Honey bees play an important role in the pollination of flowering plants. When honey bee colonies are deficient in pollen, one of their main nutrients, protein supplements are required. In this study, the effects of diets with six different protein sources on the physiological characteristics of worker bees (vitellogenin (Vg), abdominal lipid content (ALC), hypopharyngeal gland (HPG)) and consumption were investigated. The protein sources of the diets (diet I, …, diet VI) included pollen, spirulina dust (Arthrospira platensis Gomont), fresh egg yolk, lyophilized lactose-free skimmed milk powder, active fresh yeast, and ApiProtein. It was identified that consumption by worker bees was highest in the diet group supplemented with spirulina (diet II). Although there was no statistical difference regarding the Vg content in the hemolymph, numerically, the highest content was found in diet group IV (lyophilized lactose-free skimmed milk powder) (4.73 ± 0.03 ng/mL). ALC and HPG were highest in the group fed diet II. These results suggest that offering honey bees diets with certain protein sources can support their physiological traits.
1 June 2020 in Iğdır Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi
Least square (LS) method is a common method used to estimate the coefficients in multiple regression models. The least square multiple regression models produce biased regression coefficients when the multicollinearity is encountered in the studied data sets. Multicollinearity problem can be solved by using some methods. As one of the methods, Ridge Regression (RR) is a biased estimation method that enables to obtain models having more reliable coefficient of determination (R2). This study was conducted on 40 Saanen kids in order to determine some morphological measurements (withers height, rump height, body length, chest width, chest girth and chest depth) affecting body weight. In this study, usability of ridge regression method in the presence of multicollinearity was evaluated. Variance Inflation Factor (VIF) values higher than 10 were detected for withers height and rump height. Coefficient of determination (R2) was obtained as 0.88 from LS method and R2 was obtained 0.875 with k=0.0136 from RR method. As a result, the model obtained from RR is more reliable than that obtained from LS.
9 August 2019 in Turkish Journal of Agriculture - Food Science and Technology
The aim of this study was to compare estimation methods: least squares method (LS), ridge regression (RR), Principal component regression (PCR) to estimate the parameters of multiple regression model in situations when the underlying assumptions of least squares estimation are untenable because of multicollinearity. For this aim, the effect of some body measurements on body weights (height at withers and rumps, body length, chest width, chest girth and chest depth, front, middle and hind rump width) obtained from totally 85 Karayaka lambs at weaning period raised at Research Farm of Ondokuz Mayis University was examined. Mean square error, R2 value and significance of parameters were used to evaluate estimator performance. The multicollinearity, between front and middle rump width which were used to estimate live weight, was eliminated by using RR and PCR. Although research findings showed that RR method had the smallest MSE and the highest R2 value, the estimates of PCR were determined to be more consistent when the importance tests of parameters were taken into account. The results showed that principal component regression approach should be used to estimate the live weight of Karayaka lambs at weaning period.
31 October 2018 in Türkiye Tarımsal Araştırmalar Dergisi
Araştırmanın amacı, Ondokuz Mayıs Üniversitesi öğrencilerinin sigara kullanımını etkileyen faktörleri belirlemektir. Araştırma verileri, 384 öğrenciyle yapılan anketlerden oluşmaktadır. Sigara kullanan ve kullanmayan öğrenciler arasındaki farklılığın belirlenmesinde ki-kare testi, grup ortalamalarının karşılaştırılmasında t testi kullanılmıştır. Öğrencilerin sigara kullanımını etkileyen faktörler ise binary lojistik regresyon analiziyle belirlenmiştir. Araştırma sonuçları, erkek öğrencilerin kızlara oranla daha fazla sigara kullandıklarını göstermektedir. Öğrencilerin sigara kullanımı, üniversiteye başladıktan sonra özellikle ikinci ve üçüncü sınıfta artmaktadır. Bununla birlikte ebeveynlerin eğitim durumu ile sigara içmelerinin, öğrencinin sigara kullanımını etkilediği tespit edilmiştir. Model sonuçlarına göre sigara kullanımını etkileyen en önemli faktörler; öğrencinin ikamet ettiği yerde sigara içilmesi, annenin sigara içmesi, öğrencinin cinsiyeti ve yaşı olarak belirlenmiştir. Öğrencilerde sigara kullanımının azaltılması için, yasal tedbirlerin yanı sıra üniversiteler ile sağlık ve milli eğitim bakanlıkları başta olmak üzere, diğer ilgili kamu kurumları ile sivil toplum kuruluşlarının birlikte hareket ederek ciddi bir kamuoyu oluşturmaları gerekmektedir.
28 February 2019 in Türkiye Tarımsal Araştırmalar Dergisi
Araştırmanın amacı, arazi fiyatını etkileyen faktörlerin doğrudan ve dolaylı etkilerini belirlemektir. Araştırmanın materyalini, 2018’de Samsun ili Ladik ilçesinde yapılan anketler oluşturmaktadır. Araştırmada, arazi fiyatını doğrudan ve dolaylı etkileyen faktörler path analiziyle ortaya konulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre; arazi fiyatını pozitif yönde etkileyen değişkenler verim ve sulama iken, negatif yönde etkileyen değişkenler taşlılık, eğim, köye ve ana yola uzaklıktır. Arazi fiyatını doğrudan etkileyen en önemli değişken % 60 ile ana yola uzaklık, en yüksek dolaylı etkiye sahip değişken ise % 69 ile taşlılık durumudur. Arazi fiyatını pozitif yönde etkileyen verimin doğrudan etkisi % 44, dolaylı etkisi % 56’dır. Sulamanın ise doğrudan etkisi % 38, dolaylı etkisi % 62’dir. Sulamaya ait dolaylı etkinin % 45’i sulamanın ürün verimini artırmasından kaynaklanmaktadır. Arazi fiyatını etkileyen faktörlerin doğrudan ve dolaylı etkilerinin ortaya konulması, bilimsel ve objektif arazi değerleme çalışmalarına önemli katkı sağlayacaktır. Ayrıca elde edilen sonuçlar, arazi değerleme yöntemleri için yardımcı bir unsur olarak kullanılabilecektir.
26 February 2020 in Turkish Journal of Agriculture - Food Science and Technology
FAO 2017 verilerine göre, dünya bal üretiminde Türkiye Çin‘den sonra ikinci sırada olup; koloni sayısı bakımından üçüncü sırada yer almaktadır. Ancak, Türkiye koloni başı bal verimi bakımından ön sıralarda yer alamamaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye‘nin toplam kovan sayısı 2018 yılında 7.904.502, bal üretimi 107.920 ton olarak belirlenmişken; ortalama bal verimi 13,7 kg olarak hesaplanmıştır. Gelecek yıllarda kovan sayısı ve bal verimindeki değişimin nasıl olacağının öngörülmesi ile arıcılara ve politika yapıcılara önbilgi verilmesi ekonomik açıdan önem arz etmektedir. Bu nedenle çalışmada geçmiş yıllara ait kovan sayısı ve bal verimleri kullanılarak, gelecek 5 yıla ait üretim değerlerini tahmin etmek amaçlanmıştır. Bu amaç için son 50 yıllık döneme ait (1969-2018) veriler kullanılarak, beş yıllık (2019-2023) tahminde bulunulmuştur. TÜİK ve FAO‘dan elde edilen verilere kovan sayısı ve bal verimi için ARIMA (1,1,0) birinci derece otoregresif zaman serisi modeli kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS programından yararlanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, 2018 yılına kıyasla 2019 ve 2023 yılları arasında koloni sayısında %1,3 ile %7,4 arasında artış beklenmektedir. Ayrıca, bal veriminin 2018'e göre %2,77 ile %3,12 arasında artması beklenmektedir. Koloni sayısının artması ve koloni başına bal veriminin daha az artmasının beklenmesi, önümüzdeki yıllarda üretim maliyetlerini artıracağı için tüketiciler bal ve bal arısı ürünlerini daha yüksek bir fiyata tüketeceklerdir. Sonuç olarak, arıcılar, koloni sayısının arttırılmasının yanı sıra arıcılık ekonomisine, tüketicilere ve ülke ekonomisine yönelik koloni başına bal verimini arttırmaya özen göstermelidir.