Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin Metaverse farkındalıklarının incelenmesini amaçlayan bu çalışma betimsel nitelik taşıyor olup tarama modelinde dizayn edilmiştir. Araştırma, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Bayburt Üniversitesinde öğrenim gören, %52,3’i (n=207) erkek ve %47,7’si (n=189) kadın olmak üzere toplam 396 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verilerinin toplanmasında Süleymanoğulları, Özdemir, Bayraktar ve Vural (2022), tarafından geliştirilen, “Metaverse Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde, t testi ve ANOVA testi kullanılarak analiz edilmiştir. Analizler sonucunda cinsiyet değişkenine göre katılımcıların Metaverse farkındalıklarında, kadınlar lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Bölüm değişkenine göre ise katılımcıların ölçek puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Sınıf değişkenine göre, 3. Sınıf ve 1. sınıf öğrencilerin ölçek ortalama puanları arasında 3. sınıflar lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). İnternette günlük geçirilen süre bakımından, genel anlamda internette günlük olarak fazla süre geçiren katılımcıların Metaverse farkındalık düzeylerinin yüksek olduğu bulunmuştur. İnternete erişim bakımından ise mobil cihazlarla erişim sağlayan katılımcıların Metaverse farkındalık düzeyi daha yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak spor bilimleri fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin Metaverse farkındalıkları orta düzeyde bulunmuştur. Bunun artırılması için öncelikli olarak kavramın çeşitli alanlarla ilgisi de göz önünde bulundurularak, okullarda ders müfredatlarına eklenmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir.
1 October 2022 in The Online Journal of Recreation and Sports
Rekreasyon alanlarının kullanımı, kullanıcıların niteliğine ve taleplerine göre değişmektedir. Bu bakımdan gerek yeni rekreasyon alanlarının inşasında gerekse de mevcut alanların düzenlenmesi ve yenilenmesinde kullanıcıların taleplerinin ve kullanım engellerinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle bu araştırmanın amacı Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin rekreasyon alanı kullanımlarına ilişkin katılım engelleri ve tercih etkenlerinin ortaya konmasıdır. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Örneklem seçiminde uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Spor Bilimleri Fakültelerinde öğrenim gören, %59,64’ı(n=368) erkek ve %40,36’ı (n=249) kadın olmak üzere toplam 617 gönüllü öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada Gümüş ve Özgül, (2017) tarafından geliştirilen iki bölümden oluşan 5’li likert yapıda olan “Rekreasyon Alanı Katılım Engelleri Ölçeği” (RAKE) ve “Rekreasyon Alanı Tercih Etkenleri Ölçeği” (RATE) kullanılmıştır. Elde edilen veriler, aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde, t testi ve ANOVA testi kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analiz edilmesiyle elde edilen bulgulara göre, katılımcıların ölçek puan ortalamalarında cinsiyet haftalık düzenli spor yapma ve bölüm değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Sonuç olarak öğrencilerin rekreasyonel etkinliklere katılım tercihlerinin sportif çeşitlilik, fiziki imkanlar, personelden kaynaklı etkenler olduğu, katılım engellerinin ise; zaman kısıtlılığı, güvenlik engelleri ve spor alanı engellerinin olduğu tespit edilmiştir.
Earthquakes are calamities of devastating nature that induce longterm post traumatic stress on affected victims. As such, they are recognized worldwide as being huge sources of stress. In this research study, the first objective is to assess the level of trauma and earthquake stress of university students who exercise and those who do not. This study utilized the descriptive survey research method. The sample comprised 378 male and 300 female students who experienced the socially detrimental 7.7 Mw and 7.6 Mw earthquakes in Turkey on February 6, 2023. The data were both face-to-face and via computer-administered questionnaire with the tools of “Post-Earthquake Trauma Level Scale” and “Earthquake Stress Coping Strategies Scale.” After checking for normality, the parametric tests were used, the t-test to compare two groups of data, and ANOVA for three or more groups of data. Furthermore, Pearson correlation analyses were performed to compare the interactions between students who exercise and those who do not. The study found that gender affected trauma levels, with female students (X = 73.483) exhibiting significantly higher trauma levels than male students (X = 68.799) (p < 0.001). Students who engaged in regular physical activity (X = 67.71) were found to have lower trauma levels compared to those who did not exercise (X = 71.97). Participants who feared being caught by the earthquake at home or school (X = 73.32), experienced the loss of someone close (X = 88.10) or believed that adequate precautions against the earthquake had not been taken (X = 71.73) had higher trauma scores. According to the results of the ANOVA test, students from the Departments of Sports Sciences (X = 69.78) and Religious Studies (X = 69.63) were observed to have lower trauma levels. Pearson correlation analysis showed a positive and moderate relationship between trauma levels and earthquake stress coping strategies among students who engaged in regular physical activity (r = .176, p < 0.01). The research identified that factors such as gender, regular exercise, the experience of losing a loved one, and the perception that insufficient precautions were taken all significantly influence trauma levels. Moreover, the findings highlighted that regular physical exercise serves as an effective strategy for managing and coping with trauma.
30 July 2023 in The Online Journal of Recreation and Sports
Üniversite dönemi akademik başarı kaygısının yanı sıra gelecek kaygısının ve maddi zorlukların yoğun yaşandığı bir dönem olması nedeniyle öğrencilerin yoğun olarak stres yaşadığı bir dönem olarak görülebilir. Yaşanılan stres durumuna bakıldığında, olumsuz bir duygu olması ve bireyleri olumsuz etkileyebilmesi nedeniyle kontrol altında tutulması gereken bir özellik olarak görülmesini önemli kılmaktadır. Nitekim stresin kontrolsüz yaşanması sonucu öğrencilerin akademik başarısızlık, gelecek kaygısı, depresyon ve benzeri olumsuz duygu durumları kaçınılmaz bir durumdur. Bu nedenle yapılan bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinde algılanan stresin yaşam doyumu ve rekreasyonel sağlık algısına etkisinin incelenmesidir. Araştırmada algılanan stres, yaşam doyumu ve rekreasyonda algılanan sağlık çıktıları ölçeklerinden faydalanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler AMOS programı üzerinden yapısal eşitlik modellemesine göre analiz edilmiştir. Analiz sonuçları p
1 January 2022 in The International Journal of Eurasia Social Sciences
Humour in educational contexts is not merely an element of entertainment but a powerful pedagogical tool that reduces anxiety, enhances motivation, strengt