Semih Edis

Dr. Semih Edis

orcid

Research Focus & Metrics

Academic Career Length

6Years (2021-Present)

(Calculated once Scilit publication data is synced: current year − year of first publication + 1)

Representative Publications

View All Publications
4 August 2023 in Sustainability
Verified
Journal Article
Open access
PDF file
SESemih Edis
Semih Edis
ÖTÖzgür Burhan Timur
Özgür Burhan Timur
GTGamze Tuttu
Gamze Tuttu
İAİbrahim AYTAŞ
İbrahim AYTAŞ
CGCeyhun Göl
Ceyhun Göl
AÖAlı Uĝur Özcan
Alı Uĝur Özcan
The prioritization of preventing soil loss in Türkiye’s watersheds has become a pressing concern for planners. Numerous mathematical models are presently utilized on a global scale for soil erosion prediction. One such model is the Revised Universal Soil Loss Equation (RUSLE), commonly used to estimate average soil loss. Recently, there has been an increased emphasis on utilizing USLE/RUSLE in conjunction with Geographic Information System (GIS) technology, enabling grid-based analysis for predicting soil erosion and facilitating control measures. This study evaluates the effectiveness of erosion and flood control initiatives started in the 1970s within the Emine Creek watershed and its tributary rivers in Osmancık, Türkiye, utilizing RUSLE/GIS technologies. Two distinct maps illustrating the potential erosion risks were produced for two distinct temporal intervals, and a comparative analysis was conducted to evaluate the alterations that transpired. The implementation of various measures such as terracing, afforestation, and rehabilitation in the watershed led to a notable prediction of decreasing soil loss in the watershed. From 1970 to 2020, the rate of estimated soil loss was reduced from 417 to 256 metric tons per hectare per year, demonstrating the effectiveness of soil conservation measures in a semi-arid and weakly vegetated area at reducing potential soil loss.

15 June 2021 in Anadolu Orman Araştırmaları Dergisi
Verified
Journal Article
Closed access
PDF file
SESemih Edis
Semih Edis
İAİbrahim AYTAŞ
İbrahim AYTAŞ
AÖAlı Uĝur Özcan
Alı Uĝur Özcan
Yarı kurak ve kurak iklimlerin hakim olduğu bölgelerde en önemli arazi tahribatının başında toprak erozyonu gelmektedir. Toprak ve su koruma amacıyla gerçekleştirilecek planlamalarda en önemli aşama erozyon derecesi ve alanlarının mekânsal dağılımının belirlenmesidir. Bu sebeple İç Anadolu’da Ankara ilinin Çubuk ilçesi sınırlarında yer alan Meşeli Havzasında ICONA erozyon risk modeli kullanılarak erozyona duyarlı alanların belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla seçilen modelde eğim, jeoloji, arazi kullanımı ve arazi örtüsü katmanları kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre; havzanın %7,0’si çok düşük, %18,9’u düşük, %39,3’u orta, %21,4’ü yüksek ve %13,5’i çok yüksek derecede erozyona duyarlı alanlardan meydana gelmektedir. Havzanın kuzeyinde eğimin yüksek olduğu alanlardaki örtü kapalılığı düşük ormanlar, yüksek ve çok yüksek derecede erozyona duyarlı alanları oluşturmaktadır. Ayrıca kuru tarım ve mera alanlarında da örtü kapalılığının düşük olması havzanın erozyon risk bakımından hassasiyetini arttırmaktadır. Sonuç olarak, toprak ve su koruma amacıyla arazi yönetimi ve planlanmanın etkin yapılabilmesi için erozyon riskli alanların önceden belirlenmelidir.

2 September 2025 in Plants
Verified
Journal Article
Open access
PDF file
SUSerhat Ursavas
Serhat Ursavas
SESemih Edis
Semih Edis
Mosses are key players in semi-arid ecosystems; however, the functional roles of mosses on hydrologic buffering and water quality have hardly been assessed. In the present study, the water storage, saturation dynamics, and ion release experiment of a set of four moss species (Hypnum lacunosum, Homalothecium lutescens, Dicranum scoparium, and Tortella tortuosa) was performed by a more simplified immersion and drainage procedure with water chemistry analyses. All species reached a sorption equilibrium between 10 and 20 min, with pleurocarpous taxa retaining 20–35% more water than acrocarpous species and possessing water-holding capacities (WHCs) between 300% and 700% of dry weight. Species-specific differences in water chemistry (pH, EC, and TDS) were observed: Tortella tortuosa presented the greatest ionic flux, and Hypnum lacunosum presented little variation in pH and electrical conductivity. These findings imply that the mosses operate as micro-scale buffers regulating both water quantity and water quality, and thereby the soil stability, infiltration, and drought resilience. The combined hydrological and biogeochemical view offers a novel understanding of bryophyte ecohydrology and highlights the significance of mosses in the practice of watershed management and climate-change mitigation.

27 June 2025 in Anadolu Orman Araştırmaları Dergisi
Verified
Journal Article
Open access
PDF file
SESemih Edis
Semih Edis
SPServet Pehlivan
Servet Pehlivan
Giriş ve Hedefler Bu çalışma, Çankırı Orman Fakültesi Araştırma Ormanı’nda farklı iklim sınıflandırma yöntemleri kullanılarak iklim tiplerinin belirlenmesini ve bu tiplerin mekânsal dağılımlarının analiz edilmesini amaçlamaktadır. Araştırma ormanlarında iklimsel farklılıkların tespiti; su dengesi, toprak nemi ve ekosistem dayanıklılığı gibi orman ekosistem süreçlerinin sürdürülebilir şekilde yönetilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Yöntemler Çalışmada Thornthwaite, Erinç, Aydeniz, Köppen, Trewartha ve De Martonne sınıflandırma yöntemleri uygulanarak, araştırma ormanına ait iklim tipleri belirlenmiştir. Elde edilen sınıflandırma sonuçları, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve jeoistatistiksel modelleme teknikleri (özellikle ordinary kriging) kullanılarak mekânsal olarak haritalanmıştır. Bulgular Elde edilen sonuçlara göre, araştırma ormanının kuzeybatı ve güneybatı kesimlerinde su açığının belirgin olduğu yarı kurak–az nemli iklim tipleri; merkez ve doğu kesimlerinde ise su fazlasının sürdüğü yarı nemli iklim tipleri hâkimdir. Thornthwaite ve Erinç yöntemleri, su dengesi açısından duyarlı bölgelerin tespiti konusunda öne çıkarken; Trewartha sınıflaması, yüksek rakımlı bölgelerde kar örtüsü ve su tutma kapasitesine yönelik potansiyeli belirlemede etkili olmuştur. Aydeniz ve De Martonne yöntemleri ise mikroklimatik geçiş zonlarını başarılı biçimde yansıtmıştır. Sonuçlar Araştırma ormanında belirlenen iklimsel farklılıkların, orman ekosistemlerinin su tutma kapasitesi, toprak nem durumu ve büyüme periyotları üzerinde doğrudan etkili olduğu görülmüştür. Bu bağlamda, yarı kurak alanlarda su açığı riskine karşı silvikültürel müdahalelerin artırılması; yarı nemli alanlarda ise toprak neminin korunması ve su tutma kapasitesinin yükseltilmesine yönelik ormancılık uygulamalarının güçlendirilmesi önerilmektedir.

5 December 2024 in Anatolian Bryology
Verified
Journal Article
Open access
PDF file
SUSerhat Ursavaş
Serhat Ursavaş
SESemih Edis
Semih Edis
This research investigated the environmental and topographical variables influencing the distribution of moss, utilizing data from 455 sampling locations in the Çankırı-Eldivan Mountain region. Logistic regression analysis results indicated that the primary determinants of moss presence were elevation, mean temperature, and slope. Elevation positively influences moss presence, whereas mean temperature negatively affects it. Slope, conversely, positively influenced moss habitats by enhancing water retention and soil stability. Despite the limited impact of the aspect, surfaces oriented towards the north and east were more advantageous. The total precipitation positively influenced moss presence; however, this effect was eclipsed by elevation. These findings significantly enhance the comprehension of mosses' ecological tolerance and reliance on environmental variables. The research underscores critical environmental variables influencing moss distribution and establishes a foundation for natural resource management, biodiversity conservation strategies, and evaluation of climate change impacts. Future research should investigate anthropogenic influences on moss distribution more comprehensively and employ molecular ecological techniques.

16 May 2022 in Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi
Verified
Journal Article
Open access
PDF file
SESemih Edis
Semih Edis
GTGamze Tuttu
Gamze Tuttu
İAİbrahim AYTAŞ
İbrahim AYTAŞ
UTUğur Tuttu
Uğur Tuttu
AÖAlı Uĝur Özcan
Alı Uĝur Özcan
Akarsu kıyı bölgeleri sahip; oldukları bitki örtüsü nedeniyle mecra erozyonunu önleme, kıyı stabilizasyonunu sağlama, yaban hayvanları için beslenme ve barınma, habitatlar arasında göç yolları ve durak noktaları olarak hizmet etmektedir. Riparian zondaki antropojenik etkiler, yukarı havzalardan alt havzalara kadar topoğrafyada ve arazi kullanma türünde önemli değişikliğe neden olmaktadır. Bu çalışmada Çankırı'da yer alan Acıçay'ın üç farklı dere kıyısı zonunda (0-60m-Zon 1, 60-120m-Zon 2, 120-180m- Zon 3) meydana gelen zamansal ve mekânsal arazi kullanım değişimlerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaçla 2008-2021 yılları arasını kapsayan çalışmada Sentinel 2 uydu görüntüsü ve orto foto görüntüleri kullanılmış ve arazi gözlem noktalarında bitki türleri tespit edilmiştir. Çalışma alanında akarsu koridoru boyunca en çok tespit edilen odunsu türler Tamarix smyrnensis Bunge ve Elaeagnus angustifolia L. olarak belirlenmiştir. Coğrafi bilgi sistemleri yardımıyla ortaya çıkan arazi kullanma türü değişikliği sonuçlara göre, birinci zonda akarsu yatağı alanlarında 6.2’ha, akarsu kenarı vejetasyonu alanlarında 9.9 ha, mera alanlarında 1.5 ha azalma saptanmıştır. Buna karşılık tarım, yerleşim ve diğer alanlarda artış belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre akarsu kenarı vejetasyonu alanlarının en çok 0-60m’lik zonda tahribata uğradığı belirlenmiştir.