Melike Mese- Buran

Dr. Melike Mese- Buran

orcid

Research Focus & Metrics

Academic Career Length

4Years (2023-Present)

(Calculated once Scilit publication data is synced: current year − year of first publication + 1)

Representative Publications

View All Publications
24 March 2025 in BMC Sports Science, Medicine and Rehabilitation
Verified
Journal Article
Open access
PDF file
RDRabia Tuğba Durdubaş
Rabia Tuğba Durdubaş
SKSavas Kudas
Savas Kudas
MBMelike Mese- Buran
Melike Mese- Buran
SÇSalih Çabuk
Salih Çabuk
OAOguzhan Akbasli
Oguzhan Akbasli
HYHayri Baran Yosmaoglu
Hayri Baran Yosmaoglu
Heart rate variability (HRV) is a key marker of autonomic nervous system function and has been proposed as a tool for monitoring training adaptations. However, its relationship with performance beyond aerobic capacity remains unclear in football players. This study aimed to examine the associations between resting HRV and aerobic capacity, agility, neuromuscular coordination, sleep quality, and body awareness. Twenty-five male football players (mean age 20 ± 3 years) underwent HRV assessment via the Polar H10 system. Performance tests included the 20 m Shuttle Test (VO2max), Illinois Agility Test, Hexagon Test (neuromuscular coordination), and Vertical Jump Tests (muscular strength). Sleep quality and body awareness were assessed using the Pittsburgh Sleep Quality Index and Body Awareness Questionnaire. HRV Score was positively correlated with VO2max (r = 0.4, p = 0.04), while LF/HF ratio showed a negative correlation with shuttle test distance (rs=-0.52, p = 0.007). Mean RR correlated with neuromuscular coordination (r = 0.56, p = 0.004), sleep quality (r = 0.45, p = 0.024), and body awareness (rs = 0.46, p = 0.019). No significant correlations were found with muscular strength. Resting HRV is associated with key performance indicators in football players, supporting its potential use in monitoring physiological readiness and training adaptations. Future research should establish reference values and evaluate HRV-based interventions for performance enhancement.

16 January 2024 in Jornal Brasileiro de Pneumologia
Verified
Journal Article
Open access
MBMelike Mese- Buran
Melike Mese- Buran
SSSema Savci
Sema Savci
ATAylin Tanriverdi
Aylin Tanriverdi
BKBuse Ozcan Kahraman
Buse Ozcan Kahraman
DGDamla Gunduz
Damla Gunduz
CSCan Sevinc
Can Sevinc
Objectives: This study primarily aimed to investigate the clinical determinants of the Modified Incremental Step Test (MIST) in adults with non-cystic fibrosis bronchiectasis (NCFB). A secondary objective was to compare the cardiopulmonary responses after the MIST and Incremental Shuttle Walk Test (ISWT), two commonly adopted symptomlimited maximum field tests in chronic respiratory diseases. Methods: Forty- six patients with clinically stable bronchiectasis participated in this cross-sectional study. MIST and ISWT were performed to determine exercise capacity, while disease severity, fatigue, and quality of life were assessed using the Bronchiectasis Severity Index (BSI), the Fatigue Severity Scale (FSS), and St. George's Respiratory Questionnaire (SGRQ), respectively. Quadriceps muscle strength was evaluated using a hand-held dynamometer, walking speed with a wireless inertial sensing device, and the level of physical activity (steps/day) with a pedometer. Results: The BSI score, quadriceps muscle strength, daily step count, and the SGRQ total score explained 61.9% of the variance in the MIST (p < 0.001, R2 = 0.67, AR2 = 0.619). The BSI score (r = -0.412, p = 0.004), quadriceps muscle strength (r = 0.574, p = 0.001), daily step count (r = 0.523, p < 0.001), walking speed (r = 0.402, p = 0.006), FSS score (r = -0.551, p < 0.001), and SGRQ total score (r = - 0.570, p < 0.001) correlated with the MIST. The patients achieved higher heart rates (HR), HR%, desaturation, dyspnea, and leg fatigue in the MIST compared to the ISWT (p < 0.05). Conclusions: Disease severity, quadriceps muscle strength, physical activity level, and quality of life were determinants of MIST. The advantages of the MIST, including higher cardiopulmonary response than ISWT and greater portability, which facilitates its use in various settings, make MIST the preferred choice for investigating symptom-limited exercise capacity in patients with NCFB.

9 April 2023 in Türk Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Dergisi
Verified
Journal Article
Closed access
RDRabia Tuğba Durdubaş
Rabia Tuğba Durdubaş
MBMelike Mese- Buran
Melike Mese- Buran
HYHayri Baran Yosmaoğlu
Hayri Baran Yosmaoğlu
Amaç: Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de çalışmakta olan fizyoterapistlerin Kardiyopulmoner Resüsitasyon (KPR) hakkındaki bilgi düzeylerini değerlendirmekti. Yöntem: Ağustos-Ekim 2021 tarihleri arasında yürütülen kesitsel bir araştırmadır. Çalışmaya katılmayı kabul eden 164’ü (%59,63) erkek, 111’i (%40,37) kadın olmak üzere toplam 275 fizyoterapiste online anket formu gönderilerek veriler toplandı. KPR bilgi düzeyini değerlendirmek amacıyla 2010 Amerikan Kalp Cemiyeti (AHA)-ERC KPR kılavuzu rehber alınarak hazırlanan anket toplam 26 sorudan oluşmakta ve kendi kendine uygulanmaktadır. Anketin ilk bölümünde kişisel bilgileri içeren 5 soru (yaş, cinsiyet, çalıştıkları kurum, çalışma süresi vb.); ikinci bölümde KPR eğitimi ve değerinin algılanmasına yönelik 12 soru , üçüncü bölümde ise KPR ile ilgili bilgi düzeylerini ölçmeyi hedefleyen 10 soru yer almaktadır. KPR bilgi puanında 0-5 puan aralığı düşük, 6-10 puan aralığı ise yüksek olarak değerlendirildi. Sonuçlar: En çok çalışılan kurum hastane (%41,50) ve çalışma alanı ise kas-iskelet sistemi (%37,80) idi. Herhangi bir yerde kardiyak arrest (KA) vakası ile karşılaşanların oranı %28,40 iken çalışma ortamında bu oran %20,70 idi. Katılımcıların çoğu (%67,30) KPR eğitimi almıştı ancak eğitim alanlar KPR uygulama konusunda %59,50’si eğitimi, %71,90’u da kendisini yetersiz buldu. Çalışma alanı, yaş, cinsiyet ve deneyim yılına göre KPR sertifikasına sahip olma durumu ilişkili değildi(p>0,05).Hastanede çalışanların KPR sertifikası sahip olma oranı üniversitede çalışanlara göre daha yüksekti(p=0,014).Teorik KPR bilgi puanı ortalaması 5±0,12 idi, bu sonuç KPR bilgi düzeylerinin düşük olduğunu gösterdi. KPR bilgi puanı; KPR eğitimi alanlarda almayanlara göre, KPR uygulamasında kendini yeterli görenlerde de yeterli görmeyenlere göre daha yüksekti(p=0,001). Tartışma: Sonuçlarımız fizyoterapistlerin çoğunluğunun, KPR sertifikasının olduğunu fakat KPR sertifikası olanların çoğunluğunun da KPR bilgi düzeylerinin yetersiz olduğunu ve kendilerini bu konuda yetersiz hissettiklerini göstermiştir. KPR uygulamasını daha iyi değerlendirmek isteyen gelecekteki araştırmalar fizyoterapistlerin gerçek KPR yeterliliğini teorik bir değerlendirmeden ziyade uygulamalı yöntemlerle değerlendirmelidir.

30 April 2024 in Hacettepe University Faculty of Health Sciences Journal
Verified
Journal Article
Open access
PDF file
RDRabia Tuğba Durdubaş
Rabia Tuğba Durdubaş
MBMelike Mese- Buran
Melike Mese- Buran
HYHayri Baran Yosmaoğlu
Hayri Baran Yosmaoğlu
Amaç: Bu çalışmanın amacı fizyoterapi ve rehabilitasyon bölümü öğrencilerinin e-Sağlık okuryazarlığı (eSOY) düzeylerinin araştırılması ve yaşam kalitesi ile ilişkisinin incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Mart-Haziran 2021 tarihleri arasında yürütülen kesitsel araştırmaya 18-27 yaşları arasında, 146’sı kadın (%87,42 ve 21'i (%12,57) erkek toplam 167 öğrenciye online anket formu gönderilerek veriler toplandı. e- SOY düzeyi e-SOY Ölçeği ile yaşam kalitesi ise yaşam kalitesi anketinin 12 maddelik versiyonu (SF-12) ile değerlendirildi. Bulgular: Katılımcıların 146’sı kadın (%87,40) ve 21'i (%12,60) erkek öğrenci idi ve yaşları 18-27 arasındaydı. e-SOY ölçeği ortanca değeri 30 puan idi ve bu sonuç ‘nispeten yüksek’ şeklinde yorumlandı. Öğrencilerin eSOY düzeyleri cinsiyet, sınıf, kendisinde ve ailesinde kronik hastalık olup olmama durumu açısından anlamlı bir farklılık göstermedi(p>0,05). Çalışmada e-SOY ile SF-12 fiziksel bileşen puanı arasında düşük düzeyde, pozitif ve anlamlı korelasyon bulunurken (rho:0,307, p0,05). Sonuç: Öğrencilerin e-SOY düzeyinin nispeten yüksek olduğu ve yaşam kalitesi ile ilişkili olduğu görüldü. eSOY düzeyi nispeten yüksek görünse de öğrencilerin özellikle sağlık alanında eğitim aldığı düşünüldüğünde bu düzeyin geliştirilmesinin yaşam kalitesindeki iyileşme ile ilişkili olabileceği düşünülmektedir.