Gul Cavusoglu Colak

Dr. Gul Cavusoglu Colak

orcid

Research Focus & Metrics

Academic Career Length

8Years (2019-Present)

(Calculated once Scilit publication data is synced: current year − year of first publication + 1)

Representative Publications

View All Publications
27 June 2022 in Journal of Turkish Society of Obstetric and Gynecology
Verified
Journal Article
Open access
ATArzu Bilge Tekin
Arzu Bilge Tekin
MYMurat Yassa
Murat Yassa
PİPınar Birol İlter
Pınar Birol İlter
EYEmre Yavuz
Emre Yavuz
BÖBetül Önden
Betül Önden
NTNiyazi Tuğ
Niyazi Tuğ
To present coronavirus disease-2019 (COVID-19) related maternal mortality in relation to Delta and Omicron waves and to investigate the role of lung ultrasound (LUS) in estimating mortality. This retrospective cohort study was conducted in the obstetrics and gynecology clinic of a tertiary pandemic hospital between March 2020 and January 2022. The hospitalized pregnant women with COVID-19 diagnosis and maternal deaths were studied in relation with Delta and Omicron waves. The relationship between LUS scores of hospitalized patients and maternal mortality was explored. Thousand and sixty-five pregnant women were hospitalized because of COVID-19 infection. Fifty-one (4.79%) of these patients had critical sickness, 96 (9.01%) of them had severe illness, 62 (5.82%) of them were admitted to the intensive care unit and 28 (2.63%) of all hospitalized pregnant women had died. Of the 1.065 patients, 783 (73.5%) were hospitalized before the Delta wave and the maternal mortality rate was 1.28% (10/783), 243 (22.8%) were hospitalized during the Delta wave and the maternal mortality rate was 7% (17/243) [relative risk (RR)=5.478, 95% confidence interval (CI) (2.54-11.8), z=4.342, p<0.001]. During the Omicron wave 39 (3.66%) patients were hospitalized and the maternal mortality rate was 2.56% (1/39). Maternal mortality rates, according to LUS scores, were 0.37% (1/273) for LUS 0, 0.72% (2/277) for LUS 1, 2.58% (10/387) for LUS 2 and 11.72% (15/128) for LUS 3 respectively (LUS 3 vs. others; maternal mortality: RR=8.447, 95% CI (4.11-17.34), z=5.814, p<0.0001). There were no vaccinated patients in the study cohort. The maternal mortality rate was relatively high, particularly during the Delta wave at our referral center. The Delta wave, delayed vaccination and vaccine hesitancy of pregnant women might have important roles in maternal mortality. Higher LUS scores should warn clinicians of an increased risk of maternal death.

15 December 2020 in Spor ve Performans Araştırmaları Dergisi
Verified
Journal Article
Closed access
PDF file
GCGul Cavusoglu Colak
Gul Cavusoglu Colak
KAKürşat ACAR
Kürşat ACAR
Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin uzaktan eğitime yönelik görüşleri ile yaşam boyu öğrenme düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmaya Ondokuz Mayıs Üniversitesi Yaşar Doğu Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinden basit tesadüfi örneklem yöntemiyle seçilen 189’u kadın 337’si erkek olmak üzere toplamda 526 öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı olarak; Kişisel Bilgi Formu, Uzaktan Eğitime Yönelik Görüşler Ölçeği (UEYGÖ) ve Yaşam Boyu Öğrenme Ölçeği (YBÖÖ) kullanılmıştır. Verilerin istatiksel değerlendirmesinde farklılıkları ortaya koymak için ikili karşılaştırmalarda Independent samples t-test, çoklu karşılaştırmalarda ise One-Way ANOVA ve Tukey HSD testinden yararlanılmıştır. Uzaktan eğitime yönelik görüşler ölçeği ile yaşam boyu öğrenme ölçeği arasındaki ilişki ise Pearson korelasyon kat sayısı ile değerlendirilmiştir. Araştırmada UEYGÖ alt boyutları ve YBÖÖ’nin toplam puanları ikili karşılaştırmasında cinsiyet değişkeni açısından erkeklerin lehine istatiksel olarak farklılık tespit edilmiştir (p0,05). UEYGÖ alt boyutları ile YBÖÖ’nin toplam puanları ile ilişkisi incelendiğinde ise “etkinlik ve yatkınlık” alt boyutlarında pozitif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. Sonuç olarak SBF’si öğrencilerinin uzaktan eğitim ve yaşam boyu öğrenme etkinliklerine değer verdikleri, bu etkinliklere katılma ve devam ettirme çabası içinde oldukları, merak güdüsünü harekete geçiren öğrenme yaşantılarını tercih ettikleri görülmektedir.

27 January 2020 in MANAS Sosyal Araştırmalar Dergisi
Verified
Journal Article
Closed access
PDF file
GCGul Cavusoglu Colak
Gul Cavusoglu Colak
MKMenderes Kabadayı
Menderes Kabadayı
AYAli Kerim Yılmaz
Ali Kerim Yılmaz
MTMehmet Yalçın Taşmektepli̇gİl
Mehmet Yalçın Taşmektepli̇gİl
Bu çalışmanın amacı spor bilimleri fakültesinde eğitim gören öğrencilerin sporda insan haklarına ilişkin tutumlarının incelenmesidir. Çalışmaya Ondokuz Mayıs Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi, 2017-2018 öğretim yılı antrenörlük, spor yöneticiliği ve beden eğitimi öğretmenliği bölümü öğrencileri katılmıştır. Araştırma, gönüllü katılım ile yapılmıştır. Birinci sınıftan 79, ikinci sınıf 86, üçüncü sınıftan 121, dördüncü sınıftan 214, toplam 500 öğrenci araştırmaya katılmıştır. Verilerin toplanması amacıyla Sadık (2014) tarafından geliştirilen, 3 alt boyut ve 29 maddeden oluşan ‘Sporda İnsan Hakları Tutum Ölçeği’ kullanılmıştır. Normal dağılım gösteren gruplar için ANOVA testi ve t testi, normal dağılım göstermeyen gruplar için ise Mann Whitney U ve Kruskall Wallis H testleri uygulanmıştır. Sporda insan hakları alt boyutları için alınan skorlar 1. ve 2. sınıflar için daha düşük olup 3 ve 4. sınıflar için daha yüksek çıkmıştır. Ayrıca yaş grubu arttıkça alınan skorların arttığı sonucuna varılmıştır. En düşük skora sahip yaş grubunun en düşük yaş aralığına sahip olan 18 ve 20 yaş arası grup olduğu görülmüştür. Sonuç olarak bu çalışmada sporcu üniversite örgencilerinin kişilik hakları, sosyal haklar ve dayanışma hakları alt boyutlarına yönelik tutumları saptanmıştır. Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin sosyal haklar alt boyutu ortalamasının kişisel haklar ve dayanışma hakları alt boyutu ortalamasına oranla daha yüksek olmasına rağmen sporda insan haklarına ilişkin genel tutumlarının düşük olduğu görülmüştür. Buna göre, insan hakları konusunda Türkiye’de yapılması gereken birçok sosyal ve eğitime yönelik düzenlemeye ihtiyaç olduğu ortaya çıkmıştır.

27 November 2025 in Medicina
Verified
Journal Article
Open access
PDF file
GCGul Cavusoglu Colak
Gul Cavusoglu Colak
KAKevser Arkan
Kevser Arkan
İBİhsan Bağlı
İhsan Bağlı
AEAli Deniz Erkmen
Ali Deniz Erkmen
BCBerat Colak
Berat Colak
SASedat Akgol
Sedat Akgol
Background and Objectives: Epidural analgesia remains the gold standard for intrapartum pain relief; however, its influence on labor dynamics and neonatal outcomes in nulliparous women continues to be debated. This prospective cohort study aimed to investigate the effects of epidural analgesia on labor progression and neonatal outcomes among women experiencing spontaneous term labor. Materials and Methods: A total of 100 nulliparous women with singleton, cephalic pregnancies at 37–41 weeks of gestation were prospectively enrolled. Participants self-selected into either the epidural analgesia group (n = 50) or the no epidural analgesia group (n = 50) after standardized counseling on pain management options. Demographic data, labor characteristics, and neonatal outcomes, including the durations of the active and second stages of labor, the use of episiotomy or instrumental delivery, and the 1- and 5-min Apgar scores, were recorded and compared between groups. Group comparisons showed statistically significant differences when p values were below 0.05. Results: The active phase of labor was significantly longer in women receiving epidural analgesia compared with those without it, showing an approximately 60-min difference with a p value less than 0.001. The second stage was also modestly prolonged in the epidural group (p < 0.001). Although the episiotomy rate was higher among women with epidural analgesia, there were no significant differences in perineal tears or instrumental delivery. Neonatal outcomes were comparable between groups, with similar 1- and 5-min Apgar scores. Conclusions: Epidural analgesia modestly prolongs the active and second stages of labor in nulliparous women but does not adversely affect neonatal well-being. These findings support the continued use of epidural analgesia as a safe and effective option for labor pain management, providing substantial maternal comfort without compromising neonatal outcomes.

1 January 2022 in Turkish Studies-Educational Sciences
Verified
Journal Article
Closed access
ESEmine Sağlam
Emine Sağlam
SASamet Hasan Abaci
Samet Hasan Abaci
GCGul Cavusoglu Colak
Gul Cavusoglu Colak
SCSoner Cankaya
Soner Cankaya
Bu araştırma ortaokul ve İmam Hatip ortaokullarında öğrenim gören öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersi saatlerine göre obezite farkındalığı ve fiziksel aktivite durumlarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Ordu ilindeki ortaokullarda öğrenim gören öğrenciler arasından tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilmiş toplam 414 kişi (238 kız - 176 erkek) oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, Obezite Farkındalık Ölçeği (OFÖ) ve İlköğretim Öğrencileri için Fiziksel Aktivite Soru Formu (FAS) ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın yapılabilmesi için Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Etik Kurulu'ndan (karar no: 2021/238) onay alınmıştır. Verilerin istatistiksel değerlendirmesinde, normallik testi, t-testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırmada, katılımcıların cinsiyeti, anne çalışma durumu, baba mesleği, anne ve baba eğitim durumlarına göre fiziksel aktivite ve genel obezite farkındalığı toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Ortaokulda öğrenim gören öğrencilerin fiziksel aktivite, genel obezite farkındalığı ve tüm alt boyut toplam puanları İmam Hatip ortaokuluna göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin vücut kitle indekslerine göre zayıf öğrencilerin fiziksel aktivite ölçek toplam puanları obez öğrencilerden daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca, annesi üniversite mezunu olanların obezite farkındalığı alt boyutu ile babası üniversite mezunu olanların beslenme farkındalığı alt boyutu puanlarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Fiziksel aktivite ölçek toplam puanlarına göre, katılımcıların %3,9’unun inaktif ve %33,6’sının ise düşük aktiviteye sahip olduğu belirlenmiştir. Obeziteyle de yakından ilişkili olan hareketliliğin arttırılması ve obezite farkındalığının yükseltilmesi için İmam Hatip ortaokullarının müfredatında yer alan beden eğitimi ders saatinin arttırılması sağlıklı bir toplumun gelişmesine katkı sağlayacaktır.

30 June 2019 in Clinical and Experimental Health Sciences
Verified
Journal Article
Closed access
PDF file
ŞKŞeyma Karaketir
Şeyma Karaketir
SHSeyhan Hi̇di̇roglu
Seyhan Hi̇di̇roglu
CSCemal Sali̇
Cemal Sali̇
GCGul Cavusoglu Colak
Gul Cavusoglu Colak
ESElif Sasi̇
Elif Sasi̇
MKMelda Karavus
Melda Karavus
Objective: The elderly population, defined as ≥65 years old, is increasing with time in society. Depressive symptoms in old age lead to worsening of physical and cognitive abilities. This study investigated the prevalence of depressive symptoms in elderly people living in a residential home in Istanbul and factors affecting this indication. <!--[if !supportLineBreakNewLine]--> <!--[endif]--> Methods: The study was conducted in a descriptive and cross-sectional manner. The questionnaire, which included sociodemographic questions and inquiries on factors affecting depression, Geriatric Depression Scale Short Form-15 (GDS-15), and Mini-Mental test, was administered to 77 elderly people. <!--[if !supportLineBreakNewLine]--> <!--[endif]--> Results: Twenty-nine of the participants were females and 48 were males, with a mean age of 75.9 ± 8.2 years. The mean GDS-15 score of the elderly was 4.04 ± 3.42. Concerns regarding leaving the residential home, low telephone call frequency, persistent physical illness, and inability to complete self-care activities were significantly associated with depressive symptoms. <!--[if !supportLineBreakNewLine]--> <!--[endif]--> Conclusion: Depressive symptoms are common in the elderly living in residential homes. This occurrence is closely related to social support and health status. Further studies are warranted to determine if factors associated with such symptoms are risk factors for depression.