Sibel Karaduman

Prof. Dr. Sibel Karaduman

orcid

Research Focus & Metrics

Academic Career Length

8Years (2019-Present)

(Calculated once Scilit publication data is synced: current year − year of first publication + 1)

Representative Publications

View All Publications
21 January 2019 in Erciyes İletişim Dergisi
Verified
Journal Article
Open access
SKSibel Karaduman
Sibel Karaduman
Yeni medya okuryazarlığı dijital yetkinlik ve becerileriyle, sağladığı çevrimiçi olanaklarla ve taşıdığı risklerle önemli bir tartışma alanıdır. Çünkü günümüz medya araçlarının mobilizasyonu, akıllı telefonlar aracılığıyla zaman ve mekan farketmeksizin ağa bağlanma durumu ve kolay erişilebilirlik, yeni medya araçlarını yaşamımızın merkezine taşımıştır. Yeni iletişim teknolojilerindeki hız ve değişim özellikle çocuklar ve gençler için yeni olanaklar ve riskler barındırır. Yeni medya ortamı ve araçları, günümüzde sosyal ilişkileri belirleyen, dönüştüren, biçimlendiren ve yeni formlar kazandıran sosyal bir role sahiptir. Teknoloji tarafından aracılanmış iletişim ilişkileri, çevrimiçi davranış ve tutumlar birçok araştırmaya konu olmaktadır. Sürekli ağda ya da bağlantıda olma durumu, gençlerin sosyal kimlik inşasında önemli bir yer tuttuğu gibi, içerisinde birçok riski de taşımaktadır. Geleneksel medya karşısında medya okuryazarı olması gereken birey, günümüzün dijital gelişmeleriyle yenilenen, değişen çoklu medya mecraları ve üretimleri karşısında çok daha bilinçli ve eğitimli olmak zorundadır. Bu bağlamda bilgi ve iletişim teknolojilerindeki yapısal değişim ve dönüşümler yeni medya okuryazarlığını ve yeni okuryazarlık becerilerini, çevrimiçi olanaklar ve riskleri tartışmayı gerekli kılmıştır. Bu çalışma, bu kavramlar odağında yeni medya okuryazarlığı alanına ilişkin bir durum tespiti yapmayı amaçlamaktadır. 21. yüzyılın dijital yeterlik ve becerilerine sahip, çevrimiçi olanakları maksimum düzeyde kullanabilen, çevrimiçi risklerin de farkında olup minimum düzeye indirebilen bireylerin, yeni medya okuryazarlığı eğitimiyle yetişmesi gerekliliği kavramsal tartışmanın sonucunda ortaya konmuştur.

31 December 2019 in Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi
Verified
Journal Article
Open access
PDF file
SKSibel Karaduman
Sibel Karaduman
EAElif Pınar Aci̇yAn
Elif Pınar Aci̇yAn
Aktif izleyici çalışmalarının gelişmesiyle birlikte “medya insanlara ne yapar” sorusu “insanlar medya ile ne yapar?” olarak gündeme gelmiştir. İzleyicilerin televizyon izleme sürecinde pasif bir katılımdan ziyade, aktif bir katılım sergiledikleri varsayımına dayanarak geliştirilen alımlama çalışmaları, izleyicilerin kitle iletişim araçlarını ve gönderilen mesajları nasıl yorumladıklarına odaklanmaktadır. Bu çalışmada İngiliz Kültürel Çalışmaları Ekolü’nün ve Stuart Hall’un alımlama analizi kavramsallaştırmasından yola çıkılarak uluslararası bir platform olan Netflix’de yayınlanan ilk Türk dizisi Hakan Muhafız incelenmiştir. Çalışmada yaş aralığı 18-25 olan 15 üniversite öğrencisiyle derinlemesine mülakat tekniğiyle görüşmeler yapılmıştır. İzleyicilerin diziyi nasıl alımladıkları analiz edilmiş ve alımlamalar arasındaki benzerlikler ve farklılıklar tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda katılımcı izlerkitlenin, diziyi alımlama süreçlerinde dizinin uluslararası bir dijital platformdan yayınlanması nedeniyle, kodaçımlarını buna göre yaptıkları bulgulanmıştır. Bu bağlamda izledikleri dijital platformun profilinin alımlama sürecini etkilediği ortaya çıkmıştır.

31 December 2021 in Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi
Verified
Journal Article
Closed access
POPelin Oduncu
Pelin Oduncu
SKSibel Karaduman
Sibel Karaduman
Televizyon insanların farklı amaçlar doğrultusunda kendisine bağlı oldukları başat iletişim araçlarından biridir. Başka insanlar, coğrafyalar ya da toplumlar hakkında bilgi edinmeden içerdiği dizi, yarışma programı, belgesel ve daha birçok türler vasıtasıyla eğlence ihtiyacını da gideren televizyon, günümüzde gelişen iletişim teknolojileri ile başka bir boyuta ulaşmıştır. Özellikle internet teknolojisinin yükselmesi ve yayıncılık dâhil tüm alanlarda yaşanan dijital gelişmeler televizyon ve izleme pratiklerini de dönüştürmüştür. Televizyonun temel program türlerinden biri olan ve oldukça geniş bir izleyici kitlesine sahip olan diziler, dijitalleşme ile birlikte televizyonun yanı sıra dijital platformların da gözdesi olmaya devam etmiştir. Bununla birlikte dizilerin başarı kriterini artıran temel faktörlerden biri olan senaryoların, bu değişimden nasıl etkilendiği merak konusudur. Değişen dizi sektörünü, özellikle senaristler açısından değerlendirmeyi amaçlayan bu çalışma, yayıncılıkta yaşanan dönüşümü ve bu dönüşümün gerek üretici gerekse izleyicilere etkisini ortaya çıkarması açısından önem arz etmektedir. Bu doğrultuda hem televizyona hem de dijital yayın platformlarına dizi yazmış olan senaristlerle derinlemesine görüşme yapılmış, veriler betimsel içerik analizi ile kategorilendirilerek değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler; yükselen dijital içerik izleme alışkanlığına karşın televizyonun hala gücünü korumaya devam ettiğini, dijital platformlarda dizi sürelerinin kısalmasının, senaryo yazma aşamasında birtakım zorluklar yaşattığı ancak aynı zamanda daha özgün hikâyeler yaratma fırsatı sunduğunu saptamıştır. Çalışma bulguları dijital dönüşümle birlikte değişen izleme pratikleri nedeniyle, senaristlerin dijitale yazdıkları metinlerde, özgür, aktif ve katılımcı izleyici tercih ve taleplerine göre, pek çok yeni dinamiği gözönünde bulundurarak üretim yapmaları gerektiğini ortaya koymuştur.

1 October 2025 in Sage Open
Verified
Journal Article
Open access
ÇKÇiğdem Karakaya
Çiğdem Karakaya
FSFulya Erendag Sumer
Fulya Erendag Sumer
ZDZuhal Gök Demir
Zuhal Gök Demir
HAHediye Aydoğan
Hediye Aydoğan
MDMehmet Özer Demir
Mehmet Özer Demir
SKSibel Karaduman
Sibel Karaduman
Corporate reputation is of growing interest in communication studies as an intangible and inimitable asset. The multiple-stakeholder view of reputation is believed to intersect with the responsibility of the field of public relations. This study explores the intellectual landscape of corporate reputation research within public relations by identifying current trends such as the influence of social media and crisis communication on stakeholder relationships. These trends are crucial for understanding how public relations strategies adapt to evolving communication platforms and global crises, directly affecting corporate reputation by shaping public perception and trust. The study systematically examines 10,873 academic publications retrieved from the WoS database using bibliometric analysis. The analysis employs BiblioShiny and VOSViewer due to their advanced capabilities in visualising performance metrics and mapping scientific networks. The findings suggested that social media, crisis communication, and COVID-19 hold significance and are fundamental to the field of public relations in terms of corporate reputation. Keyword co-occurrence network analysis suggested that public relations, corporate reputation, and crisis communication are three clusters that reflect the crucial role of public relations in both cultivating and sustaining corporate reputation, as well as its significance in managing crisis communication effectively. These findings emphasise the necessity for organisations to adopt proactive crisis communication strategies and integrate social media into reputation management. Integrating these topics into public relations curricula can better prepare future professionals to manage corporate reputation in a complex media landscape.

24 January 2025 in Applied Sciences
Verified
Journal Article
Open access
PDF file
AYAyşen Yalman Yalman
Ayşen Yalman Yalman
MAMehmet Arif Arık
Mehmet Arif Arık
MKMehmet KAYAKUŞ
Mehmet KAYAKUŞ
MKMurad Karaduman
Murad Karaduman
SKSibel Karaduman
Sibel Karaduman
FKFAHRETTİN KAYAN
FAHRETTİN KAYAN
Phubbing, defined as the disruption of social relationships and interactions due to excessive cell phone use, is becoming an increasing concern in modern society. Since one of the primary motivations for cell phone use is internet access, it is crucial to assess the time that individuals spend online to measure the prevalence of phubbing as a social behaviour disorder. This study aimed to better understand and evaluate the phubbing phenomenon by predicting future trends in internet usage using machine learning techniques. Four machine learning models—an artificial neural network (ANN), support vector regression (SVR), random forest (RF) regression, and time series—were employed to predict the average internet usage. Data from 2014 to 2024 were obtained from the World Bank, and cross-validation was used to enhance the reliability and accuracy of the models. All four models were successful in predicting internet usage, with the ANN showing the highest accuracy, followed by SVR, RF, and the time series. According to the data, the average daily time spent online increased from 277 min in 2014 to 417 min in 2024. Projections based on these machine learning models estimate that this figure will rise to 507 min by 2030 and 603 min by 2035. These findings provide valuable insights into the potential risks of increased phubbing behaviours on social interactions and offer a foundation for the exploration of the long-term health implications of excessive internet use. Future research could further examine the effects of phubbing on mental health and develop strategies to mitigate this social behaviour disorder.

30 December 2022 in İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi
Verified
Journal Article
Open access
SKSibel Karaduman
Sibel Karaduman
NKNagihan Ünlü Karataş
Nagihan Ünlü Karataş
Amaç: Teknolojinin gelişmesi ve evlerimize kadar girmesiyle birlikte, kullanıcılara sunulan kişiselleştirilmiş hizmetler, içerikleri tüketen bireyler için tercih edilme nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır. Dijital platformlara yönelik ilginin artması, bireylerin boş zaman aktivitesi olarak da bu kanalları kullanması ve uygulayıcılar için içerik üretiminin seri hale gelmesi, birçok platforma gerek televizyon ekranlarından gerekse telefon ya da tablet aracılığıyla erişebilme imkanını beraberinde getirmektedir. Bu çalışmanın amacı, 30 Aralık 2020 tarihinde yayın hayatına başlayan ve diğer platformlardan farklı uygulama biçimleri olan Gain dijital platformu izleyicilerinin izleme ve kullanım pratiklerini ortaya çıkarmaktır. Yöntem: Çalışmada, Gain izleyicilerinin izleme ve kullanım pratiklerine yönelik nitel bir araştırma yapılmış, veriler 10 kişi ile yapılan derinlemesine görüşmeler sonucunda elde edilmiş ve betimsel analiz yapılmıştır. Metodoloji/Yaklaşım: Medya metinlerini kendilerine sunulduğu biçimde doğrudan, olduğu gibi aldığı savına dayanan edilgin izleyici tezi, Kullanımlar ve Doyumlar yaklaşımıyla birlikte başlayan araştırmalarla metne müdahale edebilen etkin/aktif izleyiciler tezine dönüşmüştür. Bu çalışmanın kuramsal yaklaşımı, Gain izleyicilerinin izleme ve kullanım pratiklerini ortaya koyma amacı doğrultusunda Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımının temel prensipleri ve kavramları çerçevesinde oluşturulmuştur. Bulgular: İzleyicilerin Gain’i tercih etmede, gündelik yaşam pratikleri içinde içeriklerin kısalığı, akıllı cep telefonlarıyla içeriklere erişim kolaylığı, içeriklerin kalitesi ve özgünlüğü izleme ve tercih sebeplerinin başında geldiği tespit edilmiştir. Özgünlük: Günümüz yeni iletişim teknolojilerinin gelişimi ve dijital platformların izleyiciyi/kullanıcıyı tamamen odak merkezine almasıyla izleyicinin aktif konumunu kalıcı hale getirmesine imkan sağlamıştır. Bu bağlamda Gain’in, izleyiciye kısa ve kolay tüketilebilir içerik vaadi sunan ilk platform olma özelliği dolayısıyla izleyicilerinin izleme ve kullanım pratiklerini araştırmak bu çalışmanın özgünlüğünü oluşturmaktadır.