Topoğrafik ıslaklık indeksi (TWI), topoğrafik anlamda suya doygun alanların mekânsal dağılımlarının ve boyutlarının ifade edilmesi amacıyla yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Yüksek TWI, belirli bir alanda daha fazla nemin olduğunu ve su hareketinin aşağı doğru eğilimini, dolayısıyla taşkın olaylarına daha yatkın olduğunu gösterir. Bu çalışmada amaç, son zamanlarda yaygın olarak kullanılan Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ile bölge TWI haritasının oluşturulmasıdır. Bu amaçla SRTM DEM adresinden elde edilen 30 m çözünürlüğe sahip sayısal yükseklik modeli ile suya doygun olan veya sulu alanlarının mekânsal dağılımları belirlenmeye çalışılmıştır. Sonuçta, topoğrafyanın zemin nemliliği üzerindeki ve eğimin hidrolojik süreçler üzerindeki etkisini ortaya konulmuştur. Çalışma alanı eğim değerleri 0-70º, yükselti ise 580 - 2360 m arasında değişiklik göstermektedir. Eğim açısından bakıldığında, en fazla eğim yüzdesi (%50.74) 0º-5º değere sahip yerlerde olduğu belirlenmiştir. Buna bağlı olarak eğim derecesi arttıkça kapladığı alan yüzdesinde de azalış olduğu tespit edilmiştir. Bakı değerlerinde ise Güneydoğu, güney ve güneybatı yönleri toplam arazinin yaklaşık %41.38; kuzey, kuzeydoğu ve kuzeybatı yönleri %29.77’lik kısmını kapsamaktadır. Akış birikimine göre, en yüksek değer ve alanın güney (%16.66) yönünde olduğu belirlenmiştir. En az yer kaplayan yön ise %8.99 ile kuzeydoğu yönü olmuştur. Değerlerin büyük bir çoğunluğu %10-16 arasında değişiklik göstermektedir. TWI haritasına göre kurun alanlarda toplamda en yüksek değere 1084.31 km2 ile Merkez ilçede, en düşük değere 58,84 km2 ile Yenifakılı ilçesinde rastlanmıştır. Islak alanın toplamda en fazla 1128.65 km2 ile Boğazlıyan ilçesinde, en düşük ise 144.29 km2 ile Çandır ilçesinde olduğu belirlenmiştir.
14 January 2025 in Bozok Tarım ve Doğa Bilimleri Dergisi
Günümüzde uydu görüntüleri yardımıyla toprak ve bitki üzerindeki değişimlerin belirlenmesinde özellikle uzaktan algılama (UA) ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yoğun olarak kullanılmaktadır. Sağlıklı bir bitki, görünür ışını soğurup yakın kızılötesi ışını büyük bir bölümünü yansıtmaktadır. Bu çalışmada amaç, uydu görüntüleri kullanılarak Yozgat ili normalize edilmiş fark bitki indeksinin (NDVI) zamansal ve yersel değişiminin son zamanlarda yoğun bir şekilde kullanılan CBS yardımıyla tespit edilmesidir. Yozgat iline ait 2010 yılı Temmuz Landsat 4-5 TM C2 L2 ve 2020 yılı Temmuz Landsat 8 OLI/TIRS C2 L2 uydu görüntülerinin sınıflandırılması ile o yıllara ait yeni NDVI haritaları elde edilmiş ve gerekli değişim analizleri yapılmıştır. Sonuçta Yozgat ili düzeyinde yıldan yıla yeşil bitki örtüsündeki değişim miktarı ortaya konulmaya çalışmıştır. Tarımsal açıdan gelişimin en uygun düzeylerde olduğunu gösteren 3. ve 4. sınıf aralıklarında 2010 yılına göre 2020 yılında azalmalar olduğu görülmektedir. Özellikle sağlıklı bitki materyaline bakıldığında sadece Aydıncık, Çandır ve Çekerek ilçelerinde artış olduğu belirlenmiştir. Geriye kalan 11 ilçenin tamamında 2020 yılında 2010 yılına oranla yeşil alanlarda azalma olduğu belirlenmiştir. Tehlikeli olabilecek düzeyde en fazla artışın yaşandığı sınıf 0-0.33 NDVI (2.sınıf) ile sağlıksız bitki materyalinin olduğu alanlarda görülmüştür. Sağlıklı bitki materyalinde ise %59.19 gibi çok büyük bir oranda azalış olduğu tespit edilmiştir.
Dünyada ve ülkemizde yağlı tohumlu bitkiler stratejik ürün olarak kabul edilmektedir. Bu kaynaklardan biri olan yağlı tohumlu bitkilerin, gıda sektörü dışında biyodizel ve endüstriyel alanlarda kullanımı bitkisel yağlara talebi tüm dünyada artırmıştır. Bu çalışmanın amacı Dünya ve Türkiye’deki üretim verilerinin yardımıyla Balıkesir ilinin yağlı tohum üretim potansiyelinin son zamanlarda yaygın olarak kullanılan Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yardımıyla ortaya konulmasıdır. Bu amaçla öncelikle Dünya ve Türkiye’deki genel durum ortaya konulmuş ve daha sonra il ve ilçe ölçeğinde değerlendirilmiştir. Dünya ölçeğindeki veriler FAOSTAT, Türkiye verileri ise TÜİK’ten temin edilmiştir. Tüm veriler sırasıyla hasat edilen alan, üretim ve verim miktarlarına göre CBS yazılımına aktarılarak yıllara göre ve il ölçeğinde 5-10 sınıf arasında, ildeki mevcut verilerin miktarına göre yoğunluk değişim haritaları oluşturulmuştur. Düşük ve yüksek verime sahip mevcut alanlar belirlenerek sonraki yıllarda o bölgelerde yapılabilecek üretim politikaları ve planlamaları için altlık oluşturulması hedeflenmiştir. Dünya’da yağlı tohumlu bitkilerde hasat edilen alana göre tarımı en çok yapılan ürünler arasında soya ilk sırada yer almaktadır. Soya bitkisinin tarımı en çok yapılan ülkeler ise sırasıyla Brezilya (40.894.968 ha), ABD (34.939.320 ha), Arjantin (158.742.66 ha), Hindistan (121.465.80 ha) ve Çin (10.243.000 ha)’dir. Soyadan sonra sırasıyla kanola, pamuk, ayçiçeği, aspir, susam ve haşhaş gelmektedir. Türkiye’de toplamda ürünlerin yetiştirildiği il sayıları bakımında ise ilk sırada ayçiçeği (59 il), ikinci sırada aspir (42 il), üçüncü sırada ise (32 il) susam gelmektedir. Alansal olarak ilk sırada ayçiçeği (3.618.226 ha), ikinci sırada yerfıstığı (176.733 ha), üçüncü sırada ise pamuk (1.659.601 ha) yer almaktadır. Toplamda 385.095.8 ha tarım alanına sahip Balıkesir ilinde 283.416 dekarlık bir alanda (%7.5) yağlı tohum bitki üretimi yapılmaktadır. İlde ilk sırada ayçiçeği, ikinci sırada susam ve üçüncü sırada kanola veya kolza tarımının yapıldığı tespit edilmiştir.
14 January 2025 in Bozok Tarım ve Doğa Bilimleri Dergisi
Bu çalışma, Yozgat Bozok Üniversitesi kampüsünde çeşitli fakülte ve yüksekokullarda öğrenim gören öğrencilerin ve çalışan personelin çeşitli parametreler göz önünde bulundurularak süt ve süt ürünleri tüketme alışkanlıklarını, bu alışkanlıkları etkileyen faktörleri ve süt tüketimi hakkındaki bilgi düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Anketler, kampüs içerisinde eğitimini sürdüren 250 öğrenci ve 100 akademik ve idari personele yüz yüze yapılmıştır. Öğrencilerin %63'ü en fazla tükettikleri süt ürününün yoğurt olduğunu belirtirken, bu oran personelde %68'dir. Kişi başı peynir tüketimine bakıldığında, öğrencilerin %47,2'si haftada 100 gramdan fazla peynir tüketirken, bu oran personelde %49 olarak görülmektedir. Öğrencilerin %39,2'si sütü en çok marketlerden almayı tercih ederken, bu oran personelde %54'tür. Öğrenciler en fazla yarım yağlı sütü tercih ederken, personel tam yağlı sütü tercih etmektedir. Öğrencilerin %68,8'i beyaz veya süzme peyniri tercih ederken, personelde bu oran %59'dur. Ayrıca, öğrencilerin %57'si sağlıklı beslenmediğini düşünürken, personelde bu oran %53'tür. Süt fiyatlarını pahalı bulan öğrencilerin oranı %70, personelde ise %62'dir. Süt ve süt ürünleri tüketimini artırmak için fiyat dengesi sağlanmalı, güvenli gıda erişimi desteklenmeli ve toplum bilinçlendirilmelidir. Ayrıca, kişi başına düşen tüketimi artıracak politikalar geliştirilmelidir.
10 December 2019 in Turkish Journal of Agriculture - Food Science and Technology
The unnatural change in the globe under influence of devastating global warming has been quashing the overall functioning of ecosystem since industrial revolution. Thus, the human-induced disaster caused by proportional increase of greenhouse gases in the atmosphere has affected the normal functioning of hydrologic cycle. Under the undesirable condition, the amount of hydrologic variables began to diverge over time. Hydrologic variable should be homogeneous for the reliability of hydraulic structure while predicting necessary design criteria for its construction. Therefore, the test of whether this requirement is true should be performed in the context of any given hydrologic data‘s homogeneity before being passed to the implementation of statistical approaches to the data. The study carried out in Yesilirmak basin was realized on homogeneity of seasonal maximum streamflow data from eight gauging stations operated by The General Directorate of State Hydraulic Works (DSI). Yesilirmak River basin area is approximately 5% of surface area of Turkey. Yesilirmak River is one of the major rivers of Turkey and its long is 519 kilometers. There are three main tributaries of the Yesilirmak River, named as Kelkit, Cekerek and Tersakan. Its water is mostly used for purposes as irrigation, drinking, fisheries and wildlife. The parametric and non-parametric procedures, called as standard normal homogeneity, Pettitt, Buishand range and von Neuman ratio were used for this reason. Statistically significant inhomogeneity with respect to the all of the statistic tests taken into account in the study was detected in the considered streamflow data sequences presented.
30 December 2025 in Bozok Tarım ve Doğa Bilimleri Dergisi
Chickpea is the second most resistant food grain legume crop to arid and hot climates after lentil. Given its feasibility for production in poor soils, it represents a viable crop for implementation in the removal or reduction of fallow lands. In this context, the aim of the study is to reveal the current situation by examining the cultivated area, production, and yield potentials of chickpea, which is among the foremost legumes regarding cultivation area and production in Türkiye, using Geographic Information Systems (GIS). Thus, production planning and monitoring processes can be brought under control for decision-makers and producers. To this end, cartographic maps have been produced to evaluate the spatial projection using the last 5 years of data obtained from the Turkish Statistical Institute (TUIK) and the Food and Agriculture Organization of the United Nations (FAO). With the aid of these data and pre-prepared WGS-84 UTM-Zone-36 projection base shape (.shp) files, density maps of Türkiye and the world have been created. Türkiye ranks as the third-largest chickpea producer with an annual production of 580000 tons, following India (13543630 tons) and Australia (1062250 tons). It ranks 4th in terms of harvested area with 456480 ha and 23rd in terms of yield. Chickpea (4587718 ha) ranks first among the most planted products, followed by red lentils (2781522 ha) in second place, and dry beans (884569 ha) in third place. At the regional level, the Central Anatolia Region is where chickpea production is most intensive.