from sections Knautia and Tricheroides. From a morphological perspective, by having a suffrutescent and caespitose habitus with very rich stemmed base (up to 152 stems) without basal leaf rosettes and showing very pale whitish-lilac flowers, K. goecmenii is placed in a unique position within genus Knautia. Both the main morphological features of K. goecmenii and its phylogenetic position make difficult to accommodate it any extant Knautia sections. Finally, the International Union for Conservation of Nature (IUCN) threat category is assessed and observations on the ecology of the only known population of this rare species are noted.

15 December 2021 in ANADOLU Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Dergisi
Verified
Journal Article
Closed access
PDF file
EOErdinç Oğur
Erdinç Oğur
Endemik ve nadir bitkiler bir ülkenin bitkisel genetik kaynak zenginliklerinin başında gelmektedir. Ülkenin sahip olduğu zengin genetik kaynaklar ekonomik, sosyal ve kültürel değerleri nedeniyle stratejik bir öneme sahiptir. Bitki genetik kaynaklarımızın korunması, mevcut ve gelecek nesiller için sürdürülebilir kullanımının sağlanarak ekonomik değere dönüştürülmesi ülkemiz için büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma, İzmir ilinde bulunan endemik, nadir ve tehdit altındaki bitki türlerinin toplanması ve ex situ muhafazası amacıyla 2014-2018 yılları arasında gerçekleştirilmiştir. Yapılan arazi çalışmaları sonucunda toplanan örneklerin 188 tanesinin çalışmada hedeflenen taksonlar olduğu belirlenmiştir. Bu türlerden 115 tanesi endemik, 48 tanesi tip örneği Türkiye olan, 13 tanesi nadir ve 12 tanesi endemik ya da nadir olmayıp IUCN kriterlerine göre tehdit kategorisinde olan taksonlardır. Yapılan arazi çalışmaları sonucunda tespit edilen taksonların IUCN tehdit kriterlerine göre tehlike kategorileri de belirlenmiştir. Bu taksonlardan bir takson Doğada Tükenmiş (EW), 6 takson Kritik (CR), 19 takson Tehlikede (EN), 36 takson Duyarlı (VU), 9 takson Korumaya Tabi (CD), 50 takson Düşük Riskli (LC), 14 takson Tehdite Yakın (NT) ve 3 takson Veri Yetersiz (DD) kategorisindedir. Hedef türlerin 188’inin herbaryum örnekleri alınırken 75’inden tohum materyali alınmıştır. Toplanan herbaryum örnekleri ETAE Herbaryumunda (İZ), tohum materyali ETAE Ulusal Tohum Gen Bankasında muhafazaya alınmıştır. Bu çalışmanın sonuçları, endemik ve nadir bitkilerimizin iyi tanınması, korunması ve çoğaltılarak ekonomiye kazandırılması açısından önemlidir.

15 June 2021 in ANADOLU Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Dergisi
Verified
Journal Article
Open access
PDF file
ÜKÜnal Karık
Ünal Karık
MTMurat Tuncturk
Murat Tuncturk
OCOrcun Cinar
Orcun Cinar
EOErdinç Oğur
Erdinç Oğur
Bu çalışma organik ve konvansiyonel tarım koşullarında yetiştirilen bazı tıbbi ve aromatik bitkilerin kalite özelliklerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Materyal olarak Anadolu adaçayı (Salvia fruticosa Mill.), İzmir kekiği (Origanum onites L.), lavandin (Lavandula x intermedia Emeric ex Loisel.), lavander (Lavandula angustifolia Mill.), bahçe nanesi (Mentha spicata L.) ve tıbbi nane (Mentha x piperita L.) kullanılmıştır. Bitkiler tam çiçeklenme döneminde hasat edilmiş, inkübatörde kurutulmuş ve uçucu yağları su distilasyonu yöntemiyle çıkarılmıştır. Uçucu yağların kimyasal bileşimi GC/MS ile belirlenmiştir. Bitkilerdeki uçucu yağ oranları organik ve konvansiyonel tarım koşullarında türlere göre sırası ile Anadolu adaçayında %2,8-3,2, İzmir kekiğinde %3,5-3,8, lavandinde %5,4-6,3, lavanderde %3,1-3,4, bahçe nanesinde %1,7-2,2 ve tıbbi nanede %2,1-2,4 arasında değişim göstermiştir. Uçucu yağların ana bileşenleri ve oranları ise organik ve konvansiyonel tarım koşullarında türlere göre Anadolu adaçayında 1,8-sineol %40,92-44,52, İzmir kekiğinde karvakrol %43,84-48,47, lavandinde linalol %32,84-34,69, lavanderde linalil asetat %33,03-36,28, bahçe nanesinde karvon %53,64-59,01 ve tıbbi nanede menthon %40,86-45,32 arasında değişim göstermiştir. Sonuç olarak, organik tarım koşullarında incelenen tüm türlerin uçucu yağ oranlarının düştüğü tespit edilmiştir. Bununla birlikte, organik ve konvansiyonel tarım koşullarında uçucu yağlarda bulunan ana bileşenlerin oranlarında önemli bir değişim meydana gelmemiştir.

30 May 2024 in ANADOLU Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Dergisi
Verified
Journal Article
Open access
LALerzan Gül Aykas
Lerzan Gül Aykas
EOErdinç Oğur
Erdinç Oğur
NANeşe Adanacıoğlu
Neşe Adanacıoğlu
KKKader Kurşun Kırcı
Kader Kurşun Kırcı
SDSelay Doğan
Selay Doğan
EYEvren Yılmaz
Evren Yılmaz
Bu makalede, bitki genetik kaynaklarının ex-situ muhafazasında tohum gen bankalarının önemi ve ulusal tohum gen bankasının faaliyetleri özetlenmektedir. Bitki genetik kaynaklarının, gıda ve beslenme güvenliğinin oluşturulmasında, üretim sistemlerinin dayanıklılığının sağlanmasında ve gelecekte iklim değişikliğinin etkileriyle başa çıkılmasında çok büyük katkısı vardır. Ancak genetik kaynaklar giderek endişe verici bir hızla kaybolmaktadır. Bu kaynakların erozyona uğramasıyla insanlık yeni sosyo-ekonomik ve çevresel koşullara uyum sağlama potansiyelini kaybetmektedir. Gıda ve tarıma yönelik bitki genetik kaynaklarının ex-situ korunması küresel bir öneme sahiptir ve gelecekte gıda güvenliği açısından merkezi bir rol oynamaktadır. Tohum gen bankası, korumaya yönelik en yaygın ve değerli ex-situ yaklaşımlardan biridir. Ulusal Tohum Gen Bankası 1970 yıllarda kurulmuştur. Ulusal Tohum Gen Bankası yerel çeşitler, yabani akrabalar, diğer yabani türler, özellikle ekonomik öneme sahip diğer yabani türleri (tıbbi, aromatik, süs bitkileri vb.) ve endemik bitki türlerini içermektedir. Ulusal Gen Bankası koleksiyonunun toplam materyal sayısı, yaklaşık 3.090 türle birlikte 55.000' den fazladır.

15 December 2020 in ANADOLU Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Dergisi
Verified
Journal Article
Closed access
PDF file
SKSamim Kayıkçı
Samim Kayıkçı
EOErdinç Oğur
Erdinç Oğur
Türkiye’nin sahip olduğu zengin bitkisel biyoçeşitlilik ve genetik kaynaklar ekonomik, sosyal ve kültürel değerleri nedeniyle stratejik bir öneme sahiptir. Özellikle, endemik ve nadir bitkiler ülkemizin bitkisel genetik kaynak zenginliklerinin başında gelmektedir. Salvia L. cinsi dünya genelinde yaklaşık olarak 1000’e yakın türle temsil edilmektedir. Türkiye ise, Salvia tür çeşitliliği bakımından oldukça zengin olup, ülkemizde 106 takson doğal yayılış gösterirken 58 taksonu endemiktir. Hatay ili endemik ve nadir bitki biyoçeşitliliği açısından çok zengin ve özel bir bölgedir. Hatay ilinde de Salvia L. cinsine ait 25 taksonun yayılış gösterdiği bilinmektedir. Bu zenginliğin ulusal ve uluslararası düzeyde bilinmesi, korunması ve gelecek nesillere aktarılması son derece önemlidir. Bu çalışma, Hatay ilinde yayılış gösteren nadir ve endemik Salvia L. türlerinin bilinmesi, yayılışlarının tespiti, habitat özellikleri, arazideki güncel durumları ve türler üzerindeki olumsuz etkilerin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. 2010-2015 yılları arasında Hatay ilinin tamamında yapılan arazi çalışmaları sonucunda Salvia L. cinsine ait 6 takson değerlendirilmiştir. Bunlar: Salvia aramiensis Rech.f., Salvia cassia Samuelss. ex Rech.f., Salvia sericeotomentosa Rech. Fil. var. hatayica Celep & Doğan, Salvia sericeotomentosa Rech. Fil. var. sericeotomentosa, Salvia tigrina Hedge & Hub.-Mor., Salvia viscosa Jacq. türleridir. Belirlenen bu taksonlardan 3'ü endemik, 3'ü nadir türlerdir. IUCN Kırmızı Liste Kriterleri'ne göre tüm taksonlar ulusal ve bölgesel ölçekte tehlike altındadırlar. Endemik olan 3 takson küresel ölçekte tehlike altındadır. Hatay’da yayılış gösteren başta endemik ve nadir bitkiler olmak üzere tüm bitkiler çeşitli biyotik ve abiyotik faktörlerin baskısı altında olup, neslini devam ettirebilme konusunda zorluklarla karşılaşmaktadır. Yaşam alanlarının tarım arazisine dönüştürülmesi, madencilik faaliyetleri, aşırı hayvan otlatması gibi olumsuz etkiler bu türler üzerinde ciddi risk oluşturmaktadır. Bu bakımından endemik ve nadir bitkilerimizi iyi tanımak ve yok olma tehlikesine karşı koruma tedbirleri almak nesillerinin devamı için çok önemlidir.

24 June 2022 in ANADOLU Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Dergisi
Verified
Journal Article
Closed access
PDF file
SDSelay Doğan
Selay Doğan
NANeşe Adanacıoğlu
Neşe Adanacıoğlu
EOErdinç Oğur
Erdinç Oğur
Türkiye'nin endemik bitki türlerinden biri olan “Mor Mercan” adıyla bilinen Origanum sipyleum L., Lamiaceae familyasından olup yüksek tıbbi ve aromatik değere sahiptir. Origanum türlerinin antikanserojenik, sitotoksik, antibakteriyel, antidiyabetik, antifungal, antiviral, insektisidal etkilerinin olduğunu çeşitli bilimsel çalışmalar gösterilmiştir. Bununla birlikte, genetik kaynakların korunmasında değerli ve tehlike altındaki tıbbi bitkilerin hızlı bir şekilde çoğaltımı konusunda yeni araçlar sağlayan ileri biyoteknolojik yöntemler ile Origanum sipyleum L.'nin çoğaltımı hakkında çok az bilimsel çalışma bulunmaktadır. Bu nedenle bu çalışma, İzmir/Bozdağ'dan toplanan Origanum sipyleum L. genetik kaynak materyalinin biyoteknolojik yöntemlerden biri olan in vitro teknikler kullanılarak çoğaltılması amacıyla yapılmıştır. İki eksplant (nodal segment ve sürgün ucu) tipi ve dört farklı ortamın;(MS+0,5 mg L-1 BAP + 0,1 mg L-1 IAA; MS+1,0 mg L-1 BAP+0,1 mg L-1 IAA; ½MS+ 0,5 mg L-1 BAP + 0,1 mg L-1 IAA; ½MS+ 1,0 mg L-1 BAP + 0,1 mg L-1 IAA) Origanum sipyleum L’un sürgün sayısı ve sürgün uzunluğuna etkileri araştırılmıştır. Eksplant başına en yüksek sürgün sayısı (5,56 adet/eksplant) 1,0 mg L-1 BAP+ 0,1 mg L-1 IAA içeren MS ortamında büyüyen nodal eksplantlardan elde edilmiştir. Geliştirilen bitkicikler, toprak-perlit (2:1) karışımından oluşan saksı karışımına başarıyla nakledilmiştir.