ÖZET Amaç: İntihar eylemi, kişinin kasıtlı olarak hayatına son vermesi olarak tanımlanmakla birlikte kanunlarda suç olarak tanımlanmamaktadır. Ancak intihar suç olarak tanımlanmasa dahi Türk Ceza Kanunu 84. maddesinde intihara yönlendirme davranışı suç olarak belirtilmiştir. İntihara yönlendirme suçunun birçok unsuru bir arada içermesi ve olayın oluş vasfı açısından olay yeri ve adli tıbbi muayene özellikleri nedeni ile kasten yaralama, eziyet, cebir ve tehdit yolu ile kişiyi intihara mecbur etme suçları ile ayrımının yapılması gerekmektedir. Materyal ve Metodlar: Yargıtay’ın resmi internet sitesi ‘‘https://karararama.yargitay.gov.tr/YargitayBilgiBankasiIs temciWeb/’’ adresine girilerek “intihara yönlendirme”, “intihara azmettirme”, “intihar”, “intihara teşvik” anahtar kelimeleri kullanılarak saptanan 23.01.2012-14.09.2022 tarihleri arasındaki tüm kararlarda intihara yönlendirme suçunun demografik ve adli tıbbi verileri incelenmiş ve suçun oluşumunda ve değerlendirilmesinde adli tıbbi açıdan önemli olan noktalar taranmıştır. Ulaşılan Yargıtay kararı içerisinde karar içerikleri, suç tipleri ve ilk derece mahkeme (yerel mahkeme) kararının bozulma gerekçeleri belirtilen 38 karar çalışmaya dâhil edildi. Bulgular: Literatür verilerine göre en sık intihar yöntemi olarak ası kullanılmasına rağmen bizim çalışmamızda %37,5 oranla en sık intihar yöntemi ateşli silahtı. Yine ülkemizde yapılan çalışmalarda ölümle sonuçlanan olgularda erkek cinsiyet üstünlüğü varken bizim çalışmamızda vakaların %71,45’ini kadınlar oluşturdu. Sonuç: Suç vasfının ayrımı açısından ayrıntılı olay yeri incelemesi, özellikli vakalarda verbal otopsi, her iki taraf açısından da ayrıntılı psikiyatrik muayene, eşlik eden koşulların ayrıntılı olarak incelenmesi son derece kritiktir. Anahtar Kelimeler: İntihara azmettirme, intihara teşvik, intihara yönlendirme
Maltreatmen has been defined and prohibited as inhuman or mistreatment incompatible with human dignity. A 20-year-old male-patient presented to us with allegation of being victim of ill-treatment. In the anamnesis he stated that he was captured in a house, had been subjected to violence, beaten, burned with hot objects, threatened. In his examination, it was determined that he had widespread ecchymoses, abrasions and burns of different origin all over his body. At first and/or forensic medical examination of a person exposed to trauma, it cannot be expected to know the legal meaning of the act to which they have been subjected. In order not to cause the victim's legal-loss, he should know the legal equivalent of the ill-treatment and evaluate the patient in this respect. In this study, the issues to be taken into consideration by forensic medicine specialists who encounter trauma and medicolegal information to help diagnosis are discussed.
9 September 2026 in Forensic Science, Medicine and Pathology
The condition of being permanently dependent on care refers to the continuous need for assistance from another person in order to perform basic and instrumental activities of daily living (e.g., eating, personal hygiene, bathing, toileting, dressing, etc.). In our country, there is no widely accepted and commonly used scale for evaluating the need for permanent care by another person. This study aims to demonstrate the utility of employing the Barthel Index of Activities of Daily Living (BI-ADL) and the Functional Independence Measure (FIM) in assessing patients who are claimed to require permanent care, through the evaluation of specific cases. In this study, 89 cases who applied for disability evaluation following traffic accidents and were assessed to have a disability rate of 70% or above were examined. Reports indicating permanent care dependency were issued in 57 of these cases. However, it was determined that 25 of these (44%) did...