Hediye Aydoğan

Dr. Hediye Aydoğan

orcid

Research Focus & Metrics

Academic Career Length

9Years (2018-Present)

(Calculated once Scilit publication data is synced: current year − year of first publication + 1)

Representative Publications

View All Publications
27 February 2023 in Environmental Science and Pollution Research
Verified
Journal Article
Closed access
PDF file
BUBahar Urhan
Bahar Urhan
SHSibel Hoştut
Sibel Hoştut
İGİsmail Ayşad Güdekli
İsmail Ayşad Güdekli
HAHediye Aydoğan
Hediye Aydoğan

30 April 2018 in Journal of Yaşar University
Verified
Journal Article
Closed access
PDF file
HAHediye Aydoğan
Hediye Aydoğan
En tr Persuasion is a key element for the communication to be established with the target audience whose attitudes, opinions and behaviours are to change in a desired way in line with the specific objective through mass communication outputs. As a sub-type of the advertisements in which this kind of communication is frequently used, the public service advertisements (PSAs) draw upon various appeals in order to persuade their target audience to change their attitudes and behaviours in a desired way. The basic appeal, which the PSAs draw upon in order to call the attention of their target audience to the social issues like environmental pollution, health problems, work safety and traffic safety, is the fear appeal. Therefore, many fear appeal items such as accidents, illnesses and death are employed in the PSAs produced by many non-governmental organisations, government bodies and companies to motivate their audience to take the action against these issues as well as drawing their attention. In this scope, the purpose of this study is to present how the multimodal PSAs use the fear appeal items audio-visually and technically in the process of meaning-making. In this regard, the Traffic without Violation” campaign PSAs broadcasted on TVs in Turkey are taken into the consideration of this study through the purposive sampling method, and are examined through multimodal text analysis using Aytekin’s (2016) modelling. It is concluded from this study that the messages in the PSAs are constructed by deploying different visual, audial and technical fear appeal items as well as verbal expressions informing remorse in order to increase the persuasion level of PSAs. This study also comes with a conclusion that the fear appeals are mostly used in the visual and audial modes of the PSAs.  Kitle iletişim araçlarını kullanarak belli bir amaç doğrultusunda kitlelerin istenilen yönde tutum, düşünce ve davranış değişikliği göstermeleri için, onlarla kurulan iletişimin iknaya dayanması gerekmektedir. İkna edici iletişime dayalı medya çıktılarından olan reklamların bir alt türü olarak sosyal reklamlar da, hedef kitlesinin tutum ve davranışlarını istenilen yöne çevirmeye onları ikna etmek için çeşitli reklam çekiciliklerine başvurmaktadır. Çevre kirliliği, sağlık sorunları, iş güvenliği ve trafik güvenliği gibi toplumsal sorunlar konusunda hedef kitlenin tutum ve davranışlarında amaçlanan değişikliğin gerçekleştirilmesi için en başta hedef kitlesinin dikkatini çekmek zorunda olan sosyal reklamların, amacına ulaşma yolunda başvurduğu temel reklam çekiciliği ise korku çekiciliğidir. Hedef kitlenin dikkatini sosyal meselelere çekmenin yanı sıra, hedef kitleyi bu meselelere karşı harekete geçmeye güdülemek için birçok sivil toplum kuruluşu, devlet kurumları ve şirket tarafından hazırlanan sosyal reklamlar; kaza, hastalık, ölüm gibi çeşitli tehdit ve korku çekiciliği unsurlarına başvurmaktadır. Bu çalışmanın amacı, çok kipli sosyal reklamların anlam yaratma sürecinde korku çekiciliği unsurlarını görsel, işitsel ve teknik açıdan farklı kiplerde nasıl kullandığını ortaya koymaktır. Bu bağlamda, Türkiye’de trafik güvenliği konusunda İhlalsiz Trafik kampanyası çerçevesinde televizyonlarda hedef kitlesiyle buluşan sosyal reklamlar, çalışma kapsamında, amaca uygun örneklem yöntemi ile belirlenmiş ve bu reklamlar çok kipli metin çözümleme yönteminden faydalanılarak Aytekin’in (2016) modellemesi çerçevesinde çözümlenmiştir. Çalışma sonucunda, ikna gücünü artırmak amacıyla sosyal reklamlarda pişmanlığı bildiren sözlü ifadelerin yanı sıra, görsel, işitsel ve teknik açıdan da farklı korku çekiciliği unsurlarına başvurularak iletilerin hazırlandığı ve farklı kipler arasında en çok görsel ve işitsel kipler aracılığıyla korku yüklü anlamların izler kitleye aktarıldığı ortaya konulmuştur.

1 October 2025 in Sage Open
Verified
Journal Article
Open access
ÇKÇiğdem Karakaya
Çiğdem Karakaya
FSFulya Erendag Sumer
Fulya Erendag Sumer
ZDZuhal Gök Demir
Zuhal Gök Demir
HAHediye Aydoğan
Hediye Aydoğan
MDMehmet Özer Demir
Mehmet Özer Demir
SKSibel Karaduman
Sibel Karaduman
Corporate reputation is of growing interest in communication studies as an intangible and inimitable asset. The multiple-stakeholder view of reputation is believed to intersect with the responsibility of the field of public relations. This study explores the intellectual landscape of corporate reputation research within public relations by identifying current trends such as the influence of social media and crisis communication on stakeholder relationships. These trends are crucial for understanding how public relations strategies adapt to evolving communication platforms and global crises, directly affecting corporate reputation by shaping public perception and trust. The study systematically examines 10,873 academic publications retrieved from the WoS database using bibliometric analysis. The analysis employs BiblioShiny and VOSViewer due to their advanced capabilities in visualising performance metrics and mapping scientific networks. The findings suggested that social media, crisis communication, and COVID-19 hold significance and are fundamental to the field of public relations in terms of corporate reputation. Keyword co-occurrence network analysis suggested that public relations, corporate reputation, and crisis communication are three clusters that reflect the crucial role of public relations in both cultivating and sustaining corporate reputation, as well as its significance in managing crisis communication effectively. These findings emphasise the necessity for organisations to adopt proactive crisis communication strategies and integrate social media into reputation management. Integrating these topics into public relations curricula can better prepare future professionals to manage corporate reputation in a complex media landscape.

31 December 2021 in Türkiye İletişim Araştırmaları Dergisi
Verified
Journal Article
Open access
HAHediye Aydoğan
Hediye Aydoğan
The 21st century witnesses that people live in a world intertwined with various kinds of advertising, which utilize any possible channel to reach its audience to persuade them to think, behave and live in the desired way, and that the advertising industry progresses further each passing day with the help of opportunities provided by digital technologies. Therefore, it is vital for the people in this century to avoid falling behind this progress and develop the necessary skills to defend and empower themselves against any persuasive messages embedded explicitly or implicitly in digital advertisements. When Turkey is considered, it is seen that the rates of digital ad investments and spending have shown a considerable increase lately, resulting in a possible increase in the probability of people encountering numerous and different types of digital advertising during their time spent online, which has also increased dramatically in recent years. From this point of view, drawing from some preliminary research, this paper attempts to discuss the necessity of digital advertising literacy in the context of Turkey.

31 January 2024 in Alanya Akademik Bakış
Verified
Journal Article
Open access
PDF file
HAHediye Aydoğan
Hediye Aydoğan
Bu çalışma, anlatı reklamı türü olan mini-dizi reklamların anlatı unsurlarını ve yaratıcı reklam stratejilerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, Kristal Elma Yarışması’nda ödüllendirilen dört markaya ait mini-dizi reklamlar MAXQDA2020 programında nitel içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma bulguları, mini-dizi reklamların ortalama 01’58’’ süreye sahip olduğunu, olay örgüsünün çoğunlukla şimdiki zamanda dış mekânlarda geçtiğini, başrol karakterlerin baskın geldiğini ve ünlüler tarafından oynandığını, canlandırma anlatı formatının tercih edildiğini, anlatı odağı, marka görünürlüğü türü ve düzeyi açısından kayda değer farklılık göstermediğini, farklı ilerleyen olay örgüsü stratejisini yoğun kullandığını, ürün/müşteri stratejisi bağlamında farklı olmadığını, kalp stratejisine odaklandığını ve imaj, eğlence, kullanıcı imajı ve kullanım fırsatına odaklanarak konumlandırma stratejisine ağırlıklı olarak yer verdiğini göstermiştir. Araştırma bulgularından hareketle, uygulayıcı ve araştırmacılar için çeşitli çıkarımlarda bulunulmuştur.

11 April 2021 in Türkiye Sosyal Araştırmalar Dergisi
Verified
Journal Article
Closed access
PDF file
HAHediye Aydoğan
Hediye Aydoğan
Bu çalışmanın amacı, toplumsal meseleleri ele alan sosyal reklamların yaşlı temsiliyeti özelinde ülkeler karşılaştırması yaparak irdelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilmiş olan,, Dünya Bankası’nın 2019 raporuna göre yaşlı nüfus oranı en fazla olan beş ülke (Japonya, Finlandiya, Portekiz, İtalya ve Yunanistan) ile Türkiye’nin Ads of the World internet sitesindeki sosyal reklamlar arasında yaşlı temsiliyeti bulunan sosyal reklamlar tespit edilmiş olup bu ülkelere ait sosyal reklamlardan elde edilen veriler Hummert (1990), Lee vd. (2007) ve Prieler vd. (2016)’dan uyarlanan kategoriler doğrultusunda içerik çözümlemesi yoluyla analiz edilmiştir. Tanımlayıcı istatistik testlerinin veri analizi sürecinde kullanıldığı, alanyazında öncülerden biri olan bu araştırmanın sonuçlarına göre, diğer beş ülkedeki sosyal reklamlar ile kıyaslandığında Türkiye’deki sosyal reklamlarda yaşlı bireylerin daha olumlu stereotipler üzerinden temsil edildiği görülürken, bütün ülkelerde yaşlıların yer aldığı sosyal reklamların sayıca yetersiz olduğu, toplumsal cinsiyet açısından bakıldığında yaşlı kadınların yaşlı erkeklere göre sosyal reklamlarda daha az temsil edildiği ve yaşlıların dış ortamlarda diğer yaş gruplarıyla etkileşim halinde gösterildiği bulguları dikkat çekmektedir. Elde edilen sonuçların kültür bağlamında sosyal politika, yaşlılık, medya çalışmaları ve reklamcılık üzerine çalışan araştırmacı ve uygulamacılara yol gösterici olması beklenmektedir.