Dijital bilgi çağında, enformasyon bilgiyi, bilgi ise bilgeliği sağladığı için, veriyi işleyip enformasyona dönüştürme en temel eylemlerden birisidir. Bilgi, dönüşümün tetikleyicisi ve hızlandırıcısıdır ve bu süreçte hayatta kalabilmenin bir yolu da dijital dönüşüm sürecine uyum sağlamaktır. Bu çalışma bağlamında dijital bilgi çağında dijital toplum, dijital dönüşüm, dijital eğitim ve dijital yeterlilikler kavramı ele alınmış ve bir araştırma sentezine ulaşılmaya çalışılmıştır. Çalışma dijital toplum ve dijital dönüşüm kavramlarının merkezinde insan olduğu sonucuna varmaktadır. Dijital eğitim süreçlerinde somut ve soyut teknolojilerin birbirini tamamlayacak şekilde kullanılması gerektiği, dijital eğitimin dijital yeterlilik ve okuryazarlık ile operasyonel olabileceği ayrıca vurgulanmaktadır. Dijitalleşme doğru yorumlanmadığında sağlayacağı avantajlardan çok dezavantajlar da sağlayabilecek bir kavramdır. Dolayısıyla dijital bilgi çağında dijitalleşmeyi doğru yorumlamak, doğru anlamak ve dönüşüm sürecinde doğru bağlamda konumlandırmak son derece önemlidir.
Technological developments that have taken place in the 21st century have also affected higher education institutions. These changes have created an obligation to respond to the effects and needs of globalization. In response to these developments, the emphasis on lifelong learning and individuals who “learn how to learn” in higher education institutions has become more and more important in order to educate individuals to fulfill the needs of the century. In general, studies on topics such as the development of lifelong learning in higher education and the role of leaders are limited in Turkey. Regarding this point of view, the current study aims at examining the perceptions of sustainability leaders studying in the higher education sector in Turkey in terms of the lifelong learning provided, the strategies applied, the difficulties faced, the experiences shared, and the sustainability practiced. Therefore, the study uses a descriptive phenomenological pattern under a qualitative research method. The study group was established with maximum diversity, using a purposeful sampling technique. The study group consisted of 10 middle-level managers working at the universities in the Marmara region. The topic was discussed with the study group members in depth. In this study, the data were collected with a semi-structured interview form created by the researchers. In the analysis of data, a content analysis method was used. As a result of the research, it was found out about those observed that administrators in higher education institutions define lifelong learning in a similar way to the definitions in the literature. In addition, the strategies of administrators for lifelong learning, their views concerning their experiences, and their views on the difficulties they encountered are revealed in the research. In the last part, practical recommendations suggestions are made using with regard to the results of the research.
30 September 2020 in OPUS Uluslararası Toplum Araştırmaları Dergisi
Son yıllarda teknolojide yaşanan gelişmeler toplumları derinden etkilemektedir. Bu gelişmelerden biri olan yapay zekâ da insan yaşamında bir devrim yaratmıştır. Yapay zekânın etkilediği alanlardan biri de yükseköğretimdir. Dijital devrimin bir sonucu olarak ortaya çıkan yapay zekâ, yükseköğretime meydan okumaktadır. Bu yönüyle “Yükseköğretim kurumları yapay zekâya ne kadar hazırdır? Dijital çağın bir çıktısı olan yapay zekâ yükseköğretim kurumlarında nasıl bir devrim yaratabilecektir? Yükseköğretim liderleri yapay zekâya zihinsel ve stratejik olarak ne kadar hazırdır? Yükseköğretimde yapay zekânın etik sınırlılıkları nelerdir? Yapay zekânın öğrenci başarısını arttırmada, öğrenci kaydını kolaylaştırmada ve yükseköğretimdeki kaynakları daha iyi yönetme sürecinde faydaları ve zorlukları nelerdir?” soruları yükseköğretimde yeni bir paradigmadır. Bu sorular perspektifinde bu çalışma, yapay zekânın yükseköğretimde doğru kullanıldığında üniversiteleri güçlendirebileceği tezini öne sürmektedir. Ancak bu tezi gerçekleştirebilmesi için yükseköğretim kurumlarının araştırma, öğretim ve topluma hizmet misyonlarını devam ettirebilmesi için yükseköğretim kurumlarının kendilerini yeniden değerlendirmeye ve dönüştürmeye ihtiyaçları vardır. Günümüzde, birçok üniversite yapay zekâyı yükseköğretimde fonksiyonel olarak kullanmakta ve öğrencilerine mümkün olan en iyi eğitimi sağlamak için gerekli beceri ve bilgileri öğretmek için zaman ayırmaya ve kendilerini geliştirmeye çalışmaktadır. Bununla birlikte, eğitimcilerin ve özellikle de yükseköğretim liderlerinin ve öğretim üyelerinin yapay zekânın eğitimcileri nasıl destekleyebileceğini anlamaları bu süreçte çok önemlidir. Bu bağlamda bu makale, yapay zekânın yükseköğretimdeki rolünü sorgulamasının yanı sıra, yapay zekânın yükseköğretimdeki uygulamalarını sorgulamakta ve yükseköğretim kurumlarının yapay zekâ ile geleceğe nasıl hazırlanabileceğini iyimser bir bakış açısıyla tartışmaktadır.
23 December 2014 in Journal of History Culture and Art Research
Nitel Araştırma Yöntemleri Bilimsel Araştırma Öğretmenlerin kendi branşlarıyla ilgili değerlendirmelerini veya onların gözüyle eksik ya da hatalı yönlerini tespit edebilmek, tüketicilerin alışveriş sırasında neye daha çok önem verdiklerini, genel eğilimlerini belirleyen unsurların neler olduğunu belirlemek, insanla
30 April 2021 in Cypriot Journal of Educational Sciences
Today, internationalization is among the most important strategic goals of higher education. In this context, academicians hold a significant place in academic knowledge exchange since they constitute the key mechanism in internationalization. Despite this fact, female academicians continue to be underrepresented in the internationalization of higher education. Considering the emphasis on Sustainable Development Goal 5, which states that gender equality is the basis of sustainable development for all individuals until 2030, it is clear that women faculty members should be supported more in the internationalization process of the higher education. Further studies are required to determine how much of the inequalities experienced by women academics in terms of international academic mobility, visibility, and international publication opportunities are being transferred to international academic environment. For this reason, the present article aims to investigate the representation of female academicians in the internationalization of higher education from a feminist theory approach. Results of our study clearly indicate that there is a need for new policies in terms of the "visibility" of female faculty members in higher education in the world. Keywords: Internationalization; female academicians; gender inequality.