Reyhan Keleş

Dr. Reyhan Keleş


Research Focus & Metrics

Academic Career Length

12Years (2015-Present)

(Calculated once Scilit publication data is synced: current year − year of first publication + 1)

Representative Publications

View All Publications
15 May 2020 in Bilimname
Verified
Journal Article
Closed access
PDF file
RKReyhan Keleş
Reyhan Keleş
İslâmî Türk edebiyatının temsilcilerinden şair ve nasirlerin düşüncelerini ifade ederken beslendikleri, istifade ettikleri muhteva kaynakları vardır. Bazen düşünceyi kuvvetlendirmek için bazen de ifadeyi süslemek için başvurulan kaynakların neler olduğu ve bu kaynakların bir tasnifinin yapılıp yapılmadığı şimdiye kadar yapılan çalışmalarda ayrıntılı olmamakla beraber ele alınmış ve incelenmiştir. Genel manada kaynakların neler olduğu incelendiğinde bunların daha çok din merkezli olduğu yani dinî kaynaklar olduğu görülmüştür. Ancak bir kaynağa dinî denildiğinde bunun aksi olan din dışı kavramı ortaya çıkmaktadır ki kanaatimize göre bu tabir problem arz etmektedir. Nitekim din dışı denilecek olan bir kaynağın da aslında dinden tamamen uzak olmadığı dikkatli incelendiğinde anlaşılacaktır. Bu çalışmada din dışı ayrımına gitmeden genel olarak muhteva kaynaklarından olan dinî kaynaklar ifadesi kullanılacak ve bu kaynaklar da kendi arasında doğrudan dinî muhtevalı kaynaklar (Kur’ân-ı Kerim, Hadis-i Şerif, Peygamber kıssaları ve mucizeler, siyer ve İslâm tarihi, tefsir, fıkıh, kelâm, tasavvuf ve tasavvufî şahsiyetler) ve dolaylı olarak dinî muhtevalı kaynaklar (çağın ilimleri, tarihî ve efsanevî şahsiyetler, kültür ve dil) olmak üzere iki başlık altında değerlendirilecektir. Her iki konunun tek bir makalede incelenmesi makale boyutunu aşacağından bu çalışmada örnek olarak seçtiğimiz Şeyh Gâlib Divanı özelinde doğrudan dinî kaynaklara şairin nasıl yer verdiği tespit edilmeye çalışılacak ve Şeyh Gâlib’in, Divan’ını tertip ederken hangi muhteva kaynaklarından beslendiği de ortaya konulmuş olacaktır.

3 February 2025 in Pastoral Psychology
Verified
Journal Article
Closed access
PDF file
MKMUHAMMED KIZILGEÇİT
MUHAMMED KIZILGEÇİT
ŞÜŞeyda ÜNVER
Şeyda ÜNVER
MÇMURAT Pazartesi 21:00 (Dr. Murat ÇİNİCİ
MURAT Pazartesi 21:00 (Dr. Murat ÇİNİCİ
RKReyhan Keleş
Reyhan Keleş
MGM. Göktaş
M. Göktaş
ÖAÖmer Alkan
Ömer Alkan

30 December 2015 in Journal of Ilahiyat Researches
Verified
Journal Article
Open access
PDF file
RKReyhan Keleş
Reyhan Keleş
Mirajiyahes are one of the literary genres written about Muhammad. Mirajiyahes are written in verse and in prose. They describe Prophet Muhammad’s night journey from $Masjid al-Haram to Masjid al-Aqsa and then his ascend to$Sidrat al-Muntaha in the$Miraj$journey where he speaks to$God. Examples of this genre in Arabic and Persian literature are one of the most common topics of Turkish literature. Mirajiyahes can not only be written separately in various verse types, but they also can be seen in collected poems and mathnawis. There was an increased interest in this genre particularly in XVIIth and XVIIIth centuries and many poets wrote such poems. One of the poets who participated in this tradition in late XVIIth century and early XVIIIth century was Bosnian Sabit, while the other was Hasan Servet from Izmir who lived in XIXth century. Sabit wrote a mirajiyah with eulogy versification in his Collected Poems. Hasan Servet made tahmis on Sabit’s Mirajiyah. This study includes tahmis, which was written by Hasan Servet on Sabit’s Mirajiyah and published separately.

13 March 2020 in Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi
Verified
Journal Article
Open access
PDF file
RKReyhan Keleş
Reyhan Keleş
This study, which covers the women poets, as the representatives of Alawi-Bektashi Literature,which dates back to very old years and finds its source in Yunus Emre, and continues with KaygusuzAbdal, Hatayi and Pir Sultan Abdal and reaches today, aims to give information on women poetsabout whom there are disputes arising from the problems in resources classified according to theircenturies.In this study, in which forty-eight publications were examined, except the basic works and anthologiesof the field, from the beginning to the end in all chapters, information is given about eighty-twodifferent people three of which are from 16th century, four from 18th century, twenty-nine from the19th century and forty-one from the 20th century, also there are four poets whose century is not knownand one more poet who is revealed to be a man in fact. In the conducted research, it was determinedthat the first poet known to have lived is from the 16th century. The poet who lived in the 18th centurywas not found in the resources.The cases of twelve women poets, about whom there are problems beginning from those especiallyon gender such as whether the poet was a man or a woman, varying up to the confusion on the datesof birth and death and name resemblances resulting in confusing these women poets with the poets ofother literatures, are addressed to and discussed in the chapter called “Some Disputes” It has been determined that the women poets especially used the name “Bacı (Sister)”, and that theusage of this name decreased towards the later centuries and also that when their poems are analyzed,they mostly wrote poems about the love of Hazrat Ali, Ahl al-Bayt, Haji Bektashi Veli and the personto whom they are connected.As distinct from the other studies on the same subject, in this study a higher number of women poetsas the representatives of Alawi-Bektashii Literature were found and the inadvertently made mistakesin references to previous studies in these resources are tried to be minimized. Keywords: Alawi-Bektashi Litareture, women, poet, poem Kökleri çok eski yıllara dayanan ve kaynağını Yunus Emre’de bulan, Kaygusuz Abdallarla, Hatayîlerle,Pir Sultan Abdallarla yoluna devam edip bugüne gelen Alevi-Bektaşi edebiyatının kadın şairlerinimuhtevi bu çalışma, yüzyıllarına göre tasnife tabi tutulan ve kaynaklarda yer alan sıkıntılar nedeniylebazı tartışmaların yapıldığı kadın şairler hakkında bilgi vermeyi amaçlamaktadır. Alanın temeleserleri ve antolojileri dışında toplam kırk sekiz yayının incelendiği çalışmanın girişinden sonucunakadar tüm bölümlerinde XVI. yüzyıldan üç, XVIII. yüzyıldan dört, XIX. yüzyıldan yirmi dokuz, XX.yüzyıldan kırk bir, yaşadığı yüzyılı bilinmeyenlerden dört ve bir de erkek olduğu kesinleşen bir şairolmak üzere toplam seksen iki şahsiyet hakkında bilgi verilmiştir. Yapılan araştırmada varlığı bilinenilk şairin XVI. yüzyılda yaşadığı tespit edilmiştir. XVII. yüzyılda yaşayan şaire kaynaklarda tesadüfedilememiştir. Özellikle şairin kadın mı erkek mi olduğuna dair cinsiyetle ilgili sıkıntılar baştaolmak üzere doğum-ölüm tarihlerindeki karışıklıklar ve isim benzerliği nedeniyle diğer edebiyatlarınkadın şairleriyle karıştırılan şairlere varıncaya kadar toplam on iki kadının durumu “Bazı Tartışmalar”bölümünde ele alınıp incelenmiştir. Kadınların özellikle “Bacı” sıfatını kullandığı, bu ifadeninson yüzyıllara doğru azaldığı ve şiirleri incelendiğinde daha çok Hz. Ali, Ehl-i Beyt, Hacı Bektâş-ıVelî ve intisap ettiği kişinin sevgisi ağır basan şiirler yazdığı tespit edilmiştir. Konuyla ilgili benzerçalışmalardan farklı olarak bu çalışmada Alevi-Bektaşi edebiyatını temsil eden daha çok kadın şaireulaşılmış ve bu kaynaklarda daha önceki çalışmalara yapılan atıflarla sehven yapılan hatalar en azaindirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Alevi-Bektaşi edebiyatı, kadın, şair, şiir.

12 December 2025 in Journal of Religion and Health
Verified
Journal Article
Closed access
PDF file
NONesrullah OKAN
Nesrullah OKAN
MKMUHAMMED KIZILGEÇİT
MUHAMMED KIZILGEÇİT
HŞHanifi Şahin
Hanifi Şahin
FKFatih Kurt
Fatih Kurt
RKReyhan Keleş
Reyhan Keleş
AÖAytaç Ören
Aytaç Ören

30 December 2022 in Hitit İlahiyat Dergisi
Verified
Journal Article
Closed access
MGMerve Güven
Merve Güven
RKReyhan Keleş
Reyhan Keleş
İbrahim Hakkı Eroğlu, (öl. 1955) Niğde’nin yetiştirdiği önemli kültür simalarındandır. 1900 yılında başladığı öğretmenlik vazifesini farklı okullarda, muhtelif dersler okutmak suretiyle otuz üç yıl sonra tamamlamış ve 1933 yılında emekli olmuştur. Eroğlu’nun eğitim ve kültür hayatımıza sunduğu katkılar mesleği ile sınırlı kalmamıştır. Nasihatname türünün Fars edebiyatındaki önemli örneklerini Türkçeye aktaran Eroğlu, emekliliğinden sonra da yayınları ile toplumu irşat etmeye devam etmiştir. Sa‘dî-i Şîrâzî’nin (öl. 691/1292) Bostān ve Gülistān adlı eserlerine ve Ferîdüddîn Attâr’ın (öl. 618/1221) Pendnāme’sine yaptığı tercümeleri, mütercim henüz hayatta iken Niğde’de basılmıştır. Eroğlu, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin (öl. 672/1273) soyuna mensup bir anneden dünyaya gelen tarihçi ve mütercim Feridun Nafiz Uzluk’un (öl. 1974) isteği üzerine Sultan Veled’in (öl. 712/1312) Rebābnāme ve İntihānāme adlı, nasihatname türünün edebiyatımızdaki önemli örneklerinden olan Farsça eserlerini de Türkçeye tercüme etmiştir. Bu tercümeler ise mütercimin vefatından sonra Osmanlı alfabesinden günümüz alfabesine aktarılarak yayınlanmıştır. Eroğlu, mütercim kimliğinin yanı sıra modern şiirin inşa edildiği çağı yakından takip etmiş bir şairdir. Nāle isimli eserinde yer alan manzumeleri; sosyal ve siyasi hayatta meydana gelen değişim ve Batı ile etkileşimin neticesinde klasik şiirde gözlenen form ve muhteva yeniliğinin önemli örnekleridir. Ancak Eroğlu’nun şiirleri -bazı yerel yayınlarda neşredilen birkaç örneği dışında- henüz yayınlanmadığı gibi şair kimliği de akademik bir çalışmaya konu olmamıştır. İbrahim Hakkı Eroğlu’nun, farklı nazım şekilleriyle yazdığı üç yüz elli iki manzumesini ihtiva eden Nāle, torunları vasıtasıyla ulaştığımız el yazması defterinde, Tünel Eğlencesi adlı eseriyle art arda bulunmaktadır. Osmanlı alfabesi ile yazılmış olan bu iki eser, tarafımızdan yayına hazırlanmaktadır. Bu makalede Eroğlu’nun henüz yayınlanmamış olan Nāle isimli eserinden hareketle eğitimci ve şair kimliği ortaya konulmuş, 20. yüzyılın sosyal, siyasi ve kültürel manzarası eğitimci bir şairin şiirlerinden örneklerle okuyucunun dikkatine sunulmuştur. Çalışmamız iki bölüm hâlinde düzenlenmiştir. Birinci bölümde Eroğlu’nun hayatı hakkında bilgi verilmiş ve eserleri alt başlıklar hâlinde tanıtılmıştır. Bu bölüm hazırlanırken İbrahim Hakkı Eroğlu’na dair mevcut çalışmalardan istifade edildiği gibi torunları ile yapılan görüşmelerden elde edilen yeni bilgiler de literatüre eklenmiştir. İkinci bölümde Nāle’den örneklerle Eroğlu’nun eğitimci ve şair kimliği ele alınmış, şiirleri şekil ve muhteva itibarıyla incelenmiştir. Eğitimci kimliği değerlendirilirken Eroğlu’na ait söz konusu el yazması defterde yer alan mektup ve notların yanı sıra Niğde Halkevi tarafından neşredilen Akpınar dergisinin, 1940 yılındaki İbrahim Hakkı Eroğlu Özel Sayısından da istifade edilmiştir. Eroğlu’nun eğitimci kimliğinin şiir diline aksedişini ortaya koymak üzere şairin didaktik içerikli şiirleri de bu başlık altında değerlendirilmiştir. “Şair Kimliği ile İbrahim Hakkı Eroğlu” başlıklı bölümde edebî yönü incelenirken Niğde çevresinde İkinci Mehmed Âkif diye anılan Eroğlu’nun Mehmed Âkif’le (öl. 1936) münasebeti üzerinde ayrıca durulmuştur. Mehmed Âkif’in Eroğlu’na ve Eroğlu’nun da Âkif’e yazdığı övgü dolu mısralara yer verilmiştir. Eroğlu’nun şiirlerinin, içerik ve söyleyiş özelliği bakımından Âkif’in şiirlerine olan benzerliği, şiirlerinden seçilen örneklerle ortaya konulmuş ve Niğde halkı tarafından yapılan bu değerlendirmenin haksız bir tespit olmadığı da delillendirilmiştir. Eroğlu’nun yeni şiirin önemli temsilcilerinden Abdülhak Hâmid Tarhan (öl. 1937) hakkındaki övgüsü, Ziyâ Paşa’nın (öl. 1880) Terkib-i Bend’inden yaptığı tazmini ve Tevfik Fikret’in...