The COVID-19 pandemic has affected the well-being and mental health of populations worldwide. This study sought to examine whether religious coping mediated the relationship between COVID-19-related fear and death distress. We administered an online survey to 390 adult participants (66.15% females; Mage = 30.85 ± 10.19 years) across Turkey. Participants completed a series of questionnaires measuring the fear they had experienced during the COVID-19 pandemic, their levels of religious coping and their levels of death anxiety and depression. Our findings revealed that (a) fear of COVID-19 was associated with positive religious coping, negative religious coping, death anxiety and death distress; (b) negative religious coping was associated with death anxiety and depression and (c) negative religious coping mediated the relationship between fear of COVID-19 and death anxiety and depression. These results highlight the detrimental effect of negative religious coping in increasing the adverse effect of the COVID-19 fear on death depression.
30 April 2023 in Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
Araştırmanın amacı OpenAI yapay zekâ şirketi tarafından insanlarla sohbet etmesi için geliştirilen bir chatbox olan ChatGPT ile din psikolojisinin temel konuları üzerine sohbet verilerinin incelenmesidir. Bu çalışmanın konusu yapay zekânın din psikolojisi bilimi için önemli konular olan din, dindarlık, inanç ve inançsızlık, insan, tanrı, ölüm ve ölümsüzlük, ahiret, peygamber, kutsal kitap ve ruh sağlığı maneviyat ilişkisi konularında yaklaşımının öğrenilmesi şeklindedir. Araştırmanın soruları uzman görüşleri alınarak araştırmacı tarafından görüşme analizi için hazırlanmıştır. Araştırmanın verilerini GPT chatbox’un dokuzuncu versiyonundan elde edilen bilgiler oluşturmaktadır. Araştırmada elde edilen veriler yapay zekâ sohbet aracının henüz gelişmekte olduğunu göstermekte, verdiği bilgilerin doğrudan bir kaynağa dayanmasa da isabetli ve doğru verilerin yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Yine de verilerin güvenilirliği konusunda şüpheler yer almaktadır. Nitekim yabancı literatürde 2022 yılından itibaren bu konularda ilk çalışmaların yapıldığı göz önünde bulundurulursa çok boyutlu ve hem insanı hem toplumu etkileyen sebep ve sonuçlarının olabileceğini söylemek mümkündür. Araştırmacılar bir taraftan etik ilkeleri göz önünde bulundurarak öte taraftan güncel hayatın değişen şartlarını betimlemekle uğraşmaktadır. Ayrıca yapay zekânın dinî tartışmalara girmeden daha çok mevcut durum analizi yaptığı gözlemlenmiştir. Elde edilen ve Maxqda araştırma programıyla analiz edilen bulgulardan hareketle yapay zekâ robotunun din ve dindarlıkla ilgili olumlu bir yaklaşım içinde olduğu görülmüştür. Buna ilaveten inanç esasları olan ahiret, peygamberlik, kutsal kitaplar vb. gibi durumların insana hem olumlu hem olumsuz etkilerinin olabileceğini düşünmektedir. Bu düşüncelerini de örnekleri ile açıklamıştır. Din ve maneviyatın psikolojik sağlık üzerindeki etkilerinin genellikle olumlu olduğu tezi vurgulanırken, bazı durumlarda olumsuz etkilerin de olabileceği vurgulanmıştır. Hem dinin hem ateizmin gelecekte artarak varlıklarını koruyacağını söylemesi çalışmanın dikkate değer verileri arasındadır.
26 November 2024 in Journal of Religion and Health
Religiosity continues to be the subject of both qualitative and quantitative studies in many branches of science. In this context, the dimensions of religiosity and its relationship with other variables are discussed. The aim of this study is to predict the future status of religiosity in the context of gender, based on current religiosity data. As a method, Artificial Neural Networks (ANN) technique, which provides both a systematic review description and a prediction for the future, is based on. In the sample of Turkey, a total of 75 master's and doctoral theses which based on quantitative methods were scanned and made ready for processing. Religiosity scores were normalized and converted into a standard scoring system. MATLAB software was preferred to benefit from mathematical algorithms. In ANN, predictions were made for the future by using the Time Series Method. According to the results obtained from the research, the religiosity of male and female students decreased after a certain period of time. In addition, religiosity in male and female adults continues to increase in the general total. Accordingly, it can be stated that the religiosity of young people who receive high school and undergraduate education is affected by the environment and time they live in. In addition, it can be said that there is an increase in the level of religiosity as a result of both the lifestyles of adults and the socio-cultural situation in our country. Dindarlık konusu birçok bilim dalında hem nitel hem nicel çalışmalarla incelenmeye devam ediyor. Dindarlığın boyutları ve diğer değişkenlerle ilişkisi, ele alınan temel konular arasındadır. Bu çalışmanın amacı mevcut dindarlık verileri üzerinden dindarlığın cinsiyet bağlamında, gelecekteki durumunu tahmin etmektir. Yöntem olarak hem sistematik derleme hem de Yapay Sinir Ağları (YSA) tekniği esas alınmıştır. Türkiye örnekleminde toplam 75 adet nicel yönteme dayalı yüksek lisans ve doktora tezi taranıp, işleme hazır hale getirilmiştir. Elde edilen dindarlık puanları normalize edilerek, standart bir puanlama sistemine çevrilmiştir. Matematiksel algoritmalardan faydalanmak için MATLAB yazılımı tercih edilmiştir. YSA’da Zaman Serileri Yöntemi kullanılarak geleceğe yönelik tahminde bulunulmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, kız ve erkek öğrencilerin dindarlıkları belli bir dönem arttıktan sonra düşüşe geçmiştir. Ayrıca erkek ve kadın yetişkinlerde ise dindarlık dip toplamda artarak devam etmektedir. Lise ve lisans eğitimi alan gençlerin dindarlığı yaşadıkları çevreden etkilendikleri yorumlanabilir. Ayrıca yetişkinler hem yaşam biçimleri hem de ülkemizdeki sosyo-kültürel durumun sonucu olarak dindarlaştıkları söylenebilir.
Depremler, Türkiye’nin acı gerçeklerinden olup genellikle tekrarlanan bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. En son 6 Şubat 2023 tarihinde asrın felaketi olarak adlandırılan ve 9 saat arayla meydana gelen merkez üssü sırasıyla Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesi olan 7,7 ve Elbistan ilçesi olan 7,6 büyüklüğünde iki büyük deprem meydana gelmiş ve 11 ilimiz bu depremden ciddi şekilde etkilenmiştir. Meydana gelen bu büyük depremin yıkıcılığı da büyük olmuştur. Deprem özellikle çocuklar ve ergen yaştaki gençleri daha fazla etkilemiştir. Bu süreçte özellikle çocuklar ve ergenlik çağındaki bireyler depremin fiziki yaralarının yanı sıra psikolojik ve inanç boyutuyla da çeşitli sorunlarla karşılaşmışlardır. Çalışmamızda, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen şiddeti ve etki alanı oldukça büyük olan depremin ergenlik çağındaki lise öğrencilerinin dinî inanç ve davranışları üzerindeki etkileri araştırma konusu yapılmıştır. Araştırmanın amacı, üzerinden sekiz ay geçen 6 Şubat depreminin etkilerinin devam ettiği bu süreçte lise öğrencilerinin depreme yönelik dinî yaklaşımlarını anlamaya çalışmak ve depremin dinî bakış açısı ve dinî yaşayışlarında herhangi bir değişikliğe yol açıp açmadığını tespit etmektir. Çalışma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması ile yapılmış olup veri toplama aracı olarak görüşme tercih edilmiştir. Durum çalışması araştırması gerçek yaşamın, güncel bağlam ya da ortamın içindeki bir durumun araştırılmasını gerektirmektedir. Bu bağlamda 15-18 yaş aralığında depremi yaşayan lise öğrencileriyle (n=15) mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda, bu yaş gurubundaki gençlerin 2023 Diyarbakır depremi sonrası çeşitli olumsuz duygularla başa çıkmak durumunda kalarak duygusal travmalar yaşadıkları ve bu duygusal travmaların kişiden kişiye farklılık gösterse de bir süre devam ettiği görülmüştür. Gençler depremi duygusal, teolojik ve jeolojik bakış açısıyla farklı şekillerde anlamlandırmışlardır. Depremin bu yaş grubu bireylerde çoğunlukla olumlu davranış değişikliğine yol açtığı ve başa çıkma metodu olarak ise duygu odaklı başa çıkma yöntemini tercih et-tikleri görülmüştür. Yaşanan felaket gençlerde inanç açısından olumlu bir değişikliğe yol açarak dinî inançlarını sorgulama, dinî konulardaki eksiklerini giderme konusunda iç muhasebe yapmalarına neden olmuş-tur. Aynı şekilde dinî davranış açısından da kalıcı ve olumlu bir değişi-mine neden olmuştur. Ancak az da olsa hayata dair ümit kırıklıklarına neden olarak ergenleri dinî davranışlardan uzaklaştırabildiği de görülmüştür.
31 December 2023 in Bozok Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
Yapılan araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin sosyodemografik değişkenlere göre dindarlık düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını Ağrı ili örneğinde incelemektir. Araştırmanın evrenini Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi öğrencileri; örneklemini ise 2022-2023 eğitim öğretim yılında altı farklı fakültede öğrenim gören 64’er kişi ve %50’si erkek %50’si kadın olmak üzere toplam 384 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Tüm öğrencilere, sosyodemografik değişkenlerin yer aldığı kişisel bilgi formu ile birlikte Dindarlık Ölçeği uygulanmıştır. Yapılan T-testi ve ANOVA testi sonuçlarına göre üniversite öğrencilerinin dindarlık düzeyleri ortalamalarının yüksek seviyede olduğu; medeni durum ve cinsiyete göre dindarlık düzeyleri arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı, doğum yeri, ailenin gelir durumu ve öğrenim görülen fakültelere göre ise dindarlık düzeyleri arasında anlamlı bir farklılığın olduğu tespit edilmiştir. Dindarlık düzeyleri ortalamaları incelendiğinde; kadınların az bir farkla erkeklerden, evlilerin bekarlardan, doğum yeri köy olanların doğum yeri il olanlardan, ailenin gelir durumu 2500-5500 arasında olan öğrencilerin ailenin gelir durumu 5500-10000 arasında olan öğrencilerden daha fazla dindarlık ortalamalarına sahip olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma ile literatüre katkıda bulunmanın yanında, alanda çalışan uzmanların üniversite öğrencileriyle kuracağı iletişimde mevcut dini durumu daha doğru belirlemesi amaçlanmıştır. Ayrıca öğrencinin dindarlık düzeyine göre daha sağlıklı iletişim kurarak değişim yönünde adım atıp motivasyon düzeyini desteklemek adına dindarlık ile değişim döngüsü kavramları harmanlanarak motivasyonel görüşme tekniklerini içeren yapılabilecek yeni çalışmalara ön ayak olabileceği ve katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.